Yalihuyuk.com – Konya

Ağız tadını bozan ölüm -1.Bölüm-

Rahman olan, Rahim olan, Rafi olan, Mu'ız olan, Müzil olan, Semi olan, Basir olan, Hakem olan, Adl olan, Latif olan, Habir olan Halim olan ,Yüce Allah (cc)’ın isimleriyle başlayalım inşallah…

14 Mart 2008 - 23:06 'de eklendi ve 768 kez görüntülendi.
Ağız tadını bozan ölüm  -1.Bölüm-

Rahman olan, Rahim olan, Rafi olan, Mu'ız olan, Müzil olan, Semi olan, Basir olan, Hakem olan, Adl olan, Latif olan, Habir olan Halim olan ,Yüce Allah (cc)’ın isimleriyle başlayalım inşallah…

Malumunuz olduğu üzere dünyadaki bütün yollar ölüme çıkar,ölümden sonraki  yollar tek yola iner o da Allah (cc)’a gider.Allah (cc)’ın emriyle başlayan hayat, yine Allah (cc)’ın emriyle biter. Ne de güzel demiş Allah dostu: “ Çıkmışsa ilahi emir bahane bol,Toprakta başlayıp toprakta biter yol…”Aynen. Hayata birkaç damla su ile başlayıp ölümden sonra son-suzluğa uzanan biz insanların ölüm sonrası hakkında  ciddi endişeleri yoksa, bu hem dünyevi hayatımız ve hem de uhrevi hayatımız için büyük bir tehlikedir. Dostlar…

Ehli Sünnet’in görüşüne göre ölümün manası ancak bir hal değiştirmesinden ibarettir.  Ruh cesetten ayrıldıktan sonra  ya azaba ya da nimete kavuşmak üzere baki  kalır. Ölüm dar-ı dünyadan daha geniş bir aleme göç veya sevgiliye sevdiklerine Hz.Mevlana’nın “ölüm günüm, düğün günümdür ” tabirini kullandığı düğün günü ya da vuslat günü manasına gelen “ Şeb-i Arûz”  olacaktır. O GÜNE HAZIRMIYIZ!..

Şairin dediği gibi:Bitince zinciri saat, durur rakkas demez tık tık, Çünan ömrün hitamında denir ruha hemen çık çık. (Satın zinciri bitince zembereği boşalınca durup tık tık demediği gibi, insanın da ömrü son bulunca ruhuna hemen çık çık der ve insan ruhunun çıkmasıyla zembereği boşalan saat gibi durur.Artık kendisinde hayat ve hareket görülmez.(Ölümden sonraki hayat s.141)

Dünya üzerinde, doğum ve ölüm arasında belirli ve sınırlı bir zamandan ibaret olan insan hayatı; çocukluk, gençlik, yetişkinlik, akıllılık ve yaşlılık dönemlerini kapsar. Bu haliyle  insan; doğan, yükselen ve batan bir güneş gibidir. İnsan ömrü, ilahi bir takdirle belirlenmiş olmasın-dan dolayı, ne azalır ne de çoğalır,Yüce Yaratıcının belirlediği kadar devam eder.“Allah izin vermedikçe hiç bir kişi ölemez. Bu belli bir vakte bağlanmış, takdir edilmiştir…” (Ali İmran 145 Kur’an-ı Hakim ve Açıklamalı Meali Prof. Dr.Suat YILDIRIM s.97) ve “…Allah vadesi gelen hiçbir kimseyi ertelemez…”(Munafikün 63/11 Kur’an-ı Hakim ve Açıklamalı Meali Prof. Dr.Suat YILDIRIM s.554), gibi ilahi bir süreyle yaratılmıştır. Bu yaratılış ilahi bir yasadır ve asla değişmez.Bu itibarla insanın, hangi  dönemlerde  olursa olsunlar,vakitlerinin kıymetini bilmeleri  gerekir. Çünkü zaman çok hızlı  geçer ve asla geri gelmez. Peygamberimiz (sav) “ İki  nimet vardır ki insanlardan çoğu bu konuda aldanmıştır. Sağlık ve boş zaman” ( Tirmizi , Zühd 1V.550) anlamındaki sözü, vaktin kıymetini bilip ahiret hayatı için hazırlıklı olmamızı ne güzel ifade etmektedir.(Aile ve gençlik 11-112)

İbni Abbas (ra) Şöyle buyuruyor: “Yerin üstünde olan herkes fanidir.(Rahman 55/26 Kur’an-ı Hakim ve Açıklamalı Meali Prof. Dr.Suat YILDIRIM s.530) ayeti inince melekler “Yer ehli öldü dediler. Fakat“ Her canlı ölümü tadacaktır.” (Ali İmran 3/185 Kur’an-ı Hakim ve Açıklamalı Meali Prof. Dr.Suat YILDIRIM s.73) ayeti inince melekler bu sefer bizde öldük dediler.

Erzurumlu İbrahim Hakkı Hz’lerinin işaret ettiği gibi insanın dört evi vardır ki, her biri bir öncekinden daha büyüktür. Ana karnı, dünya evi, berzah (Berzah ölümle ikinci süra üfürme arasında geçecek zaman içerisinde insanların kalacakları yer veya iki şey arasındaki engel, mani’a hail ve ayırıcı hudut demektir.(Elmalı Hamdi Yazır Hak Dini Kur’an Dili c.7) evi kabir hayatı ve darul karar olan cennet veya cehennemdir. Dünya evine nispetle anne karnı ne kadar küçükse, berzah evine nispetle de dünya evi öyledir. Beden ve ruhtan meydana gelmiş olan insan; ((Sahi insan kelimesinin anlamı neydi? Dilcilere bakılırsa insan kelimesi iki kökten geliyor Biri unutmak anlamındaki  ‘nisyan’diğeri ilişki kurma, sevip sevilmek,yaklaşmak,tepki vermek ve almak anlamındadır. İlişki kurabilen ünsiyet sahibi varlık olan insan, yaratılışı anla-mına gelen hilkat sözcüğüyle, insanı erdemlerin tümüne verilen ortak isim olan ahlak sözcüğün aynı kökü ha-la-ka mensup,bunun anlamı ahlaki olan yaratılışa uygun olandır.Yaratılışa uygun olanda ahlaki olandır. Gözün görmesi için ışığın fonksiyonu ne ise, dünyanın ahiret hayatı içinde  fonksiyonu odur. Işıkı olmayınca göz açık olsa  nasıl görmezse, dünya hayatı olmazsada ahiret hayatı olmaz. Çünkü şu dünya hayatı  hizmet yeridir. Ücret yeri ise ahirettir.  Hz.Ali (ra)

“Dünyada amel var hesap yok.Ahirette hesap var amel yok ” buyurduğu gibi.)) bedeniyle değil, gerçek manada ruhuyla insandır.Topraktan yaratılmış olan  cesedin akıbeti yine toprak olacağı halde, sayesinde insanın insanlığını kazandığı  ruhu, Cenab-ı Hakkın ebedilik fikriyle ve ebedi olma fıtratıyla yaratılmıştır. Allah (cc), ruhu sayesinde insana melekleri secde ettirmiş ve onu kainatın efendisi ve yeryüzünün halifesi kılarak “Ve hani Rabbim Meleklere:”Ben demişti, kuru çamurdan, şekillenmiş bir çamurdan bir beşer yaratacağım.” “Bu itibarla, ben onu düzenlediğim insan şekline koyduğum ve içine ruhumdan üflediğim zaman, derhal onun için secdeye kapanınız.” (Hicr 15/28 -29 Kur’an-ı Hakim ve Açıklamalı Meali Prof. Dr.Suat YILDIRIM s.262) buyurmaktadır.

Ahseni takvim üzere yaratıldığı, yüceldiği zaman  melekleri geçtiği ve geçeceğinde belki de bunun için de yerler ve gökler, gece ve gündüz, ay ve güneş.Emrine amade.İnsanoğlunun  yaşaması için yeşertildiği dünya,o hayat bulsun diye tutuşturuldu güneş.İnsan, ahiretini dünyada kazandığı gibi dünyasını da ahirete olan imanı sayesinde  düzeltir ve mamur eder.İman ve tevekkül ehli için gece ile gündüz, yaz ile kış, uzak ile yakınlık, sefa ile cefa, kabir ile dünya farkı yoktur. Farkın hakiki ölçüsü sadece iman ve küfürdür.. Nur ile Nardır,ak ile karadır. İman varsa her yer saraydır. İman yoksa saraylar bile zindandır. Şeyh Hamidi Velinin dediği gibi: İman ve tevekkül ehlinin gül bahçesi daima şendir. Hiç şüphesiz başlangıcımız  bir damla su ve beklide bir damlanın milyonda biri olan insanın ecel rüzgarının esmesiyle sonbaharda sararmış  bir yaprak misali dünya ağacından kopup mezar denilen ilahi divanın kapısından yüzü ak veya kara olarak anasız – babasız – eşsiz – evlatsız – makamsız – mevkisiz olarak gitmekten başka çaresi olmayan zavallı bir insan. Şairin dediği gibi “ Güvenme güzelliğe bir sivilce alır gider. Güvenme zenginliğe bir kıvılcım yakar gider.” Görüşünceye dek hoşça kalın dostça kalalım!..   

Yusuf ÇAKICI – Yalıhüyük /KONYA

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER