Yalihuyuk.com – Konya

Hüzünlü ve kederli bayram…

Yüce Allah (cc)’ın bir çok yönü ile mübarek kıldığı, Rahmet ve mağfiret ayı olan bir Ramazan-ı şerif’i daha milletçe geride bıraktık. Rahmet ve mağfiret ayı olan Ramazanı, oruçla, teravihle, mukabelelerle, zekat ve sadakalarla, içinde bin aydan daha hayırlı Kadir gecesi ile dolu dolu yaşadığımız bu ayın arkasından sevinç ve neşe günü olan bayrama hüzünlü, kederli, olarak kavuşmuş bulunmaktayız.

15 Ekim 2007 - 14:42 'de eklendi ve 126 kez görüntülendi.
Hüzünlü ve kederli bayram…

Yüce Allah (cc)’ın bir çok yönü ile mübarek kıldığı, Rahmet ve mağfiret ayı olan bir Ramazan-ı şerif’i daha milletçe geride bıraktık. Rahmet ve mağfiret ayı olan Ramazanı, oruçla, teravihle, mukabelelerle, zekat ve sadakalarla, içinde bin aydan daha hayırlı Kadir gecesi ile dolu dolu yaşadığımız bu ayın arkasından sevinç ve neşe günü olan bayrama hüzünlü, kederli, olarak kavuşmuş bulunmaktayız.

Yüce Rabbimiz bir ayeti kerimede biz şerefli kulları için şöyle buyurmaktadır. “ Gerçek şu ki, Allah’a teslim olmuş bütün erkekler ve kadınlar,kendilerini adamış bütün erkekler  ve kadınlar,sözlerine sadık bütün erkekler ve kadınlar,sıkıntılara göğüs geren bütün erkekler ve kadınlar,(Allah’ın karşısında) güçsüzlüğünü anlayan bütün erkekler ve kadınlar,karşılıksız yardımda bulunan bütün erkekler ve kadınlar, nefislerini kontrol eden bütün erkekler ve kadınlar,iffetleri (Lafzen,kendi uzuvlarına sahip olan erkekler ve kendilerini koruyan kadınlar)  üzerine titreyen bütün erkekler ve kadınlar ve Allah’ı durmaksızın anan bütün erkekler ve kadınlar için (Evet,) bunların tümü için Allah, mağfiret ve büyük bir mükafat hazırlamıştır. (Ahzab 33/35 Kur’an Mesaji Meal- Tefsir Muhammed ESED C.1.S.858)
  
Yaratılmışların en şereflisi olan insan, Allah (cc)’ın rızasına uygun olarak yaşamaya gayret eder. Bu gayret onun yaşamının her ânında, bütün bir ömür boyu sürer.
  
İslâm’ın, sadece Ramazan ayına mahsus bir yaşantı biçimi olmadığını hepimiz biliyoruz. Dolayısıyla, Ramazanda kazandığımız yardımlaşma, dayanışma, sevgi ve kardeşlik duygularını yıl boyu  devam ettirmeliyiz.  Başta namaz olmak üzere tüm ibadetlerimize Ramazan ayında olduğu gibi özen göstermeli, ramazan ayı bitti diyerek gevşeklik göstererek ibadet ve taatlarimizi aksatmak, ihmal etmek, ey ramazan sana uğurlar olsun seneye buluşmak dileğiyle ara vermek  İslam da Ramazanın bitmesi ile terk edilecek özellikler değildir. Çünkü  bu ayda kazandıklarımızın bütün güzellikleri ile, yılın 365 günü yaşamımızın tamamını kuşatmalıdır.
  
Derken sevinçlede  olsa,  hüzünlede olsa,  Şeker bayramımı, Ramazan  bayramımı yoksa keder bayramımı düşünceleriyle kim ne kabul ederse etsin bir bayrama daha  idrak ettik.
        
Şeker bayramı dedim : Çünkü Oruç kendisine farz olduğu halde nefsani arzuların esiri olarak oruç tutmayan, namaz dinin direğidir o direği kesip atanlar için şeker bayramı,
       
Bunlara inat nefsini kulumun kulu olduğu kabul ederek, gecesini ve gündüzünü  HİRA edip oruçlarla – namaz + 20 artışla, hayırla – hasenatla süsleyenlerin ise RAMAZAN BAYRAMI,
  
Fakat yıllardır başımızın belası olan Terörün  getirdiği özellikle Peygamber (sav) Efendimiz dönemindeki CAHİLİYE  MÜŞRİKLERİ !..   bile üç aylar dediğimiz Recep – Şaban – Ramazan aylarında her türlü kötülükleri yapmaktan utananlardan daha aşağı olan hadsizlerin maalesef imanlı irfanlı mütedeyyin insanların bayramını da hüzünlü- sıkıntılı ve kederli kılmışlardır.  Amma unutmamalıyız ki;  şairin dediği gibi ;
 
Mehmed'im sevinin başlar yüksekte;
  
Ölsek de sevinin, eve dönsek de.
  
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte…
  
Yarın elbet bizim, elbet bizimdir.
  
Gün doğmuş, gün batmış ebed bizimdir.
  
Bu imanla, bu şuurla bu dizileriyle aziz vatanımızın bölünmez bütünlüğüne göz dikenlere verilecek bir çakıl taşımızın bile olmadığını vurgularken ne acı ki;   19.01.2007 tarihinde (hak edilmeyen ölümün her çeşidini kınıyorum.) OGUS Gazetesinin Yayın Yönetmeni  Hrant  Dink için güya Türkiye’yi – Bayrağı seven sahtecilerin kara gözlükleriyle- kara elbiseleriyle sokakları çöp bidonları gibi kirletenlerin  hep bir ağızdan seslerinin bilmem nerelerinden çıkarırcasına kendi lisanlarıyla hepimiz ermeniyiz diyerek  imanlı –  irfanlı –  mütedeyyin insanların  huzurlarını kaçırırcasına bağıranlar, cahiliye müşriklerin bile hürmet ettiği mübarek üç aylardan olan ramazan ayının  07.10.2007 gününde, davullu zurnalı  aminli şekilde  uğurlanan vatan evlatlarımız. Anacığım – babacığım – yavrucuğum –  ben askere gidiyorum haklarınızı helal eyleyin, Vatan Canım Sana Feda olsun sedalarıyla bağırarak Gabar Dağında  görev yapan  07  EKİM 2007 tarihinde haince 15 adet vatan evladımızı  anasından, babasından, sevgilisinden, eşinden çocuğundan ayrı bırakanlar,  15 yıl önce Şırnak'ta şehit düşen oğlu Ali Aktı'nın fotoğrafını ve Türk bayrağı taşıyan Münevver Aktı, uzun süre gözyaşı dökerek Bugün babasız birçok yavrunun bayram yaptığını belirten şehit annesi, Bu yavrular ölmesin. Ben oğlumu yavan ekmekle büyüttüm. Yağı, zeytini, peyniri bir arada görmedi. Şırnak'a gittiğinin 53. günü şahadet haberi geldi. Bizim çocuklarımız doğuda şehit oluyor. Kimse yok mu ? diyerek feryad eden  anne için,kaç kara gözlüklü – kara elbiseli  veya  kendilerini sanatçı diye tanıtan kültürden anlamayanların kaçı, insanların saçı – sakalı – başörtüsüyle uğraşanların kaçı, ceplerinden bir şeyler eksik olunca yollara dökülenlerin kaçı veya bunlara çanak  çömlek olan TV kanallarının kaçı, bir zamanlar cami avlularında şehitler ölmez vatan bölünmez sloganlarını atıp zamanı geldiğinde susanlar, bu vatan için , bayrak için canlarını feda eden evlatlarımız – şehitlerimiz için neredeydiler, ellerinde kendilerini öyle düşünenler hepimiz ermeniyiz, ölmeye öldürmeye yemin edenlerin nasıl yüzleri olduğu belli olmayanları görünce maalesef benim için bu bayram gerçekten kederli – hüzünlü ve üzüntülü geçmiştir. Onlara tavsiyem kalplerinin yumuşaması için:

http://haber.mynet.com/detail_news/?type=Actuel&id=O1191776870382&date=07Ekim2007&video=mms%3A%2F%2Fhaberav%2Emynet%2Ecom%2Fhv%2Fsehitevi%5Fsirnak65%2Ewmv

bu adresi açıp gözlüksüz olarak bir kere, bir daha, bir daha yerlerde sürünen annenin, kardeşi  için koşan 10-11 yaşındaki küçük kız evladının, ayakta zor duran babaların feryatlarını, hüzünlü bile olan ambulans seslerini  izlemelerini tavsiye ediyorum…  Çünkü Milli birlik ve beraberliğin ne kadar önemli olduğu bir kere daha kanıtlanacaktır. Yoksa  Emekli din görevlisi Ömer Osman Yener, “Can yakanların canını sen yak, kan dökenlerin kanını sen dök Yarabbi. Bu işin sonunu getir Allah'ım. Davul zurnayla gönderdiğimiz evlatlarımız, bayrağa sarılı tabutlarla gelmesin. Anneler, babalar, ablalar, çocuklar, ağlamasın. Eşler mağdur olmasın, yavrular matemlerini tutmasın ” diye duâ ettiğine (Haber.Com) bende  bizlerde katılmaktayız.
  
Bu vesileyle Vatanı Bayrağı için canlarını seve seve feda eten bütün şehitlerimize Yüce Allah (cc)’dan Rahmet, kederli anne – baba, boynu bükük eş, mahzun yetim kalan çocukların bayram etme haklarını ellerinden alan terör belasından vatanımızı milletimizi muhafaza etmesini niyaz ederken, Görüşünceye dek hoşça kalın dostça kalın!..

Yusuf ÇAKICI – Yalıhüyük /KONYA

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER