Yalihuyuk.com – Konya

Kurban bayramı yaklaşırken

Kıymetli okurlarım. Terör şehitlerimize ve depremde hayatlarını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan(cc)rahmet, yakınlarına ve milletimize başsağlığı dileyerek yazıma başlamak istiyorum. Rabbim tekrarını göstermesin inşallah.

27 Ekim 2011 - 12:53 'de eklendi ve 255 kez görüntülendi.
Kurban bayramı yaklaşırken

Kıymetli okurlarım. Terör şehitlerimize ve depremde hayatlarını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan(cc)rahmet, yakınlarına ve milletimize başsağlığı dileyerek yazıma başlamak istiyorum. Rabbim tekrarını göstermesin inşallah.

 

 

Günler o kadar hızlı ilerliyor ki, bir kurban bayramına daha kavuşmak üzereyiz. Tabiî ki ömrümüzde aynı şekilde akıp gitmekte, her geçen gün ölüme bir adım daha yaklaşmaktayız. Bunda anormal bir durumda yok, zaten. Elbette ki bu dünya hayatında ömrünü tamamlayan Ahirete göçecektir. Burada önemle vurgulamak istediğim konu, bu geçen günlerimizin boş geçmemesidir. Yani dünyamız ile birlikte, ahiretimizi de hatırlayarak yaşayabilmek önemli olan budur. İşte günlerimiz hızla akıp giderken yeni bir kurban bayramının daha arafesindeyiz.

 

Kurban, “yaklaşmak, yakın olmak”  manalarına gelen Arapça kurb kelimesinden gelir. Dini terim olarak;
Kurban ise; Allahü Teâlâ hazretlerine yakınlık elde etmek niyetiyle ve ibadet maksadıyla belirli şartları taşıyan hayvanlardan birini usulüne uygun olarak kesmektir. Bu amaçla kesilen hayvana kurban veya udhiye bu vesile ile idrak edilen bayrama da kurban bayramı –ıydü’l-adhâ- denilir.
Hac ve umrede kesilen kurbanlar ise genel olarak “sevk edilip götürülen, sunulan şey” manasında hedy veya kesilen hayvanın büyük baş ya da küçükbaş oluşuna göre bedene ve dem şeklinde özel isimler alır.
Doğan çocuk için kesilen kurbana da yeni doğan çocuğun başındaki saçın adından hareketle akîka denilmiştir.

 

Hicrî takvimin son ayı  olan Zilhicce’nin 10, 11, 12 ve 13. günleri kurban bayramı  günleridir. Biz Müslümanlar için Zilhicce de Ramazan gibi çok müstesna bir aydır. Her şeyden önce bu güzel ay, İslâm’ın beş temelinden birini teşkil eden o muazzam ve muhteşem hac farizasının îfâ edildiği aydır. Helal para ile ve usulüne uygun olarak yapılmış bir haccın mükâfatı ise ancak ve ancak cennettir. Bu yıl hacca giden ve gidecek olan kardeşlerimize sağlık ve afiyet içinde mebrur(kabul edilmiş)bir haç dilerken, gidemeyen kardeşlerimize de gelecek yıllarda gitmelerini rabbimizden niyaz ediyorum.
Zilhicce ayının bayrama kadarki on günü feyizli, mübarek günlerdir. Mümkün oldukça oruçla, zikirle ve ibadetle geçirilmelidir. Kurban bayramının arafesi olan gün ise “üzerine güneşin doğduğu en hayırlı gün”dür.  Allahü Teâlâ hazretleri, bu mukaddes günde nice âsî ve mücrim kulunu lütfüyle af ve mağfiret ederek rahmetine erdirir ve cehennemden âzâd eder.

 

Hâdis-i şerifte buyurulur ki: Hz.Aişe anamızın rivayet etiği bir hadisi şerifte, Resulullah (sav) buyurdular ki: “Allah, hiçbir günde, arafe günündeki kadar bir kulu ateşten çok azad etmez. Allah (mahlûkata rahmetiyle) yaklaşır ve onlarla meleklere karşı iftihar eder ve: “Bunlar ne istiyorlar?” der.” (Müslim, Hacc 436, (1348)

 

Ebu Kata de (RA)’ın rivayet ettiği başka bir hadiste “Resulullah(sav);Arafe günü tutulan orucun, geçen yılın ve gelecek yılın günahlarına keffaret olacağını Allah’ın rahmetinden ümidim var”buyurmuştur. (Kütübüs sitte, İbrahim Canan, c.9,s.474)
Kurbanın fazileti ile ilgili olarak ta, Peygamberimiz (sav) şöyle buyurmuşlardır:
“Âdemoğlu kurban bayramı günü, Allah katında kurban kesmekten daha sevimli bir iş yapmamıştır. Şüphesiz ki o kesilen kurban kıyamet günü boynuzları ve kılları ile ve sınnakları(hayvanın ayağında tırnağa tekabül eden kısım.) gelir. Hiç şüphe yok ki, kurbanın kanı yere düşmeden önce Allah katında kabul görür. Öyle ise gönüllerinizi kurban ile hoş edin .(Tirmizî, Adâhî, 1, Kütübüs sitte, İbrahim Canan, c.5,s.289)

 

Kurban için harcanan para Allah indinde çok sevgilidir. Hz. Ali Efendim iz’in Peygamberimiz (sav)den rivayet ettiği başka bir hâdis-i şerifte şöyle buyurulur: “Kim ki gönül hoşluğu ile ve sevabını Allah’tan umarak kurbanını keserse, o kurban onun için cehenneme perde ve mâni olur.” Bu, her türlü zahmet ve sıkıntıya katlanmaya değer bir sonuçtur ve ne büyük bir müjdedir.
Ebu Hureyre(Ra)tan rivayet olunan diğer bir hadiste Peygamberimiz(sav); “Kurban kesecek güçte olup ta kesmeyen namazgâhımıza yaklaşmasın.” ( Kütübüs sitte, İbrahim Canan, c.6,s.44) buyurarak kesmeyenleri sert bir şekilde uyarmıştır
Akıllı, büluğ çağına ermiş ve dinen zengin sayılan müslümanların bayram günleri kurban kesmeleri vaciptir. Zenginliğin Ölçüsü ise, İslam fıkhında, ‘Nisap’ kelimesi ile ifade edilmektedir.
Kurban nisabı, kişinin temel ihtiyaçları olan oturacak evi, evinin yeter derecede eşyası, binek için olan hayvanı, üç kat elbisesi, kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin bir yıllık nafakalarından ve borcundan fazla 80, 18 gr. altın veya bunun kıymeti para ve eşyaya malik olan kimse kurban kesecek kadar zengin demektir. Bu kimseye yılda bir defa kurban günlerinde kurban kesmek vacip olur. . Bu süre,
Kurban, bayramının birinci günü fecri doğduktan itibaren başlayıp, üçüncü gün akşamına kadar olan zamandır. Bu müddet içinde kurbanın kesilmesi şarttır. Bu şartları taşıyan kimseler, Allahu Teâlâ’nın kendisine bahşetmiş olduğu nimetlere şükran ifadesi ve Allah yolunda fedakârlığın nişanesi olarak kurban kesmelidir
Dinen zengin olan karı kocadan her birinin ayrı ayrı kurban kesmesi gerekir.

 

Bu ölçü aynı zamanda zekât için de geçerlidir. Ancak zekât nisabında malının artıcı olması ve üzerinden bir yıl geçmiş bulunması şarttır.
Kurban nisabında bunlar aranmaz. Kurban kesme günlerinde zengin olan kimseye kurban kesmek vacip olur.
Hangi Hayvanlar Kurban Edilir?
Kurban edilecek hayvanlar; koyun, keçi, deve, sığır ve mandadır. Bunların dışındaki hayvanlar kurban olarak kesilemezler.  Hayvanın sağlıklı, âzâları tam ve besili olması hem ibadetin hem kişilerin sıhhati açısından önemlidir.
Bu hayvanlardan devenin 5, sığır ile mandanın 2 ve koyun ile keçinin 1 yaşını doldurmuş olmaları gerekir. Ancak koyunlar altı ayı tamamladıkları halde bir yaşını doldurmuş gibi gösterişli olurlarsa bunlar da kurban edilebilir.
Bir koyun veya keçiyi ancak bir kişi kurban edebilir. Fakat sığır, manda ve deve yedi kişiye kadar ortaklaşa kurban edilebilir. Ortakların tek veya çift olmalarında bir sakınca yoktur.
Ortakların hepsi ibadet niyetiyle katılmak durumundadır. Meselâ ortaklardan biri vacip olan kurbanı, diğeri adak kurbanı, bir diğeri de nafile kurbanı niyet edebilir. Çünkü hepsinin niyeti ibadettir. Fakat ortaklardan biri her hangi bir ibadet değil de et kastiyle katılmış olsa bu sahih olmaz, diğerleri de niyet etmiş oldukları kurbanı kesmiş, sayılmazlar
.

 

Kurban alırken nasıl bir yol takip etmeliyiz?
Halkımız arasında yaygın olarak yapılan kurban alışverişleri genel olarak pazarlık usulü ile yapılmaktadır. Son yıllarda yapılan kilo ile alış verişler bazı kardeşlerimizin kafalarını kurcalamaktadır. Bu konu üzerinde biraz durmak istiyorum.
Bizim peygamberimiz, alışverişlerde aldatmamızı da, aldanmamız da istememektedir. Yani ne aldatacağız, nede aldanacağız. Esas ölçü budur. O halde, kurban olacak hayvanı belirleyip ve tamamı kurban kesene ait olmak şartı ile kilogram fiyatında anlaşılıp, sonra tartarak kurbanın fiyatının belirlenmesinde dinimizce bir sakınca yoktur. Bu konuda dini otorite olarak kabul edilen Prof. Dr. Hayrettin Karaman hocamızın cevabını aynen alıyorum.
Soru; Ticarî ahlakın da hükmetmediği bu ortamlarda ibadet için kurbanlık alma zorunda olan ve haliyle hayvanın ederini bilme beceri ve birikimine sahip olmayan insanların aldanmalarını önlemek ve bir ibadet teşebbüsünün haram fiillere zemin hazırlamasına meydan vermemek için kesim sonrası çıkan kiloya göre önceden tespit edilen fiyattan ödeme yapılmasının İslam Hukuku açısından bir sakıncası var mıdır? Cevap:
Bir şahıs kurban satana gider, “Ben şu kurbanı, kesilip filan kısımları (mesela işkembe, kelle vb.) çıkarıldıktan sonra tartılıp kilosunun şu para ile çarpılması sonucu ortaya çıkacak olan bedel ile aldım” dese, satıcı da “Aynı şartlarla ben de sattım” dese akdin tarafları, icab ve kabul, ödenecek bedel ile alınan malın helal olması gibi önemli şartlar gerçekleşir ve akit kurulur (oluşur). Diyelim ki hayvan yüz kilo geldi, kilosu on liradan anlaşmışlardı ve bedelin bin lira olduğu ortaya çıktı, belli oldu. Bu bin liranın, daha başta hayvan satın alınırken belli olmaması akdin sıhhatine zarar vermez; çünkü baştaki belirsizlik, sonradan ihtilafa sebep olacak bir belirsizlik değildir. Kilo fiyatının belli olması yeterlidir.
Hocamızın cevabından da anlaşılacağı üzere kardeşlerimizin bu konuda tereddüt etmelerine gerek yoktur.
Yazıma son verirken tekrar Şehitlerimize ve Van depreminde hayatını kaybeden tüm kardeşlerimize Allah’tan(cc)rahmet ve yakınlarına ve tüm milletimize başsağlığı diliyorum.
Selam ve saygılarımla.  27.10.11

 

 

 

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER