Yalihuyuk.com – Konya

Mevla’yı seven Leyla’yı sever -2-

 

Rahman olan, Rahim olan, Hadi olan, Bedi olan, Reşid olan, Yüce Allah (c.c.)’ın isimleriyle sevgi ile başlayalım…

27 Aralık 2011 - 17:32 'de eklendi ve 299 kez görüntülendi.
Mevla’yı seven Leyla’yı sever -2-

 

Rahman olan, Rahim olan, Hadi olan, Bedi olan, Reşid olan, Yüce Allah (c.c.)’ın isimleriyle sevgi ile başlayalım…

 

 

Malik bin Zübeyr adındaki çok keskin bir nişancının Peygamberimiz (s.a.v.)’e attığı oklara karşı koyabilmek için oklara elini tutan Talha bin Ubeydullah’ın eli parçalanmış ve parmakları bu yüzden çolak kalmıştır. Bu savaşta seksene yakın yara aldığı, hemen her yeri kılıç, mızrak ve ok darbeleriyle yaralandığı halde Resulullah’ın yanından ayrılmamış, O’nu korumaya çalışmıştır. Hz. Ebu Bekir ve Sa’d bin Ebî Vakkâs, Resulü Ekrem Efendimiz (s.a.v.)’in yanına yetiştiği sırada kan kaybından bayılan Talha bin Ubeydullah’ın ayılır ayılmaz sorduğu ilk soru ise kendisine değil, yine Resulullah (s.a.v.)’a yönelik olmuştur. Hz. Peygamberin iyi olduğunu duyunca Allah (c.c.) sonsuz şükürler olsun. O sağ olduktan sonra her musibet bana hiçtir. (Salih Suruç, Kâinatın Efendisi Peygamberimizin Hayatı, cilt 1, Yeni Asya Neşriyat, s.211–212,594) diyerek sevgisini bağlılığını ispatlamıştır.
  Başka bir gün Hz. Ömer (r.a.)’le birlikte otururlarken; Hz. Ömer (r.a.) Resulullah’a (s.a.v.) “Siz bana kendim hariç her şeyden daha sevgilisiniz.” Dedi. Resulullah (s.a.v.)’de kendisine: “Ben bir kişiye kendisinden bile daha fazla sevgili olmadıkça o kişi iman etmiş olmaz.” buyurdular. Hz. Ömer (r.a.) bunun üzerine biraz düşündü ve şu cevabı verdi: Kur’an-ı Kerimi sana indiren Allah’a yemin ederim ki, (şimdi) sen bana kendimden de daha sevgilisin ya Resulullah! Deyince Hz. Peygamber (s.a.v.) İşte şimdi oldu, ey Ömer! Buyurdular.
  Başka; Hz. Enes (r.a.) anlatıyor bize O’(s.a.v.)’a olan sevgiyi: Bir kişi bir gün Resulullah’a gelerek şöyle sordu: Kıyamet ne zaman Ya Resulullah? Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu. Kıyamet için sen ne hazırladın? Bunu üzerine adam şöyle cevap verdi. Kıyamet için ne çok namaz, ne çok oruç, ne de çok sadaka hazırladım. Fakat ben Allah’ı ve Resulünü seviyorum. Bunun üzerine Resulullah (s.a.v.) kendisine şöyle buyurdular. Sen sevdiklerinle berabersin! Ya Rab bizlerde onu seviyoruz şefaatine nail eyle…
  Tabi dostlar Hz. Allah (c.c.)’ı sevmek O’ (c.c.)’na iman ve itaat ve gerçek manada kul olabilmektir. Hz. Peygamber (s.a.v.)’imizi sevmenin göstergesi de onun sünnetine uymaktır. Allah (c.c.)’ı seven O’na iman ve itaat ettiği gibi, Resulullah’ı seven de onun sünnetini hayatına ilmek ilmek işler.
  Kul ise: İslam inancına göre en üstün mertebedir. Bu yüzden Hz. Muhammed (s.a.v.) Allah’ın kulu ve resulü olarak medh edilmiştir. Bu itibarla Hz. Peygamber (s.a.v.) Peygamberlerin en üstünü olma özelliğini kazandığı gibi ümmeti de ümmetlerin en hayırlısı olma özelliğini kazanmalıdır. Aksi halde sevgiler kuru sıkı olur.
  Ebu Hureyre (r.a.)  Resulullah (s.a.v.)’dan rivayet etmiştir ki, “Bir adam başka bir köyde bulunan bir kardeşim ziyarete gitti. Yüce Allah onun geçeceği yola bir melek gönderdi. Melek adama: Nereye gidiyorsun? Diye sordu. Adam: Şu köydeki kardeşimi ziyaret etmek istiyorum? Dedi. Melek: Onun sana yaptığı bir iyilikten dolayı kendisine minnet borcunu mu yerine getirmek istiyorsun? Diye sordu. Adam: Hayır, ama ben onu Allah için sevdim, diye cevap verdi. Bunun üzerine melek: Ben, senin onu Allah için sevdiğin gibi Allah’ın da seni sevdiğini bildirmek üzere Yüce Allah tarafından sana gönderilmiş bir elçisiyim, diye buyurur.
  Hatta başka bir hadis-i şerifte Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır: Allah bir kulunu sevince Cebrail’e: Şüphesiz ki Allah filanı seviyor sen de onu sev, diye nida eder. Cebrail de onu sever ve Cebrail gök sakinlerine: Şüphesiz ki Allah filanı seviyor, siz de onu sevin diye nida eder. Gök sakinleri de onu severler. Sonra o kişi yeryüzünde kabul görür ve itibar sahibi olur. Buyrulmuştur.
  Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Hiç biriniz kendiniz için arzu ettiğinizi kardeşiniz için de arzu etmedikçe iman etmiş olmaz.” Âlimler burada kastedilen şüphesiz imanın kemale ermesidir; yoksa imanın varlığı değildir demişlerdir. İmanımız makbul eviniz gül gönlünüz gülşen olsun. Görüşünceye dek hoşça kalın dostça kalalım.

 

  NOT: Kıymetli kardeşlerim! Rahatsızlığım nedeniyle gerek telefonla arayarak geçmiş olsun dileklerinde bulunan  ve gerekse  ziyaret teşriflerinde bulunan tüm kardeşlerime şükranlarımı bildirir hayırlı dualarınızı beklerim.
 

 

                                   Yusuf ÇAKICI
                                 Yalıhüyük /KONYA

 

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER