Yalihuyuk.com – Konya

Diyaliz ve Medeniyet Ayı Ramazan!

Rahman olan, Rahim olan, Yüce Allah’ın isimleriyle başlayalım. Evveli Rahmet, ortası mağfiret, sonu ise ateşten azad olan Mübarek Ramazan ayı bizlere okuyanlara, ümmeti Muhammede hayırlı olsun, hayırlara vesile olsun bizlere şefaatçi olsun inşallah…

25 Ağustos 2009 - 16:06 'de eklendi ve 242 kez görüntülendi.
Diyaliz ve Medeniyet Ayı Ramazan!

Rahman olan, Rahim olan, Yüce Allah’ın isimleriyle başlayalım. Evveli Rahmet, ortası mağfiret, sonu ise ateşten azad olan Mübarek Ramazan ayı bizlere okuyanlara, ümmeti Muhammede hayırlı olsun, hayırlara vesile olsun bizlere şefaatçi olsun inşallah…

Ramazan ayı rahmet merhamet mağfiret ayıdır. Eğer oruç bizi çepeçevre tutacaksa, ona uyum sağlamalı ve ne istiyorsa yapmalıyız.

Bu sebeple kötü huyları bırakmak, yalan söylemeyi bırakmalı, söz götürüp getirmeyi terk edersek o zaman oruç bizi tutmuş ve o zaman orucun ehemmiyetini almış oluruz.

Malumunuz dostlar Ramazan; yanmak demek olup bu ayda oruç tutup gerçek manada tövbe edenlerin günahları yanar, yok olur. İslamın beş şartından biri olan oruç için, Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz “ Ramazan ayı gelince, cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar bağlanır.” Buyurarak ümmetinin cehennemden uzaklaşıp cennete girmelerine vesile olan Ramazan orucunu tutmaya teşvik etmiştir. Çünkü Hz. Allah (c.c.) İbadet ve iyiliklere karşı bire ondan, yedi yüze kadar ihsanda ikramda bulunmaktadır. Ancak orucun sevabını ise, bana aittir ben veririm.” buyurmasındaki hikmet Yüce Allah (c.c.)’ın kula mahsus olan yemek ve içmek gibi şeylerden münezzehtir. Oruç tutmakla Hz. Allah (c.c.)’ın güzelliklerinden birine yapışılmış olur.

Rabbimize hamdüsenalar olsun; Bire on, bire yüz, bire yedi yüz, bire binlerin verileceği yine mübarek üç ayların sonucusu halk dilinde onbir ayın sultanı diye isimlendirilen, mübarek gün ve gecelerden dünya nizamı rehber olan Hz. Kur’an’ın doğum ayı, geldi hakkını verebilirsek o bizden memnun biz ondan memnu olup Rabbimizde ikimizden memnun olarak bayram sevincine ulaştıracaktır inşallah.

Öyleyse dostlar bu gün ve gecelerde yürüyenler koşmalı, konuşanlar susmalı, yatanlar ise kalkmalıdır. Yüce Rabbimizin ne kadar zengin, ne kadar cömert, ne kadar affedici ve bağışlayıcı ki isyan edenleri,  günah işleyenleri bile rahmet ve mağfiretiyle af ediyor ve kucaklıyor dolayısıyla Yüce Allah (c.c.)’a binlerce Hamdler olsun…

O Yüce yaratıcı biz kullarını çok sevdiğinden bir dostunun diliyle “…Gelin kim olursanız, ne olursanız olun, yine gelin.” düsturuyla İşlenen günahlara, hatalara, kusurlara karşın tavuk tevbesi değil gerçek tevbe ve istiğfarla onun kapısına baş koyalım. Çünkü başsız beden olmaz. Dolayısıyla bedende ‘O’ kapının eşiğinde kul olur. Çünkü ‘O’ kapı, ümitsizlik kapısı değil, diye ferman ediyor. O kapıya yönelen, boş dönmez, mahzun olmaz, kaybetmez aksine hem bu dünyasını hem de ahirettini mamur edip makamından, mevkisinden, şahsiyetinden hiç bir şey kaybetmeden yüzü güler.

Bakınız: Bir gün İbrahim b. Edhem, bir gün Dicle kenarında oturmuş yırtılan eski hırkasını dikmekle meşgulken onun bu hâlini gören bir zat yanına yaklaştı: Ey İbrahim! Belh'in hükümdarlığından vazgeçtin, şu hâline bak, sorarım sana ne kazandın, ne kaybettin? Adam bu soruyu sorduğunda İbrahim b. Edhem elindeki iğneyi Dicle nehrine atıverip daha sonra balıklara seslenir. Ey balıklar Allah (c.c.)'ın izniyle “ İĞNEMİ GETİRİRMİSİNİZ? ” Seslenmesi henüz bitmişti ki, Dicle nehrinden binlerce balık ağızlarında birer altın iğne ile ağızlarındaki iğneyi uzaktılar İbrahim b.Ethem Hz.ne. İbrahim b. Edhem Hz. balıklara seslendi: Onları istemiyorum, ben kendi iğnemi istiyorum. Bütün balıklar suya girdi, bir tek balık ağzında İbrahim b. Edhem'in iğnesi alıp suyun üstüne çıkarak iğnesini uzatır. Bu manzarayı seyreden adama İbrahim b. Ethem dönerek der ki: Evet Belh hükümdarlığını terk ettim – kaybettim AMMAA! Kazandığım şeylerin en küçüğü budur, gerisini var sen düşün. Diyerek adamın cevabını anlının ortasına bir balyoz gibi vurur. 

Büyük tasavvuf ehli olan Zünnün Mısrî der ki:  Recep ekme ayı, Şaban sulama ayı, Ramazan derleyip toplama ayıdır. Hiç şüphesiz herkes ne ekerse onu biçer, ne yaparsa cezasını ve mükâfatını görür. Bir kimse ekimi bırakırsa, hasat zamanı ekmediğine pişman olur. Kıyamet gününde ise çok kötü duruma düşer. Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimizde

“Dünya ahiretin tarlasıdır.” Buyurarak ahiret hayatının dünyada kazanılacağını bizlere özellikle vurgulamışlardır. İşte Allah (c.c.) için yapılan terkler, onun yolunda yapılan ibadetler, verilen hayır ve hasenatlar hiç zayi olur mu? Yüce Resul (s.a.v.) Ey şerefli Ümmetim, dikkatli olun nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz kabirlerinizden öyle kalkarsınız, kabirlerinizden nasıl kalkarsanız öylece Yüce Allah (c.c.)’ın huzuruna ve benim şefaatimi almak için, gelirsiniz. Buyurmaktadır. Öyleyse Ramazana ölü girmeyelim, ölü tutmayalım aksi halde bayram bizim için ŞEKER BAYRAMINDAN başka bir şey olmaz. 

Müminlerde uhrevî duygular bu ayda ve bugünlerde coşarak doruğa ulaşır, dünyanın faniliği, ahiretin bakiliği bu ayda daha fazla düşünülür, daha şuurlu şekilde ibadetler yapılır. Ramazan ayı, bir yıllık maddi ve manevi kirlerden temizleneceğimiz, insanî duyguların coştuğu, tevbe edip hakka yönelme şuurunun geliştiği maddî ve manevî bir terbiye ayıdır. Hep dünyamızı tamir ediyoruz, ahiretimizi ise harap bırakıyoruz. Bundan dolayı insan mamur ettiği yerde kalmayı ister DEĞİLMİ? harap bıraktığı yere gitmeyi asla arzulamaz! Halbuki mecburen ve istisnasız olarak gideceğimiz yer olan ahiretimizi nolur harap bırakmayalım. İşte içinde bulunduğumuz ramazan ayı bunu tamir etmek için bulunmaz büyük bir fırsat ve dönüm noktasıdır. Unutmayalım…

Bu ay yardımlaşma ayıdır. Bu ay sabır ayıdır, sabrın mükâfatı ise cennettir. Bu ay çok okuma; az yeme; diyaliz, muhasebe; diriliş ve yeniden yapılanma ayıdır. İbadetlere değer katan en önemli özellik‚ ihlas’tır. İhlas bir işi sadece Allah için yapmak demektir. Oruç bu özelliği çok iyi yansıtır. Çünkü bir kimsenin oruçlu olup olmadığını bilemeyiz. Bunu ancak Allah (c.c.)’la kendisi bilir. Orucu küstürmeyelim, fakirleri küstürmeyelim, yetimleri küstürmeyelim, tabi bu arada namazıda küstürmeyelim haaaa çünkü oruçla namaz ikisi bedeni ibadetlerdendir. Birini yaparken diğerinden küs olmayalım.

Peygamber lisaniyle "buniyel islamu ela hamsin…" …"İslam bunların üzerine bina edilmiştir." Evveli Rahmet, Ortası Mağfiret, sonu ateşten azad olan Ramazanımız nefsimize, neslimize, beldemize, memleketimize, ülkemize hayırlar getirmesini dilerim. Gerçek Bayramlarda buluşmak dileğiyle hoşça kalın dostça kalalım… 
 
Yusuf ÇAKICI – Yalıhüyük / KONYA  

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER