Yalihuyuk.com – Konya

Hayatın ışığı dua yada müminin silahı

Rahman olan, Rahim olan, Hafıd olan, Rafi olan, Mu’ız olan, Müzil olan, Semi olan Yüce Allah (cc)’ın isimleriyle  başlayalım ‘ Duâ ’ konusuna…

18 Haziran 2007 - 11:36 'de eklendi ve 230 kez görüntülendi.
Hayatın ışığı dua yada müminin silahı

Rahman olan, Rahim olan, Hafıd olan, Rafi olan, Mu’ız olan, Müzil olan, Semi olan Yüce Allah (cc)’ın isimleriyle  başlayalım ‘ Duâ ’ konusuna…

DUÂ: Çağırmak, seslenmek, istemek, yardım talep etmek manasındaki da’vet ve da’ve kelimeleri gibi mastar olup, küçükten büyüğe, aşağıdan yukarıya iletilen ulaştırılan talep istek anlamında isim olarak da kullanılır. İslam literatüründe ise Allah (cc)’ın yüceliği karşısında  aczini itiraf etmesini, sevgi ve ta’zim duyguları içinde lütuf ve yardımını dilemesini ifade eder. (Duâ Bilinci Hasan EKER)

Duânın ana hedefi insanın meramını, dileğini, halini Allah’(cc)’a arz etmesi ve ona affını niyazda bulunması olduğuna göre duâ  kul ile Rabbisi arasında bir diyaloğ anlamını da taşır. Bir başka deyimle duâ sınırlı, sonlu ve aciz olan varlığın sınırsız ve sonsuz  kudret sahibi ile kurdu-ğu tabiri caizse sırat köprüsüdür. (İslam Ansiklopedisi c 9.s 529)

Kısacası duâ kişinin kendisini Rabbisinin karşısında acz içerisinde taleplerini  O’na arz etmesidir ki bu da bir ibadettir.Zaten İbadet kelimesi  de abd kökünden olup bir varlığa boyun eğmek manalarını ihtiva eder.

Duânın muhtevasını ve duâ edenin iç dünyasını  yansıtan dış şekiller duânın bir parçası sayılır. Ayakta durma, diz çökme, eğilme, secde etme, başını eğme, ellerini gök yüzüne doğra kaldırma, iki yana açma, kavuşturma, kenetleme, gözleri yukarıya dikme, elleri birbirine vurma, başın açık veya örtülü olması, vücudun bir yere yönelmesi gibi hareketler duâ esnasında görülen farklı davranışlardır. Duâ Allah (cc) ile kulu arasında bir iletişimdir. Allah(cc)’ın büyüklüğünü derinden düşünmek duâ sayılmaz. Fakat bu derin  düşünce, aşk ve imandan bir öz ile yoldaş olarak gerçekleşiyorsa işte o zaman duâ olur. (Carrel, Alexis, duâ)

Başımız dara düşünce, sıkıntılı anlarda ve çaresizlik içerisinde iken, hemen hemen hepi-miz duâ ederiz, yakarırız Yüce Yaradanımıza, yardım isteriz O' ndan. Zira biliriz ki, gerçek sevenimiz dostumuz, karşılık beklemeden verdiği nimetlerin sahibi daima bizimledir ve diledik-lerimizi asla geri çevirmez. Tabi sadece duâ etmek yetmez, bir acı sigara teklif edene virgül gibi bükülerek bin bir teşekkür eden insanoğlu, onu yoktan var eden, şekil veren, rızık veren, yaratılmışların en şereflisi vasfına nail kılana kavuşabilmek için emek sarf etmemiz, çaba harcamamız gerekir ve ancak o zaman Allah(cc)'ın rızasını kazanarak mümkün olur istenilenler. Bu demek değildir duâ etmekten vazgeçelim asla  ve asla duâya devam edelim. Çünkü duâ  sadece sıkıntıdayken değil, her nimet için şükrederek yalvarılırsa  Yüce Yaratıcıya o zaman  ruhlar tazelenir, yürekler aydınlanır. Çünkü duâyla inanç, yapışık ikizler gibidir tüm doktorlar gelseler de ameliyat edip ayırtamazlar haaaa.. Yüce Allah (cc) “ Rabbiniz buyuruyor ki: ‘Bana duâ edin, duânızı kabul edeyim. Bana kulluk etmeye tenezzül etmeyenler, mutlaka aşağılanmış olarak cehenneme gideceklerdir! (Gafir 40/60 Kur’an Mesaji Muhammed ESAD c3.s 965)

Duâ, müminin gören gözü, işiten kulağı, tutan eli, gülen yüzü, helale koşan ayağı, Hakk’a yönelen kalbi, zikreden dili ve fikreden beynidir.Duâ, kulluğun en güzel ifadesidir.Kalp onunla safa ve vefa bulur ve yumuşar. Duâ belalara karşı kalkandır, daralan ruhlara genişliktir, faniliğe ebediliktir, çölleşen maneviyat tarlalarına ilahi rahmetin sağnak sağnak yağmasıdır. Ölümü bekleyen hastalara şifadır. Duânın temelinde Allah (cc)’a sadakat ve güven vardır. Duânın makbulünü Allah (cc)’ın cömertliğinde, reddini günahlarımızda aramalıyız haaaaa… Duâ eden insanın öncelikle yapması gerekenleri yerine getirmesi, ardından tevekkül etmesi gerekir. Tevekkül etmeden. Onun yolunda yürümeden Yüce Allah (cc)’tan nimet ve ihsan beklemek doğru değildir. Toprağın mahsul verebilmesi için onun sürülmesi, ekilmesi, gübrelenmesi ve sulanması gerekir. Bunları yapmadan ürün beklemek hangi yüze ve gönüle sığar. Böyle davranmak tevekkül değil aksine miskinliktir, aczi yettir. Hz. Peygamber (sav)  müminler güçleri nispetinde Rabbimize kulak edip sonrasını  Allah (cc)’a bırakmamızı önermiştir. Bir bedevinin Hz. Peygamber (sav)’e gelerek Ya Rasûlallah! Devemi çölde bırakıp tevekkül ediyorum!’ demişti. Hz. Peygamber (sav)’de cevaben hayır  deveni bağla ondan sonra tevekkül et! diyerek onu ikaz etmiştir. Konumuz tevekkül olmamasına rağmen, duânın tevekkülle yakın bir ilişkisi olmasından dolayı bu meseleye değinmeyi de gerekli gördüm.  Hz. Peygamber (sav) duâyı hayatının her anında yaşam şartı ve olmazsa olmazdan saymıştır. Yeryüzüne O’nun kadar duâ eden bir başka insan gelmemiştir. Oysa o ‘ İSMET ’ sıfatına haizdi. Yani günah işlemezdi. Böyle olduğu halde duâ ikliminden uzak durmamıştır. Ona göre “ İbadetin en üstünü duâdır. ” “ Duâ ibadetin ta kendisidir.” “Duâ, ibadetin özüdür. ” O Rahmet, Şefkat, Merhamet Peygamberi böyle yaparken biz günahkâr kullar, aciz kullar, hayatımızın her saati yalanla, dolanla, içkiyle, kumarla, gıybetle, çekememezlikle, fuhuşla, dinine, diyanetine, ezanına, bayrağına karşı saygı-sızlıkla geçirmekte olanlar, nasıl olur da Allah (cc)’a yalvarıp, yakarmaz, affımızı dilemeyiz. O, Rabbinden kendisi için güzel ahlâk ve salih amel dışında fazla bir şey istemezdi. İstekleri hep ahir zaman ümmeti olan bizlerin sadece ve sadece kurtuluşuna dairdi…

Hiç şüphesiz insan duâsıyla değerlidir, okkalıdır. Yoksa  bir şahadetle iş bitmiyor şahadet getirdikten sonra İslam gemisine binmiş olur.O geminin Kanunu olan Hz. Kur’an’ın, ve kaptanı olan Hz.Muhammed Mustafa (sav)’in emirlerini yerine getirmekle mükelleftir asla ve asla taviz veremez.Verdiği taviz geçersizdir. Aksi halde gemiyide gemidekileride kendisi gibi suların derinliklerine batırır. İnsan Allah (cc) ile tanışık ve barışık olmanın, dost olmanın ve ona kul olmanın şerefi için duâ etmeli, duâ ile iç içe olmalı. Yoksa sadece 70 – 80 kilo ağırlığında içi boş bir tulum olup o da dünya kapısının kapanıp kabir denilen ilahi divanın kapısından girdikten sonra kokup ve çürüyen bir cisim kalır. Bu da bir “ HİÇTİR ” Oysa İnsan Rabbisine yakınlığı nispetinde “ İNSANDIR – ADAMDIR!.. ”

Duâ ümitsizliklere ümit, dertlere tesellidir. Kuşkuları inanca, karanlığı aydınlığa, üzüntüleri sevince tebdil eder. Katranlaşmış tenimize can, körelen gözlerinize fer, çirkinliklere örtü, dine, imana, NAMAZ’a, EZAN’a müslümanlara düşmanlığı sevgiye çeviren karedir, açıdır.İnanan kalplerde iman ve mağfirettir duâ…Duâ günahlarla kirlenen kalplerimizin cilasıdır. Dua Rahmettir, ihsandır, berekettir, şefkattir, merhamettir, lütuftur, servettir, manevi huzurdur. Haftaya devam etmek üzere. Görüşünceye dek hoşça kalın duâlarla kalın Tabiiii Hayırlı Duâlarla kalın…
 
Yusuf ÇAKICI – Yalıhüyük / KONYA

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER