Yalihuyuk.com – Konya

Kutlu insanın doğumu – 2

Rahman olan, Rahim olan, Hadi olan, Bedi olan, Reşid olan, Yüce Allah’ın isimleriyle geçen hafta kaldığımız yerden devam edelim inşaallah…

08 Nisan 2007 - 22:35 'de eklendi ve 241 kez görüntülendi.
Kutlu insanın doğumu – 2

Rahman olan, Rahim olan, Hadi olan, Bedi olan, Reşid olan, Yüce Allah’ın isimleriyle geçen hafta kaldığımız yerden devam edelim inşaallah…

Hükümdar sarayının o sapa sağlam burçlarından  on dördünün çatırdayarak yıkılması, Kureyş müşriklerinin  kabeyi putlarla karanlıklara boğmuş ve tevhit temsilcisi Resulü Kibri-ya’nın doğumuyla bu putların Allah’ın kudretiyle yerlere yıkılması. Istahrabat’ta bin seneden beri yanmakta olan Mecusilerin ateş yığınlarının sönmesi. Tasdik edilen meşhur  sava (Taberiye)  gölünün bir anda kuruması. Şarkı ve garbı  küçük bir oda gibi aydınlatan bir nurun görülmesi gibi olaylar Hz.Peygamberimiz (sav) Efendimizin doğduğu gece  tecelli etmiştir. Hz. Peygamber (sav) Efendimiz Mekke deki mütevazı evin ışığıyla, bereketiyle, gülüydü, ‘ Ve gül Peygamberimiz (sav)’in sembolüdür. O terlediğinde gül gibi kokarmış. Bu sebeple gül kok-larken Peygamberimizi hatırlamalı Ona  binlerce selatu selamlar getirmeli göndermeliyiz.

Hz.Amine Medine de Hz. Peygamberin (sav) babası Abdullah’ın mezarını ziyaret edip bir ay kaldıktan sonra, Mekke’ye dönmeye karar verdiler.

Çöl seccadesinde üç yolcu Hz.Amine, şanlı evladı  Muhammed Mustafa (sav) ve Ümm-i Eymen henüz yolu yarılamamışlardı ki Hz. Amine rahatsızlandı ve aniden yere yıkılıverdi. Halsiz bir şekilde yerde yatıyordu. Hz.Peygamberimiz (sav) annesine nasılsınız “Anneciğim” diye sorunca hastalığının ağırlığını hissettirmemek için “ iyiyim canım oğlum ”, bir şeyim yok diye cevap verdi. Bir kaç kelimeden sonra kendinden geçti. Hz.Amine, hastalıktan kurtulama-yacağını anlamıştı. Son olarak, nur yüzlü yavrusuna ayrılık ve hasretin verdiği duygu içinde baktı, ellerini doya doya kokladı ve dilinden şu cümleler döküldü.

Ey ölüm okundan Allah (cc) ’ın yardım ve ihsanıyla yüz deve karşılığında kurtulan zatın oğlu; Allah (cc) tarafından insanoğluna helal ve haramı bildirmek üzere Peygamber olarak gönderileceksin, acıklı ve gelecekten haber veren bu sözlerden sonra Hz .Amine’nin gözleri kaydı ve ruhunu Yüce Allah (cc) ’a teslim etti.

Yer Mekke ile Medine arasında bulunan Evba köyü,tarih miladi 576 sevgili peygamberi-miz (sav) ile Ümm-i Eymen donakalmışlardı,adeta dilleri tutulmuştu. Konuşan sadece kainatın efendisinin gözyaşlarıydı. Ümm-i Eymen üzülme ağlama canım Muhammed’im dedi. “ Canda onun malda onun, hepsi bize emanet. Emaneti nasıl vermişse öyle alır. ” Yüce Allah (cc) dedi. Peygamberimiz (sav) derin bir iç çektikten sonra; Bende biliyorum.Onun hükmüne her zaman boyun eğerim. Fakat anne yüzü unutulmayacak bir yüzdür. Sonra kendini toparladı ve gözyaş-larını silerek Ümm-i Eymen’e haydi o emaneti sahibine (toprağa) teslim edelim ki rahat etsin” buyurdular ve orada toprağın bağrına tevdi ettiler Hz.Amine’ye. Nur yüzlü kainatın efendisi artık babadan yetim anneden öksüzdü. Fakat onun hakiki muhafızı ve hamisi vardı ki her türlü sıkıntı ve tehlikeden kurtaracaktı. “ O seni yetim bulup(amcan Ebu Talip’in) yanında bulun-durmadı mı? ”( Duha 93/6 Kur’an Mesaji Muhammed ESED C.3.S1279) ayeti kerimesi Peygamberimiz (sav)in halini anlatmakta idi. Kainat bahçesinin gülü olan Hz.Muhammed (sav) sevgi için yaratılmış, sevgi ile yaratılmış bütün varlıkların yaratılmasına sebep olmuştur. Hayatı boyunca bizim için yanıp tutuşan Miraç’ta Rabbimizden sadece bizim af ve mağfiretimizi dileyen, kıyamet gününde de bize şefaatçi olacağını müjdeleyen sevgili peygamberimiz Hz.Muhammed (sav)mi sevmek, onun bize emanet olarak bıraktığı kitap ve sünnete sarılmak, takip ettiği aydınlık yolda yürümekle olur.O yeni bir medeniyet inşa etmiştir,o da İslam Medeniyeti’dir. Bu medeniyet mimariden tıbba,felsefeden astronomiye, hukuktan siyasete, ahlaktan estetiğe kadar tüm konularda söz sahibi olmuştu. Fakat ne yazık ki bugün insanlık medeniyetine kaynaklık eden Hz.Kur’an’dan ve Hz.Peygamberin tesis ettiği o yüce değerlerden yüz çevirmesi sonucu tekrar o eşsiz insanın doğumundan önceki cehalet bataklığına saplanmaya doğru yol alınmaktadır. Güçlü güçsüzü ezmekte, insanlar birinci, ikinci, üçüncü sınıf muamelesi görmekte kandı sömürülmekte, rüşvet, soygunculuk aşikare yapılmakta, bu aziz şehit-lerin kanıyla sulanmış olan vatanımızda ırkçılık ve kabilecilik taassubundan, dil taassubundan dolayı kan dökülmekte, bu haliyle uzay çağı diye nitelendirdiğimiz asırla,o cahiliye devri insan-ları arasında ne fark vardır ? O halde deriz ki; nasıl dün insanlık Hz.Muhammed’in (sav) daveti ve islamın nuru sayesinde aydınlığa kavuşup, onun getirdiği prensiplere uyup, insan ve Müslüman olmanın derin hazzını yaşadı ise, günümüz insanı da onun davetine ve getirdiği Kur’an’ın direktifine kulak verip benliğine sindirmekle gerçek mutluluğa erişir. Oysa ki bizim ecdadımız ve devlet ricalimiz o yüce insanı başlarına taç etmeleri, yolunda gitmeyi onur bilmeleri sayesinde 600 Yıldan fazla bir süre dünyaya hükmetmiş ve dünyanın en muazzam medeniyetlerinden birini kurmuştur. Bizlerde  yüce bir millet olarak ahlakta layık olduğumuz noktaya gelmek istiyorsak ki istiyoruz öyleyse Hz.Peygamberimiz (sav)’i tanımalıyız ve o eşsiz insanın safının insanı olmalıyız. Çünkü  şairin dediği gibi: “ Muhammed bir insandır, fakat diğer insanlar gibi değil, tıpkı Yakut’ta bir taş olup diğer taşlara benzemediği gibi.” Her gününüz Muhammedi olsun Dualarınız da bu garip için olsun. Haftaya devamı için görüşünceye dek hoşça kalın dostça kalın…
 
Yusuf ÇAKICI – Yalıhüyük / KONYA

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER