Yalihuyuk.com – Konya

Çanakkale’yi İyi anlamak

Çanakkale zaferinin 95 inci yıl dönümünü kutladığımız şu günlerde tüm şehitlerimizi rahmetle yâd ederek yazıma başlıyorum.

19 Mart 2010 - 17:51 'de eklendi ve 294 kez görüntülendi.
Çanakkale’yi İyi anlamak
Çanakkale zaferinin 95 inci yıl dönümünü kutladığımız şu günlerde tüm şehitlerimizi rahmetle yâd ederek yazıma başlıyorum. Çanakkale’yi geçilmez yapan ne idi? Her türlü imkânsızlığa rağmen düşmanların çanak kalede çakılıp kalmasının sebebi ne idi?
Savaşın bir arasında elindeki topu temizlemeye ve yağlamaya çalışırken, komutanın ateş başladı hemen mevziye gel emrine rağmen “komutanım bu topun bakımının yapılması gerekiyor” dedikten kısa bir sure sonra gelen bir top mermisiyle ikiye bölünerek şehit olan Mehmetçiğin bu gayretinin sebebi ne idi? Daha bu ve benzeri örnekleri çoğaltmak mümkün.
Elbette ki bu kahramanlıkların altındaki yegâne etken imanı ve inancı gereği şehitlik mertebesine ulaşma gayreti idi. İstiklal marşı şairimiz bu konuda ne güzel söylemiş;
    İmandır o cevher ki ilahi ne büyüktür,
    İmansız olan paslı yürek sinede yüktür.
.Şehit ne demek? Allah(cc) rızası için vatan millet savunması yaparken canını feda etmesi ki inancımıza göre Peygamberlikten sonraki en yüce makam. Cennette peygamberlere komşu olmak, İşte her türlü imkânsızlığa rağmen kendilerinden kat be kat düşmana galip gelmenin altındaki en büyük neden budur. Yalnızca imanlı bir kimse bu duyguyla savaşır. Bilir ki K.Kerimde yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor “Allah (cc)yolunda öldürülenlere sakın ölüler demeyin. Bilakis onlar diridirler lakin siz anlayamazsınız.”(Bakara süresi 154).
 Nitekim Çanakkale’de çarpışan kahramanlar, istiklal marşı şairimiz Mehmet Akif tarafından bedir savaşında imanı ve kutsal değerleri için savaşan sahabelere benzetilmişlerdir. Şairimiz Bedrin aslanları ancak bu kadar şanlı idi derken, iki sininde Allah’ın rızasını kazanabilmek için canlarını seve seve feda ettiklerini anlatmıştır.
Bugün şu kesinlikle ortaya konulmuştur ki şehitlik ve gazilik gibi manevi makamlar ancak insanların canlarını ve mallarını kolayca feda ettirebilir aksi takdirde güzelim dünya hayatı ve nimetleri henüz hayatlarının baharında niçin feda edilsin.
Günümüzde de görüyoruz ki para ve başka dünyevi menfaatler için savaşanlar teknolojik olarak ne kadar üstün olurlarsa olsunlar başarı şansları çok azdır. Ebetteki bundan şu manayı da çıkarmamak gerekiyor. Nasıl olsa bizim manevi inançlarımız daha güçlü o halde biz gerektiği şekilde silahlanmamıza gerek yoktur.Asla bunu söylemek istemiyoruz, Peygamberimiz (sav)dediği gibi düşmanlarımızın silahları ne ise onlara fazlasıyla bizde sahip olacağız ama yalnızca maddi gücünde yeterli olmadığını anlatmak istiyorum.
Bizim askerimizin savaşta hücum ederken Allah Allah dediğini de hepimiz iyi biliyoruz.Asker ocağına halkımızın peygamber ocağı demesinin altındaki manada bundan kaynaklanmaktadır..Neyazıkki son yıllarda askerimizin manevi değerlerini törpülemek isteyenler olsa da milletimizin bunlara fırsat vermeyeceğini belirtmek istiyorum.
Çanakkale’de cepheden geriye doğru hareket eden askerleri gören Mustafa Kemal; nereye gidiyorsunuz diye sorunca cephanemiz kalmadı cevabını alıyor. Bunun üzerine Mustafa Kemal; “süngüleriniz demi yok ben size ölmeyi emrediyorum” dediği zaman o askerlerin süngüleriyle savaşa devam etmelerinin altında yatan işte bu şehitlik arzusudur aksi halde hiçbir kimse göz göre göre kendisini ölüme atamaz.
Çanakkale birinci dünya savaşının içindeki en kanlı bölümümler inden biri olarak bilinir.250 bin Mehmetçik şehitlik mertebesine ererken bir okadar düşman askeride ölmüştür. Tarihi şan ve şerefle dolu imanlı vatan evlatlarının tarihteki en parlak ve anlamlı sayfalarından biridir Çanakkale.
Gelibolu yarımadasına çıkarma yapan düşman kuvvetlerinin milliyetleri de çok farklıdır. İngilizler ve Fransızların yanı sıra Avustralya, Hindistan, Kanada, Cezayir ve Senegal gibi ülkelerden de asker getirmişler. Merhum Akif bunu şöyle dile getirmiş;
Eski dünya yenidünya bütün akvamı beşer
Kaynıyor kum gibi tufan gibi mahşer mahşer
Yedi iklimi cihanın duruyor karşısında
Avustralya’yla beraber bakıyorsun kanada
Çehreler başka, lisanlar deriler rengârenk
Sade bir hadise var ortada vahşetler denk,
              Kimi Hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne bela
Hani tauna da züldür bu rezil istila

Çanakkale de unutmamamız gereken en önemli olaylardan biride, orada savaşan ve şehit olan ecdadımızın yurdumuzun doğusu ile batısı ile kuzeyi ve güneyi ile bir bütün olarak vatanımızı savunduğumuz gerçeğidir. Ecdadımız türkü, kürdü, lazı, çerkezi ile bir bütün olarak orada destan yazmış canı ve kanı pahasına düşmana geçit vermemiştir.
Bugün bizlerin arasına nifak tohumları ekmek isteyenlere karşı Çanakkale ruhu bizim için örnek olmaya devam etmelidir, Gençlerimizin buradaki ruhu çok iyi anlaması lazım. Zira bir topluma nifak (ayrılık)girmeden düşman giremez. Bu gün düşmanlar cephede yapamadıklarını aramıza nifak tohumları ekerek yapmak istiyorlar. Özellikle gençlerimizin bu konularda çok hassas olmaları gerekmektedir. Merhum Akif bu konuda da dediği gibi;
Girmeden tefrika bir millete düşman giremez
Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez

Çanak kaleyi her yıl hatırlarken bizim için çok önem arz eden bu duygu ve düşünceleri ihmal etmememiz gerekmektedir. Yine merhum Akif’in Çanakkale de destan yazanlara hitaben söylediği bir mısra ile yazımı noktalamak istiyorum.
Ey şehit oğlu şehit isteme benden makber,
Sana auçunu açmış duruyor Peygamber.

Selam ve dua ile….
.

 

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER