Yalihuyuk.com – Konya

Başörtüsü -2.Bölüm-

Rahman olan, Rahim olan, Kahhar olan, Alim olan, Hafıd olan, Müzil olan, Hakem olan, Habir olan Basir olan, Yüce Allah’ın isimleriyle başörtüsü konusunun 2. bölümüne başlayalım inşallah…

26 Şubat 2008 - 16:45 'de eklendi ve 308 kez görüntülendi.
Başörtüsü -2.Bölüm-

Rahman olan, Rahim olan, Kahhar olan, Alim olan, Hafıd olan, Müzil olan, Hakem olan, Habir olan Basir olan, Yüce Allah’ın isimleriyle başörtüsü konusunun 2. bölümüne başlayalım inşallah…

İnsanın derdi hakikate uymak değil de hakikati kendisine uydurmaksa, Kur'an'ı bile buna alet eder. Bazen kasıtsız, bazen kasıtlı yapılır bu. Asrı saadette bile Kur’an ile, Hz.Peygamber (sav) ile alay etmediler mi? Tabi onların torunları dünya var oldukça devam edecek ve Hak ile Batıl hep mücadele edecektir. Hani dostlar  Bektaşi hikâyesi herkes tarafından bilinir malum Ya!..Hocanın biri Bektaşi’ye “ NAMAZ KILMIYORSUN? ”diye sorduğunda Benim namaz kılmamamı Kur’an emrediyor cevabını verir. Hoca; Allah Allah, Kur’an’ın neresinde var bu emir deyince, Bektaşi Kur’an’da Cenab-ı Allah (cc) Şöyle buyurmaktadır: “ Lâ takrabu's-salat ”(namaza yaklaşmayın) demiyor mu? Hoca Bektaşiye Ayetin devamını da okusana? Dediğinde Bektaşi: “ BEN HAFIZ DEĞİLİM.”cevabını verir…

Günümüzün Bektaşi mantarları da oldukça türedi başörtüsü Kur’an’da yok diyerek. Hz. Muhammed Mustafa (sav)’yi Peygamber olarak kabul edenler O’nun yaşamına bakınca bizle-rin Annesi olan Hz. Hatice Hz. Peygamber (sav) ile evlendiğinde örtülüydü. Örtünün o kadar saygın bir yeri vardı ki, bir kadının başörtüsüyle kesilen savaşlardan söz eder kaynaklar. Mu-habbar sahibi şöyle bir olay anlatır: Ümmü Kırfe b. Rebi'a b. Bedr, Malik oğullarından saygın bir kadındı. Ğatafan’dan iki ordu savaş için karşı karşıya geldi. Tam savaş başlayacaktı ki, bu kadın başörtüsünü iki ordu arasına astırarak savaşı önledi. (Hayatussahabe) dolayısıyla halkımız bundan esinlenerek çok kanlı bıçaklı küsleri bile bazen bir kadının başörtüsünü işaret ederek bu Hz.Fatıma’nın başörtüsüdür onun hürmetine barışınız. diye barışı sağlarlar…Bu ufak hatırlama-dan sonra geçen hafta kaldığımız yerden devam edelim

Dostlar Kur’anın bir diğer ismide “FURKAN” dır ki;  İyi ile kötüyü, hak ile batılı, pis ile temizi, çirkin ile güzeli, deli ile akıllıyı, kör ile gözlüyü, topal ile sağlamı  birbirinden ayıran değiştirilmesi mümkün olmayan çağlar üstü bir “ KİTAP ”tır. O Kitap da müslüman kadın ve erkekler için hem korkutucu ve hemde müjdeleyici emirler mevcuttur. Bu emerlirden biride hiç şüphesiz kadın ve erkeğin avret yerlerini şeriat dediğimiz Hz.Kur’an’ın emrine göre giyinmekle olur tabiki…

(“ŞERİAT: Arapça bir kelime olup;“Yol, Mezhep, Metod, Adet,İnsanı bir ırmağa, su içilecek bir kaynağa ulaştıran yol ” anlamına gelir. İslam dinindeki terimsel anlamı ise “İlâhî emir ve yasaklar toplamı, İslam'ın kutsal kitabı Kur'an'ın âyetleri, İslam'ın son peygamberi olan Muhammed'in söz ve fiilleri Sünneti ve İslâm alimlerinin görüş birliği içinde bulundukları hususlara dayanan ilâhî kanundur. Kahrolsun Şeriat diyenler KAÇ GRAM MÜSLÜMAN olduklarını gözden geçirsinler!..”)

İşte onlardan biride kadın ve erkeğin avret yerlerinin hemcinslerine karşı örtmeleridir. Giyinme, insanı sıcak soğuk gibi tabi şeylerden korumak, şekil ve güzellik kazandırmak gibi çeşitli amaçlara yönelik olarak kullanılmakla birlikte, giyiminde Müslüman kimliğini de bera-berinde getiren örtünmedir. Örtünme, insanı diğer canlı varlıklardan ayıran şerefli bir emirdir. İnsanın giyinme tarzı bir bakıma dünya görüşünü ortaya koyan sembollerden biri olması hasebiyle İslâm bunun üzerinde titizlikle durmuştur. Gerek Kur'an-ı Kerimde ve gerekse Hadisi Şeriflerde örtünmenin farziyeti üzerinde durulmuş, örtünmeyenler içinde çeşitli azapla-rın verileceği hususunda dikkatlerimizi bu konu üzerine çekilmiştir. Örtünen kadın korunan bir mücevher gibidir. Açılan kadın ise, saçılan çakıl taşları gibi dir. Örtünme, Kitap, Sünnet ve İcma-i Ümmetle sabit kati bir emirdir. İslam kadına yani MÜSLÜMAN bir KADIN’a özellikle dışarıya çıktığında giymesi gereken elbisenin tümünü ve şeklini kesin çizgilerini alimler tarafından bu konuda gerek erkekler için ve gerekse kadınlar için şu özellikleri sıralayarak tayin etmemişlerdir.

a) Bütün bedeni örten bir elbise olması,

b) Dar olarak vücut hatlarını belli etmemesi (TABİİİİ bu madde erkekler içinde geçerlidir. Yani daracık kot veya altın yıldızda olsa giyemezler),

c) İnce ve şeffaf olmaması,

d) Elbiseye (veya vücuda) sürülen kokunun duyulmaması,

e) Erkek elbisesine benzememesi gibi…(Faruk BEŞER  Hanımlara Özel İlmihal,s. 258-261.)

Furkan (yani Kur’an) ve Hadisi Şerifler özellikle kadınlar hakkındaki giyim-kuşamlarını delillerle açıklamaktadır.

Delil 1: Diyanet İşleri eski Başkanlarından Merhum Ömer Nasuhi BİLMEN hoca efendi Ahzap s.59. ayetini şöyle izah etmektedir. “ Ey Peygamber, hanımlarına, kızlarına ve müminle-rin kadınlarına deki; üzerlerine feracelerini sıkı sıkı örtsünler…” Bu ayette geçen,“Cilbab” kelimesini ‘Ferace’ olarak tercüme etmiştir. Karşılığı da Çarşaf demektir.

Delil 2: İstanbul eski Müftü Vekillerinden A.Fikri YAVUZ hoca efendi ise; Ey Peygamber, hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle kendilerini baştan ayağa örten elbiselerini giyinip örtünsünler…” bu ayette geçen “Cilbab” kelimesini Kadının vücudunu baştan aşağıya örten, onları yabancı kimselerin tanımayacak kadara kapatan elbiseler olarak tarif etmiştir.

Delil 3: Meşhur Celaleyn Tefsiri'nde ise; “Cilbab” kelimesi kadının vücudunu kaplayan bir çeşit çarşaftır.

Ayrıca İlk Türkçe Tefsiri yazan Elmalılı Hamdi YAZIR’da Tefsirinde “Cilbab” kelime-sini baştan aşağı örten çarşaf, ferace veya çar’ olarak tefsir etmiştir.İşte, Müslümanları, Mümin-leri dinlerinde ayırmak isteyen Bektaşiler bu ayeti saptırarak örtünün farziyetini hata Farzı Ayın olduğunu gizlemek istemişlerdir.

Nur Süresi 31.Ayet için ise; Merhum Ömer Nasuhi BİLMEN hoca efendi burada örtün-menin sınırları ‘Ziynetleri kendiliğinden gözükenler müstesna örtünün yakalar üzerinden sarkı-tılması ibaresiyle çizilmiştir.

Celaleyn Tefsirinde ise; ‘Ziynetlerini de kendiliğinden gözüken azalar, eller ve yüz’ hariç diğer yerlerini göstermesinler, açığa vurmasınlar buyurarak mahrem olan uzuvlar eller ve yüz hariç bütün vücuttur.  

A.Fikri YAVUZ hoca efendi ise; Örtünmesi gereken ziynet kelimesini ‘Süslerin takılı olduğu boğaz, baş, gerdan, kol, bacak ve kulaklar gibi yerler ’olarak tefsir etmiştir. Öyleyse Örtünme kesin olarak farzdır. Yani Farzı Ayn’dır. İslamı kabul ettiğini iddia eden bir kişinin ister kadın olsun ister erkek olsun bu kati farzı inkar etmesi alaya alması yok demesi asla müm-kün olamaz olur diyenler olursa da onlara da, Allah (cc)’ın emrini alaya aldığınızdan dolayı tevbe istiğfar etmedikleri zaman cehenneme duçar olacakları kesindir. (Dokunmayın Bacıma Cafer TAYYAR s.11-13-21-34-37)

Konumuza birde Alemlere Rahmet olarak gönderilen Hz.Muhammed Mustafa (sav) Efen dimizin sözleri olan Sünnetten Deliller:

1)- Hz. Peygamber örtünme ile ilgili ayetlerin tefsirini yapmış ve uygulama esaslarını göstermiştir. Bu konuda çeşitli hadisler nakledilmiştir. Hz.Aişe’ den rivayete göre bir gün Hz. Ebu Bekr'in kızı Esma ince bir elbise ile Rasül lullah (sav)’ın huzuruna girmişti. Hz.Peygamber ondan yüz çevirdi ve şöyle buyurdu: Ey Esma şüphesiz kadın erginlik çağına ulaşınca onun şu ve şu yerlerinden başkasının görünmesi uygun değildir. Hz. Peygamber bunu söylerken yüzüne ve avuçlarına işaret etmişti. (Buhari Libas)

2)-Hz. Aişe'nin rivayetine göre, kız kardeşi Hz. Esma bir gün Peygamberimizin huzuruna gitti. Üzerinde altını gösterecek şekilde ince bir elbise bulunuyordu. Rasülullah (sav) onu görünce yüzünü çevirdi ve şöyle buyurdu: Ya Esma, bir kadın buluğ çağına erince (yüzünü ve ellerini göstererek) bunlardan başka bir tarafının görünmesi sahih olmaz. GÖNLÜNÜZ GÜL, EVİNİZ GÜLŞEN OLSUN. Haftaya 3. bölümden devam etmek üzere hoşça kalın dostça kalalım…

Yusuf ÇAKICI – Yalıhüyük/KONYA

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER