Yalihuyuk.com – Konya

Dinin istediği insan -2-

Rahman olan, Rahim olan, Kahhar olan, Alim olan, Müzil olan, Hakem olan, Habir olan Basir olan, Yüce Allah’ın isimleriyle dine olan ihtiyacımız konusuna devam edelim inşallah…

27 Mayıs 2009 - 23:43 'de eklendi ve 264 kez görüntülendi.
Dinin istediği insan  -2-

Rahman olan, Rahim olan, Kahhar olan, Alim olan, Müzil olan, Hakem olan, Habir olan Basir olan, Yüce Allah’ın isimleriyle dine olan ihtiyacımız konusuna devam edelim inşallah…

Malumunuz insanoğlunun bir bedeni bir de ruhu vardır. Nasıl ki yemek içmek bedenin ihtiyacı ise ruhunda ihtiyacı vardır o da Allah (c.c.)’a, Peygamber (s.a.v.)’e, Dine olan imanı ve itikadı doğrultusunda olacaktır. Bunlar yerine getirilmezse hem bedeni ve hem de ruhi hastalık başlar. Dolayısıyla din, insan için vazgeçilmez olmazsa olmazlardan ruhi ve zaruri bir ihtiyaçtır.

Yüce Allah (c.c.) Şöyle buyuruyor “ İşte onlar, iman eden ve kalpleri Allah’ın vahyi ile tatmin olan kimselerdir.” (Rad13/28 Hayat Kitabı Kur’an Mustafa İSLAMOĞLU s.462) Hamdi Yazır’a göre; ruh insana, Allah (c.c.)’ı duyması, O’na uyması O’nu (Lİ YE’RUFUN) tanıması itaat etmesi için verilmiştir. Bu da ancak İslami yaşama ve yaşatma ile mümkündür. Din, bir ana caddedir. O caddede yürümek isteyenleri önlerindeki engelleri kaldırıp (Fatiha 1/6)  “ İhdinas sırâtel müstakim ” (müstakime) “ Bizi yönelt dostdoğru yol’a ” (Fatiha 1/6 Hayat Kitabı Kur’an Mustafa İSLAMOĞLU s.2) Allah (c.c.)'a ulaştıran yola hidayet et ulaştır. Yani Rabbimize götür ulaştır. Allah dostu Fetullah Gülen Hoca Efendinin dediği gibi İman, ibadet sayesinde hiç eskimeden hep yeni kalabilir. Yoksa ibadetsiz insanda, bir müddet sonra iman, aşk ve şevki adına sadece yerin altındaki büyükleriyle övünme kalır. Onların da sırf hoca ve hacı olduklarından bahseder. Gerçi, ecdadına ağzı dolu dolu sövenlere göre, onlarla övünen insan elbette içinde az da olsa bir cevher taşıyor sayılır ama böyle bir cevherin sonuna kadar dayanıp dayanamayacağı meçhuldür. Dinin bir diğer yönü de inanan insanın çarşısı, pazarı, sokağı, caddesi, tarlası, bağı, bahçesi, eli ayağı, gözü-kulağı, kalbi midesi, bedeni kısacası her şeyi Yüce Allah (c.c.)’ın rızasına ne kadar uygunluğu, Kur'an ve Sünnet ölçülerine göre uygunluğu olduğu değilse o hale getirilmeli ve bu şekilde düzenlenmelidir. Bunun yanı sıra müslüman mal satacağı zaman onun ayıbını söyleyip kazancının azalmasına razı olması, alacağı zamanda hakkını vermesi gibi itaatler bizi Rabbimize götüren vesilelerdir. Hani Allah Resulü (s.a.v.) mağarada kalan üç kişinin durumunu anlatırken, onların yaptıkları iyi amelleri nasıl kurtuluşlarına birer sebep olup mağaranın ağzındaki engellerin açıldığına bu sebebin önemine dikkati çekmiştir. Ki bu sebeplerin biri, ana ve babaya karşı saygıdan, itaatten dolayı, diğeri iffetinden dolayı bir diğeri ise hakka riayeti kendilerine vesile yapmış ve dua etmişler; böylece mağaranın ağzını kapatan taş Rabbimizin emriyle açılarak kurtulmuşlar. Öyleyse müslümanım diyen kimse de gözüne, eline, kulağına, burnuna, ağzına sahip olmalı, dünya hayatında Allah Resulü (s.a.v.) gibi yemeli, giymeli, yatmalı, kalkmalı ve kulluğunda O'nu hep örnek edinmelidir. Çünkü Onda bizim için büyük bir örnek vardır. Bir bütün olan din ağaç gibidir. İtikadı meseleler onun kökü, ibadeti dalı budağı, muamelatı ise çiçekleri, ukubat (Cezalar. İşkenceler, eziyetler.) koruyucusu, evrada  (Dillerde dolaşan sözler, çok okunan bölüm)  ve ezkar ( Zikirle hatırlamalar, Hz. Allah (c.c.)’ın belli isimleriyle anma) gibi hususlar da o ağacı alttan ve üstten besleyen unsurlardır. İşte böyle bir bütünlük din, bütünüyle Allah (c.c.) tarafından sunulmuş ve Peygamber (s.a.v.) tarafından da tebliğ ve talim edilmiş bir dünya nizamıdır.

Şöyle bir düşünelim Yüce Rabbimizin bizim ibadetimize, itaatimize ihtiyacı yoktur. İhtiyaç sahibi ve muhtaç olan bizleriz. Yeryüzünde kendisine halife olarak yarattığı insanoğlunun, inancında, ibadetinde ve bütün muamelatında doğru olması ancak dini sayesinde öğrenir ve yine ancak din sayesinde Cennet ehli olur. Hiç şüphesiz insanoğlunun şerefi ve izzeti ancak ve ancak Allah (c.c.)'a kul olmasıyla mümkün olur. Aksi halde dört ayaklı hayvanlardan daha aşağı bir duruma düşer… Çünkü dinin hitabı ve muhatabı akıl sahipleridir. Aklı ve şuuru yerinde olan insanlar dinin her iyiliklerinden istifade edecek ve faydalanacaklardır. Uzak olanlar ise aklı ve şuuru gelişmemiş varlıklardır. Bunun yanı sıra akıllı olmak kafi değil haaa. Ya aklını O’nun yolunda kullanmakda şarttır. Bu doğrultuda insan dinden feyz aldığı zaman, âlemin ve Âdem (a.s.)'in oluşundan haberdar olur. Aksi halde yeme ve içme veya mutfak ile tuvalet arasında gel gitle mekik dokuyarak hayatının lambasını dünyada iken söndürür. Din, her türlü fazilete amirdir. Faziletsiz insan dinsiz; dinsiz kimse de faziletsizdir. Her türlü ahlaki fazilet, dinden doğar ve dindarlıkla yaşar. “ Ve dahi sen ey bu hitabın muhatabı, varlığını her türlü sapmadan uzak tutarak tümüyle doğru dine ada ve sakın şirk koşanlardan olayım deme! ” (Yunus 10/105 Hayat Kitabı Kur’an Mustafa İSLAMOĞLU s. 392) Dinsiz kimselerin nazarında hiçbir ali mefhumun değeri yoktur. Vatan, namus ve şeref gibi laflar, onların yanında menfaatle ölçülür. Menfaatin bulunduğu yer, vatanı; menfaati, namusu ve bunun korunması da şerefidir. Menfaat ortadan kalktığı zaman o bunları bir pula satmakta tereddüt göstermez.

On dört asır evvel Mekke'nin HİRA ufuklarında doğan İslam güneşi, o günkü kadar parlak ve lekesiz olarak devam etmekte ve bugün gönderilmişçesine tazeliğini muhafaza etmekte, ilimlere ışık tutmakta ve sanatlara model teşkil etmektedir. İslam dini; iman, vazife ve ahlaki hükümlerin tamamının adıdır. Öyleyse müslümanım diyen er kişi Allah (c.c.)’ın birliğini Hz. Muhammed (s.a.v.)’in Peygamberliğini tasdik, İslam’ın kapısı olan namaz – oruç, yapısı olan hac – zekâtı ile ahlak ve faziletiyle de çatısını inşa etmelidir. Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurmaktadır: Rab olarak Allah'ı, din olarak İslam’ı, Peygamber olarak da Muhammed (s.a.v.) i seçip razı olan kimse, imanın tadını almıştır.

İşte kim Rabbisine, Peygamberine, dinine diyanetine ve ulvi değerlere sahip çıkıp takip ederse iki cihanda mesut bahtiyar olur. Kim de bundan yüz çevirirse zelil olur. Rabbim bizleri ve okuyanları iki cihanda aziz eylesin. Dostlar Sevdiklerinize bir gül verin gül veremiyorsanız GÜLÜVERİN… Görüşünceye dek hoşça kalın dostça kalalım… 
 
Yusuf ÇAKICI – Yalıhüyük/KONYA  

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER