Yalihuyuk.com – Konya

İslam da kadın

Aile toplumun en küçük bireyidir. Ailenin temelini de kadın oluşturmaktadır. Bu itibarla kadınla ilgili yaklaşımlar aileyi doğrudan etkilemektedir. Bizim inancımız kadına özel bir değer verir. O her şeyden önce bir anne veya anne adayıdır. Annenin önemi ise çok farklıdır. Cennetin anaların ayağı altında olduğunu bildiren sevgili peygamberimiz (sav),kadının da önemini bize anlatmış oluyor.

27 Temmuz 2011 - 10:07 'de eklendi ve 254 kez görüntülendi.
İslam da kadın

Aile toplumun en küçük bireyidir. Ailenin temelini de kadın oluşturmaktadır. Bu itibarla kadınla ilgili yaklaşımlar aileyi doğrudan etkilemektedir. Bizim inancımız kadına özel bir değer verir. O her şeyden önce bir anne veya anne adayıdır. Annenin önemi ise çok farklıdır. Cennetin anaların ayağı altında olduğunu bildiren sevgili peygamberimiz (sav),kadının da önemini bize anlatmış oluyor.

Materyalist düşünce yapısında olduğu gibi kadını asla bir meta olarak göremeyiz. Bu gün  özgürlük adı altında maalesef kadınlar sömürülmekte ama bunun farkına varamamaktadırlar.
Yüce dinimiz evi geçindirmek görevini kadına vermemiştir. Dolayısı ile kadınların böyle bir mecburiyetleri yoktur. Onlar öncelikli olarak evlatlarını en güzel şekilde yetiştirmek durumundadırlar. Bu görev taksimi asla kadınları ikinci sınıf gibi görme veya eve kapama anlamında anlaşılmamalıdır. Ön yargılardan uzak ve objektif olarak düşündüğümüz zaman göreceğiz ki kadın aslında korunmuş olmaktadır. Şunu kesinlikle kabul etmeliyiz ki güç olarak erkekler kadınlardan daha güçlü yaratılmışlardır. Eğer bunun aksi olsaydı olimpiyatlarda ve diğer yarışmalarda kadınlarla erkekler ayrı ayrı dallarda yarıştırılmazlardı. Hal böyle olunca Allah (cc) kadını rızkı temin etmek gibi ağır görevlerle görevlendirmemiştir.. Bugün alınlarının teriyle çalışan birçok kadınımız var ama onlar ev işlerini de yine yapmak zorunda kalıyorlar. Demek istediğimiz böyle bir mecburiyetlerinin olmadığı konusudur, yoksa tesettürüne riayet ederek, uygun işyerlerinde isteyende çalışabilir ve çalışmaktadırlar. Hal böyle iken kadın İslam ahkâmının yumuşak karnı olarak algılanmış hakkında çok spekülasyonlar yapılmıştır. Bunların başında şahitlik ve çok eşlilik meselesi gelmektedir.
Kadının şahitliği konusu; Ümmetin geleceğini inşada kadının yeri çok büyüktür. Kadının bu fonksiyonundan uzaklaştırılması durumunda bu hayati fonksiyonu onun yerine getirecek başka bir unsur mevcut değildir. Yukarıda da belirttiğimiz gibi istisnai durumlar olmakla beraber islamda kadının yeri evi dir. Bir çocuğa annesinin verebileceği sevgiyi başka hiçbir insan veremeyeceğine göre bunda şaşılacak bir durumda yoktur, olmamalıdır. Bu konu kadının toplumsal hayata katılımını engelleyen bir durum olarak ta görülmemelidir.
Kuran 2 kadının şahitliğini bir erkeğin şahitliğine denk tutarken, elbetteki kadınların akıllarının kıt olduğunu söylemek istemiyor. Eğer böyle düşünülecek olsa kadına yüklenen annelik görevini aklı kıt olan bir kimse nasıl yapabilir? Kuran demek istiyor ki dışarıda özellikle ticari konularda, kendi aranızda cereyan etmesi gereken konularla kadınları meşgul etmeyin, asli fonksiyonlarını kaybettirmeyin. Eğer ticari konularda size şahitlik edecek güvenilir iki erkek bulamazsanız, istisnai bir durum olarak bir erkekle iki kadını şahit tutun. Kadınların asıl işi sizin aranızda geçen ticari işler olmadığından, birisi unutursa diğeri hatırlatsın diye iki kadın denmiştir. Bu itibarla şahitlik meselesinde kadının aklının kıtlığı şeklinde algılanması normal bir anlayış değildir.
“Bedevinin (Çölde yaşayan)şehirli aleyhine şahitliği caiz değildir”(İbn mace ahkâm 30)hadisi şerifini de aynı şekilde anlamak gerekmektedir. Ulemanın beyanına göre bunun hikmeti, bedeviler şehirliler arasında cereyan eden muameleleri gereği gibi bilmemeleridir. Yoksa bedevileri ikinci sınıf görme gibi bir durum söz konusu değildir. Dinimizde yaratılış olarak insanlar eşittir, üstünlük takvayladır.
Çok eşlilik;  Bu gün insanların, özellikle modern dünyada kadınların kafasını karıştıran en önemli konulardan biride çok eşliliktir. Allah (cc) bu konuda K.Kerimde şöyle buyurmaktadır; “Eğer yetimlerin hakkını gözetemeyeceğinizden korkarsanız size helal olan kadınlardan ikişer, üçer, dörder nikâh edin. Eğer bu suretle adaletli davranamayacağınızdan korkarsanız o zaman bir tane ile yetinin, Bu adaletten sapmamanıza daha uygundur.”(Nisa 3.Ayet)
Aynı surenin 129ncu ayetinde ise “Ne kadar uğraşırsanız uğraşın kadınlar arasında adaleti yerine getiremezsiniz bari birine büsbütün meyledipte ötekini askıda kalmış gibi bırakmayın…”
Birinci ayette kadınlar arasında adalete riayet edemeyeceği endişesini taşıyan erkeklerin tek eşle yetinmelerinin gerektiğini gösterirken, ikinci ayette de ne kadar uğraşsanız da kadınlar arasında adaleti yerine getiremezsiniz demektedir. Bu durum bize çok evliliğin istenen bir durum olmadığını ancak dünyanın bin bir türlü hali olacağından ve kişilerin özel durumları olabileceğinden, böyle bir kapının da bir ruhsat olarak açık olduğunu göstermektedir. Yapılan dünya savaşlarında milyonlarca gencin öldüğünü de unutmamak gerekmektedir. Hal böyle iken mademki erkek birden fazla kadınla evlenebiliyor o zaman bende birden çok erkekle evlenmeliyim diye güya akıl yürüten zavallıların durumuna acımaktan başka yapacak bir şeyimiz yok.
İslam’ın kadınlar hakkındaki gerçek düşüncelerini, peygamberimizin eşlerine bir fiske dahi vurmadığını, günümüzde kadın cinayetlerini bolca duyup gördüğümüz şu günlerde kadınlarla ilişkiler konusunda da peygamberimizin örnekliğine ne kadar muhtaç olduğumuzu hatırlatırlatmayı bir görev sayıyorum.
Not;Allah nasip ederse Ramazan umresine gideceğimden,şimdiden ramazan ayınızı ,kadir gecenizi ve bayramınız tebrik ediyorum.Rabbim isteyen tüm kardeşlerimize nasip etsin .Selam ve dua ile….
26.07.2011

 

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER