Yalihuyuk.com – Konya

İki ölü dirilirse ülke dirilir-3

Rahman olan, Rahim olan, Melik olan, Kuddus olan, Selam olan, Yüce Allah (c.c.)’ın isimleriyle üçüncü bölüme devam edelim inşallah…

03 Haziran 2010 - 8:29 'de eklendi ve 199 kez görüntülendi.
İki ölü dirilirse ülke dirilir-3

Rahman olan, Rahim olan, Melik olan, Kuddus olan, Selam olan, Yüce Allah (c.c.)’ın isimleriyle üçüncü bölüme devam edelim inşallah…

‘O’ (s.a.v.) şöyle buyurdu: ‘Ümmetim namazı terk ettiklerinde, şehvetlerinin peşinde koşuşturduklarında, ihanetler çoğaldığında, emanete riayet kaybolduğunda, su kaynakları azaldığında, ufuk tozlandığında, insanlar küfürleştiğinde, kanaat ortadan kalktığında, insanlardan iyi niyet kaybolduğunda, ağaçlar çok olsa da meyve vermediğinde, alım gücü azaldığında, sarsıcı rüzgârlar, ters ilişkiler, gereksiz yere yapılan yeminler çoğaldığında, geçim zorlaştığında, insanlar baba ve annelerine küfrederek karşılıklı olarak şakalaştıklarında,  haram yoldan para kazanma hırsı ve zina çoğaldığında, Allah’ın verdiğine rıza azaldığında, sefihler idareci olduklarında, ihanet çoğalıp emanet kaybolduğunda, herkes kendi aklını ve yaptığı işini beğenip övmeye başladığında, her cahil ve boş adam cehaletiyle ön plana çıktığında, evlerin duvarları yükselip aşırı süslü hale getirildiğinde, lüks ve yüksek binalar çoğaldığında, batıl olan şeyler gerçek, yalan ise doğru kabul edildiğinde, sağlıklı akıl sahibi olmak acizlik, şeytanca adım atmalar akıllılık, sapıklık doğruluk, gerçeği açıklamak körlük, suskunluk aptallık, ilim sahibi olmak ise cahillik olarak kabul edildiğinde, kalpler köreldiğinde, kötülük iyiliği mağlup ettiğinde, insanlardaki dünya tutkusu azgınlaştığında, ticari yollar çoğaldığında, tembellik yaygınlaştığında, vahşi hayvanların derileri lüksün göstergesi olarak giyilmeye başlandığında, dünya ahrete tercih edildiğinde, kalplerden merhamet duyguları çıktığında, fesat yaygınlaştığında, Allah’ın kitabı oyuncak – ve oyun aracı – haline getirilmeye çalışıldığında… İşte ey Huzeyfe bütün bunlar olduğunda İslam’ın sadece ismi kalacak.  Kuran kalplerden silinecek. Ancak görüntüsü kalacak. Okuyucular ve insanlar kuran okuyacaklar ama bu okudukları kuran boğazlarından öteye geçemeyecek. Okudukları kuran’ın emirlerini uygulamayacak, yasaklarından da sakınmayacaklardır. İşte ey Huzeyfe! Bütün bunlar olduğunda müslümanların mescitleri süslü ama cemaatinin kalpleri imandan yoksun olacak. Âlimler yeryüzünün en şer insanları olacaklardır. Fitneyi bu âlimler başlatacaklar. Fitne neticede onlara dönecektir. Hayırlı insanlar ve hayır yok olup gidecek. Şerli insanlar ve şer olduğu gibi kalacak. İşte bütün bunlar olunca Allah insanların amellerini önemsiz sayacak. Amellerine itibar etmeyecek. Çünkü insanlar böyle bir dönemde sadece paraya dalacaklar. Öyle bir hale geleceklerdir ki en zengin olan bile kendini fakir sayacak.”
Hz. Peygamber (s.a.v.) zamanında okul yoktu. Hiç kimse 5 yıllık ya da 8 yıllık okula gidememekteydi. Çantalarında okuyacakları kitap, yazacakları kalem, yanlışlarını silecek silgileri yoktu. Ama o asrın insanlarının hepsi İslam’ı, Kur’anı bizden daha çok iyi biliyorlardı.
İmanının irfanın fışkırdığı saadet asrında ne üniversite, ne edebiyat, ne fen, ne sosyal ne de uluslar arası ilişkiler okumamışlardı. Onların tek okudukları bir üniversite vardı o da Darul Erkam okulundan birleşerek müslümanların sözleşmesi olan o veciz Veda hutbesindeki o muhteşem emir ve yasakları hayatlarına ilmek ilmek, işleyen erkamın öğrenci ve öğreticileri olarak dünyayı yönetecek büyük liderler yetiştiren islamın hayat okulundan mezundular hepsi de. Şöyle söylenebilir canım o zaman okul mu vardı da okusunlar. Doğrudur, o gün bugünkü gibi bir okul kültürü yoktu. Ama bugün de yaşayan insanların dini bilgileri bozulmadan, çarpıtılmadan öğrenebileceği, 12 yaşından küçüklerde girebileceği bir okul (erkam) vardı. Çünkü Hz. Allah (c.c.)’ın insanlığa “oku!” emriyle başlatılmasıdır. Bu emrin okul olsun olmasın tüm hayata yayılmasıdır.  Demek ki, okumak isteyen için okul olmazsa olmaz diye bir şart değildir ve yoktur. Öyleyse evlerimiz, okullarımız, camilerimiz, en büyük eğitim merkezleridir ve olmalıdır. Tüm hayat alanı, kamusal ve özel alan ayırımı olmaksızın eğitim alanı, Darul Erkam olmalıdır. O zaman evlerden, sokaklardan, caddelerden, okullardan kardeşlik, insanlık görülecekti!.. Kol kola, omuz omuza, diz dize yaşam görülecekti!.. Dinden!.. Dilden!.. Renkten!.. Giyimden!.. Kuşamdan, Gözyaşlarını akıtan terörü olmayacaktı! Adam kayırma olmayacaktı!.. İnsanları… Mabetleri yok etmek için planlar kurulmayacaktı!.. Hz. Ömer, öldürmeye gittiği kız kardeşinin evinde dinlediği Kur’an dünya nizamı olmasaydı gözlerini İslam’a açarmıydı? O halde  Kur’anı bilen kişiler!.. Beyaz cübbeleri giyenler, Kahvelere, parklara sohbet için değil de maç için gidenler Rabbim bildiğiniz o Kur’an-ı neden gerçek olarak anlatmadığınızı, anlatmadığımızı sormaz mı sanıyorusunuz? Başta ben ve siz yetkili ve etkili kimseler sorulmaz diyorsak,  çok büyük yanılgıdayız. Bu böyle biline!.. Hz. Ebu Bekir (r.a.), evini adeta bir mescide çevirmişti. Bizlerin daha doğrusu ben müslümanım diyen icraatta hatun kişilerin (Gerçek hanımlardan özür diliyorum) evinde kaç kitap var kaç kişi gelip de namazı bilmeyenin, gülsü bilmeyenin, abdesti, orucu, haccı, zekâtı, imanı, irfanı,  tesettürü, helalı, haramı bilmeyenin koluna girip de anlatıp sohbet ediyoruz. Oysa açlığın – kıtlığın – yoksulluğun hüküm sürdüğü o ASRISAADET’te Elektriğin, mumun olmadığı bir dönemde Kur’an’la aydınlanıyordu evleri, sokakları, caddeleri ve ülkeleri… Eviniz gül, gönlünüz Gülşen olsun. Görüşünceye dek hoşça kalın dostça kalalım…   Devamı gelecek…

Yusuf ÇAKICI
Yalıhüyük /KONYA

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER