Yalihuyuk.com – Konya

Ağız tadını bozan ölüm (2.Bölüm)

Rahman olan, Rahim olan, Rafi olan, Mu'ız olan, Müzil olan, Semi olan, Basir olan, Hakem olan, Adl olan, Latif olan, Habir olan Halim olan ,Yüce Allah (cc)’ın  isimleriyle 2.bölüme kaldığımız yerden devam edelim inşallah…

24 Mart 2008 - 0:33 'de eklendi ve 231 kez görüntülendi.
Ağız tadını bozan ölüm (2.Bölüm)

Rahman olan, Rahim olan, Rafi olan, Mu'ız olan, Müzil olan, Semi olan, Basir olan, Hakem olan, Adl olan, Latif olan, Habir olan Halim olan ,Yüce Allah (cc)’ın  isimleriyle 2.bölüme kaldığımız yerden devam edelim inşallah…

Hayat ne kadar gerçekse ölümde o kadar gerçektir. Ölüm dünya lambamızı karartırken, ahiret lambamızı aydınlatan bir anahtar olmalı. Fakat insanların hayatlarına bakıyorsun sanki dilleriyle söyledikleri halde yaşamalarında hayat gerçek ama,ölüm yalan görüntüsü veriyorlar.
Enes Bin Malik (ra)’ten rivayete göre Hz.Peygamber (sav) Efendimiz şöyle buyurmuştur. “ Bir kere şakalaşıp kahkaha ile gülen bir cemaate rastladığında ‘Lezzetleri bozan ölümü çok hatırla-yın.’!.”  Buyurmuşlardır. (Ruhul Furkan c4.s.430)

 

Unutmayalım ki her uyuyan kimsenin bir vakit uyanacağı, her yaşayanın bir gün öleceği, her ölenini bir zaman gelip dirileceği ve her dirilen kimseninde Allah (cc) tarafından sorguya çekileceği mutlaktır. Her sabah bir diriliş, her gece bir ölüm, zaten uyku ölümün kardeşi ve ölmenin PROVASI değil midir?  Öyleyse ; insanoğlu olarak gündüz yaşar, gece ölür, sabah DİRİLMEZMİYİZ ? 

 

Hz.Fatıma (ra) Hz.Peygamber (sav)’imiz den sonra hayatta kalan tek evladı ve kızı büyük mücahide ki 25 yaşında ömrünün baharında hayata veda etmişti. Hz.Peygamber (sav) son günlerini yaşıyor, çağırıyor kızını yanına eğil bakalım kızım diyordu. Babası bir şey söylüyor ağlıyor, az sonra bir şey tekrar söylüyor bi sefer de seviniyor. Manzarayı sahabeler bir mana veremedikleri halde uzaktan seyrediyorlardı. Bir zaman sonra soruyorlar Hz.Fatıma (ra) Annemize: Ya Fatıma o gün Resulüllah (sav) sizi çağırdığında bir şey söylediğinde ağlamış-tınız, bir şey söylediğinde de sevinmiştiniz. Bizler merak ettik. Sizi ağlatan ve güldüren şey neydi? Hz.Fatıma (ra) O gün babam bana ilk önce dedi ki kızım herhalde bu hastalık beni götürür buyurduğunda ben buna üzüldüm ve ağladım. Dostlar Bizim için o korkunç evladın anadan-babadan, babanın-annenin evlattan, kardeşin- kardeşten kaçtığı o kıyamet gününde bizleri diğer ümmetlere karşı üstünlük sağlayarak Ümmeti Ümmeti diyerek Şefaat edecek olan Hz.Muhammed Mustafa (sav) Efendimiz  sonra  kızım ehli beytimden bana ilk kavuşacak olan sensin buyurduğunda sevinmiştim buyurdular.

 

Öyleyse yolcu için bir istasyon ne ise, bu dünyada fani olan biz insanlar  içinde dünya odur. Sen ne kadar dünyaya sarılırsan da bir  gün gelip seni yutarak dünyada ettiklerinle beraber dünya kapısının kapanıp ahiret kapısının ilk girişi olan mezar çukuruna itecek. Fakat bununla da bitmeyecek, yaptıklarının hesabını vermek için sana başka bir cihan yani kabir açılacaktır. Hani derler ya  toprak kir tutmaz, ne kadar doğru, çünkü mezarlıkların üstü ne kadar yeşil ah bir  de içi gibi dışıda yeşil olsa ne kadar güzel  olur değil mi? Toprak kendi başına bir hiçtir. Su ile birleşip nasıl maddi hayata rahim oluyorsa, insanla birleşince beşeri hayata, imanla birleşince de manevi hayata vatan olur. Dolayısıyla insan sadece yemekhane – yatakhane ve abdesthane arasında affınıza sığınıyorum bir hortum değildir. Ya imanla yaşamak insanı beşer konumundan çıkarıp insan konumuna yücelten erdemdir. Öyle ki; dünya hayatında gayesi ve hedefi olmayan kimsenin kişiliği ve kimliği de olmaz. İnsanın Allah (cc)’a karşı baş kaldırışı akıl denilen nimeti ondan koparıyor. Oysaki akıl ait olduğu dilde ‘BAĞ’ anlamına gelir.Arapça’da hayvan bağına da ‘UKAL’ denilir. Akıllı olan bir insan din ile dünyayı,dünya ile ahireti, madde ile manayı, fizik ile metafiziği, öz ile formu, söz ile ameli, duygu ile düşünceyi, bura ile öteyi, birbirine bağlayan bağı kendi başına bıraktığı an; din ile dünyanın, söz ile amelin, mana ile maddenin, öz ile formun ilişkisi kopar. Hz. Peygamber (sav) Eğer hayvanlar, ölüm hakkında ademoğlunun bildiğini bilmiş olsaydılar onlardan semiz et yenmezdi.” buyurmuşlardır.

 

Mahlukatın  eşrefi insan, insanın eşrefi ise Kalp’tır. Hiç bir şeyin fayda  veremeyeceği bir günde “ Selim ” bir kalbin fayda vereceğini “ O gün, ne mal fayda verir ne de evlat. Ancak Allah (cc)’a kalbi selim (temiz bir kalp) ile gelenler o günde fayda bulur. (Şuara 26/88-89) Çünkü kalp Allah(cc)’ın tecelligahı insan arasındaki ilişkinin koordine edildiği ulvi bir mekanı ve nükleer güç merkezidir. Görüşünceye dek hoşça kalın dostça kalalım!..

 

Yusuf ÇAKICI Yalıhüyük /KONYA

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER