Yalihuyuk.com – Konya

Hicreti Nebi (sav) 622

Hicret kelimesi sözlükte terk etmek, ayrılmak, bir yeri terk ederek başka bir yere göç etmek anlamına gelmesiyle birlikte; ilgisini kesmek anlamına gelen hecr (hicran) mastarından isim alan hicret kişinin herhangi bir şeyden bedenen, lisanen veya kalben ayrılıp uzaklaşması demektir…

06 Ocak 2008 - 13:21 'de eklendi ve 268 kez görüntülendi.
Hicreti Nebi (sav) 622

Hicret kelimesi sözlükte terk etmek, ayrılmak, bir yeri terk ederek başka bir yere göç etmek anlamına gelmesiyle birlikte; ilgisini kesmek anlamına gelen hecr (hicran) mastarından isim alan hicret kişinin herhangi bir şeyden bedenen, lisanen veya kalben ayrılıp uzaklaşması demektir…

Istılahta ise, özel olarak Hz.Peygamber (sav)’in ve Mekkeli Müslümanların Medine’ye göçüne, genelde ise, gayr-i müslim bir ülkeden (darulharp) İslam ülkesine göç etmeyi ifade eder. Kur’an-ı Kerimde Hicret kelimesi yer almamakla birlikte otuz bir yerde

“ HECR ” kökünden gelen çeşitli türevlerin geçtiği görülür. Bunlardan bir kaçı şöyle:

Kur’an-ı terk etmek: “ Ve o gün Resul “Ey Rabbim” diyecek, kavmimden bazıları bu Kur’an-ı gözden çıkarılacak bir şey olarak gördü!”(Kur’an Mesajı Meal Tefsir Muham- med ESED c.2.s.731 Furkan 25/30) Kötü şeyleri terk etmek: “Ve bütün pisliklerden kaçın!” (Kur’an Mesajı Meal Tefsir Muhammed ESED c.3.s.1204 Müddessir 74/5) Allah uğrunda başka bir yere göç etmek: “Ve Rableri onların dualarını şöyle cevaplar: İster erkek, ister kadın olsun,benim yolumda çaba gösterenlerden hiç kimsenin çabasını boşa çıkarmayacağım:Çünkü hepiniz birbirinizin soyundan gelirsiniz.Zulüm ve kötülük diyarından kaçanlara,yurtlarından sürünenlere, benim yolumda eziyet çekenlere ve bu yolda savaşıp öldürülenlere gelince; onların kötülüklerini mutlaka sileceğim ve onları, Allah’tan bir mükafat olarak,içinden ırmaklar akan has bahçelere sokacağım.Zira müka fatların en güzeli, Allah katında olanıdır.” (Kur’an Mesajı Meal Tefsir Muhammed ESED c.1.s.130 Al-i İmran3/195)
Kur’an-ı Kerim, Hz.Peygamber (sav)’den önceki dönemlerden de Peygamberlerin ve onlara inanan insanların kafirlerce hicret etmeye zorlandıklarından ve bunların inançları uğruna yurtlarını bırakıp başka yerlere gittiklerinden bahsedildiği gibi, Hicret bu ümmete has bir şey de değildir.O Mukaddes yürüyüş Hz.Adem (as)’ ile başlar,O’nun Cennetten dünyaya hicreti ile süren ve Hz.İbrahim (as)’la birlikte Filistin’e kadar hicrete katılan Hz.Lut (as),Hz. Şuayb, Hz.Musa (as) ki, Mısırdan yola çıkardığı israiloğullarını göç ettirmeyi başarmış, peşlerine düşen Firavun ve ordusu ise denizde boğuldukları yer aldığı malumunuzdur. Hicrette ortaya çıkan en önemli durum şüphesiz müslümanların bir yurt edinmiş olmalarıdır.Maruz kaldık-ları haksız zulüm yüzünden Habeşistan’a göç eden Müslümanlar bu defa ana yurtlarıyla ilgi-lerini tamamen keserek Medine’ye hicret etmişlerdir.(Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklo-pedisi c.17s 458) Bu miras maalesef günümüz imanlı irfanlı şuurlu Müslümanların hayatı da hicretle şereflenmiştir. Halbuki; Firavun öldü, ancak zihniyeti devam ediyor ve ettiriliyor… Sezar de öldü. Ne var ki zihin yapısını 21.asra taşıyan zihniyet sahipleri hala sağlar…Nemrut da çoktan öldü. Ne var ki hayata bakış biçimi ölmedi ve belki de kıyamete kadar sürecek. Şuna haddini bildirin diyenlerin ebedî alemin ilk durağında Yusuf’lara, Ahmet’lere,Mehmet’ lere, Ayşe’lere, Hatice’lere Sümeyye’lere sırasıyla teker teker hesap vermek için beklemek-teler. Bu zihniyetleri taşıyanlarda değişen hiçbir şey yok varsa da sadece isimler sıfatlar kişiler-kişiler-kişiler, DEĞİLMİ DOSTLAR!. Onlara konya’mızın Manevi zatlarından olan Hz.Mevlana’nın şu sözünü hatırlatmakta fayda mülahaza ederim.Hz.Mevlana,aklı tek başına yeterli görmez ve aklı bataklığa saplanmış bir merkebe benzetir.“Merkep bataklıktan çıkmak ister ancak debelendikçe batar ”der. Bataklıktaki merkebin ancak dış bir güçle, kendisine uzatılacak bir iple, urganla çıkarılabileceğini söyler ve aklı, bataklılıktan kurtaracak olan tek şey vahiydir. Allah’ın kitabıdır, diyerek noktayı kor.Hicrete zorlanan Müslüman her ne kadar sıladan ayrı kalsa da ve o özlemle yaşasa da, hicret ettiği yerde cihadı, hakkın hakimiyetini, insanlığı, yaratılanı severiz Yaratandan ötürü düsturunu hicretlerinde buluyor ve bulmakta-dırlar. Malumunuz olduğu üzere Hicret iki kısım dır.Biri ; Her çeşidiyle tüm kötülüklerden hicret etmek. Diğeri; Allah (cc)’a ve Resulün (sav)’e dönüş ve hicrettir. Bu hicret Tevbe kapıları kapanmadıkça devam edecektir. İbn Abbas (ra)’den rivayete göre: Hz. Peygamber (sav)’in Mekke’nin fethedildiği gün, Fetihten sonra hicret yoktur. Ancak Cihad ve niyet kalmıştır.Cihada çağırıldığınızda icabet edin.” Rivayet edilmiştir. (Tirmizi Siyer 33)

Muaviye (ra) Hz.Peygamber (sav)’in “Tevbe kapıları kapanmadıkça hicret kesilmeye-cektir.Güneş batıdan doğmadıkça da Tevbe kapıları kapanmayacaktır.” (Huzur Sohbetleri Halil Atalay s.280) Hicret görünen ve görünmeyen, zahir ve batın tüm kötülüklerden ve fuhşu yattan arınmak namazı dost doğru kılmak, zekatı tam olarak vermektir,Orucu hakkıyla tutmaktır, “TESETTÜRÜ” hakkıyla kullanmaktır.Dolayısıyla Hicret zor bir iş, hakkı güç ödenebilir bir mazhariyettir.Yani hicret öyle bir babayiğidin karı değildir.Hicret azim ister, fedakarlık ister, işkence ve eziyetlere karşı dayanma ister,HAK uğruna gelecek olan kınama, boykot kıtlıklar karşısında sabır göstermek Muhacirin hicretten önceki belirgin özellikleri olmalıdır. İşte bu özellikleri taşıyan Müslümanlara müşriklerin zulümleri arttığından başka bir yere hicretleri ufukta görünmekteydi. Hatta bir arayışı içinde bulunan müşriklerin ileri gelenleri gerekli önlemleri almak üzere Darü’n-Nedve (Mekke Şehir Devletinin parlemen-tosu niteliğinde idi.Mühim meseleler olunca,burada toplanılıyor ve umumi müşavere yapılı yordu.)’de toplanarak müslümanlara daha çok ıstırap daha çok eziyet,daha çok zulüm yapma ve hatta yok etme yolları ile ilgili konuları tartıştılar.Gündem kendileri için çok önemli oldu-ğundan, Haşimoğillarından Ebu Leheb dışında hiç kimseyi ve güvenmedikleri kişileri içeri-ye almadılar.Toplantıda üç ana başlık üzerinde durdular.Birincisi: Hz.Muhammed (sav)’i hapse atıp zincirlere vurmak ve ölünceye kadar burada tutmak. Fakat Müslümanlar gelip onu kurtarabileceğini ihtimali göz önüne alınarak bu fikir beğenilmedi.İkincisi, O’nu Mekke’den sürmek ve bir daha buraya sokmamak. Sürgün edildiği yerde bir çevre oluşturarak Mekke’yi ele geçireceği düşüncesiyle bunun üzerinde de durulmayıp bir başka görüşe geçilmesi isten di.Üçüncü olarak Ebu Cehil bir teklif ortaya attı.Buna göre her kabileden birer tane güçlü kuvvetli genç seçip ellerine keskin birer kılıç alarak, tek kişinin vuruşu gibi hep birlikte Hz. Muhammed(sav)’in üzerine saldıracaklar ve onu öldüreceklerdi.O zaman Haşimoğulları tüm kabilelerle karşı kan davasına kalkışamayacaklar ve diyete razı olmak zorunda kalacaklar- dı.Diyeti bütün kabileler ortaklaşa ödeyeceklerdi. Bu teklif oybirliği ile kabul edilerek uygu lanmasına karar verildi. Bu hususa Kur’an-ı Kerim’de işaret edilmektedir.“ Ve hatırla Ey Peygamber hakikati inkara şartlanmış olanlar seni tebliğden alıkoyup durdurmak, öldürmek yahut sürgün etmek için sana karşı nasıl ince tuzaklar kuruyorlardı, onlar hep böyle tertipler peşinde koşarlarken Allah onların bu tertiplerini boşa çıkarttı, çünkü Allah bütün o tuzak kuranların üstündedir.” (Kur’an Mesajı Meal Tefsir Muhammed ESED c.1.s.327 Enfal8/30)

İbn Sa’d (ra)’den rivayete göre:“ Müşriklerin almış oldukları bu karardan sonra Cebrail, Hz.Peygamber (sav)’e gelerek Hz. Allah (cc)’ın hicret için kendisine izin verildi-ğini bildirdi. Kureyş’in suikast teşebbüsüne dair karar aldıklarını komşularından duyup Hz. Peygamber’e haber veren kişinin, Abdulmuttalib’in kardeşinin kışı Rukayka bint Sayfiy olduğu kaydedilmektedir.” Buluşuncaya dek hoşça kalın Rabbimizle dostça kalalım!..

“ MUHAMMEDİ VE SECCADENİZİ KÜSTÜRMEYELİM! ”

Yusuf ÇAKICI – Yalıhüyük / KONYA

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER