Yalihuyuk.com – Konya

365 Günden bir gün (8MDKG) 1.Bölüm

15 Mart 2012 - 22:59 'de eklendi ve 306 kez görüntülendi.
365 Günden bir gün (8MDKG) 1.Bölüm

Rahman olan, Rahim olan, Selam olan, Vedüd olan, Gafur olan, Yüce Allah’ın isimleriyle başlayalım ilginç ve ilginç olduğu kadarda dikkat çeken o bir güne. Yani 8 Mart dünya kadınlar gününe… Malumunuz 8 Mart, Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanır. Bana göre bir hanımefendinin bir gün değil 365 günü hatırlanmalıdır. Kadınlara özgü bir günün var olma düşüncesi ilk kez, 26–27 Ağustos 1910’da Kopenhag’da düzenlenen Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansında ortaya atılmış, Türkiye’ de 1975 yılında kadın yılı kongresinin akabinde 8 Mart 1984’ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından, “ zulmün, zilletin, başörtüsü sorununun, Milattan önceki yıllardan kalıntı olan ikna odalarının, inançları gereği başlarını örten ve okuldan atılan mücahidelerin, başörtülüler Arabistan’a diyerek zulmedenlerin, inançları gereği kendilerine burs vermeyen veya alamayan mücahidelerin durumları konu edilmeyen” Maalesef Dünya Kadınlar Günü kutlanmaya devam edilmektedir. İslam itikadına göre gerçek bir kadın; iyi bir anne, iyi bir eş, iyi bir arkadaş, merhamet timsali, şefkat abidesi ve hepsinden önemlisi Allah (c.c.)’ın insanlığa rahmetidir. Bu yüceliklere sahip ve mümtaz bir varlık olan kadını yeniden okumak ve İslam’ın ona verdiği yüce değerleri yeniden gözden geçirmek en son din olan İslam’ın vahyini ve öğretilerini bir nebze de olsa incelemekten başka bir seçenek yoktur. Yüce Allah (c.c.) bizi topraktan, sonra nütfeden yaratmış, sonra da bizi çiftler halinde var etmiş ve çiftiyle yaratmıştır. Evrene baktığımızda gördüğümüz her şeyin bir eşini de beraberinde görürüz. Özellikle canlılar âleminde her şeyin eri olduğu gibi dişisi de mevcuttur. Bu yaratılış sisteminin en iyi şekilde işlemesini sağlayan temel unsurlardan biridir. Yüce dinimiz İslam, kadını saplandığı cahiliye sisteminin zillet batağından kurtararak onu İslam’a olan bağlılığı imanı irfanı, merhameti sayesinde izzetin, şerefin, haysiyetin, onurun ve gururun zirvesine taşımıştır. Tabi bu üstünlüğün erkek ya da kadın olmakta değil haa anca ve ancak takvada olduğunu Kur’an-ı Kerim bize şöyle haber vermektedir: “Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah yanında en değerli olanınız, O’dan en çok korkanınızdır. Şüphesiz Allah bilendir, her şeyden haberdardır.” (Hucurat 49/13) buyurmuştur. Hiç şüphesiz ailenin temeli olan karı-koca İslam toplumunun en temel kaynağı, evlilik ise bir merhamet müessesesidir. Kur’anı Kerimde evlilik karı koca ilişkilerinin iki esasa bağlı olduğunu beyan etmiş, bundan bir sevgi (şefkat, dostluk ve arkadaşlık) diğeri ise merhamet (anlayış, barışıklık, hoşgörü ve affediciliktir.) Yüce Allah (c.c.) Rum suresinin 21. ayeti Kerimesinde ise; “ Kaynaşmanız için size kendi (cinsi)nizden eşler yaratıp aranızda sevgi ve merhamet peydâ etmesi de O’nun varlığının delillerindendi. Doğrusu bunda, iyi düşünen bir kavim için ibretler vardır.” Merhamet müessesesi olan kutsal evlilikle bir arada yaşayan iki insanın aralarındaki ilişkiyi bundan daha iyi şekilde ifade etmek mümkün değildir. İslam’da aile kumak için evlilik esastır. Bu esasıyeti sadece ve sadece müslümanlar için! Hz. Peygamber (s.a.v.) kendi Sünneti olarak tavsiye etmiştir. Nikâh akti erkek ve kadının birbirlerine bağlılığıdır. Dolayısıyla bu evlilikte kadın erkeğin hanımefendisi, erkek de kadının beyefendisi olmalıdırlar. Buna göre kadın, kocasının; mahiyetin de günah olmayan her emrine uymak zorundadır. (İslam kültüründe Aile planlaması s 17–30 Prof. Ahdel Rahim OMRUN Ankara 1995) Kıymetli dostlar, unutmayalım ki dünya hayatının bir imtihan olduğunu, sıkıntıların, musibetlerin, sevgilerin, hoşgörülerin, yağmurun – selin, dolunun, çığların, depremlerin birer imtihan, bu tür felaketlere maruz kalındığı zaman en büyük ilacı da sabır, sebat en önemlisi de yüreklerde, gönül dünyalarında ve inanç dünyalarında bir depremin, isyanın, huzursuzluğun meydana gelmemesidir. Deprem yoksa öbür ucunda Allah (c.c.), Peygamber (s.a.v.), cennet öyle bir cennet ki; en üstün Firdevs, Adn cenneti vardır. Böyle kadın ve erkeğe ne kadar muhtacız dostlar. Rabbim sayılarını artırsın ÂMİN! İslam itikadına göre kadın Yüce Allah (c.c.)’ın erkeklere birer emaneti olduğundan dolayı ona asla ve asla ihanet etmeyecek, canını, namusunu kendi canı gibi kollayıp koruyacaktır. Tabi bunu yaparken kadında aynı şeyleri eşine karşı yapmalıdır. Çünkü kadında eşine Allah (c.c.)’ın emrettiği şekilde itaat edecek ki sokaklarda aşikâre bıçak ile destere ile kurşun ile öldürülmeyecektir. Ya! Bir ömür boyu tabiri caizse bir yastık da kocayıp Allah Resulünün buyurduğu gibi birbirlerinden razı olarak cennete gideceklerdir. Dostlar işlenen bunca kötü olayların sebebi cehalet köprüsünden geçmek için birbirleriyle yarış içinde olan kadın ve erkeklerdir. Âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Peygamber (s.a.v.)’den Ümmü Seleme’nin rivayetine göre Hz. Peygamber (s.a.v.) de şöyle buyurmaktadır. “Hangi kadın, kocası kendisinden razı olarak vefat ederse, cennete girer.” Başka; Ebu Hüreyre’den rivayete göre; “Ey Allah (c.c.).`ın Resulü (s.a.v.)’ne hangi kadın daha hayırlıdır? Kocası bakınca onu sürura gark eden, emredince itaat eden, nefis ve malında, kocasının hoşuna gitmeyen şeyle ona muhalefet etmeyen kadın! Diye cevap verdi. Başka; “Kadının Rabbi’nin Rızasına en yakın durumu evinin dört duvarı arasında bulunduğu zamandır. Evinin dört duvarı arasında kıldığı namaz, camide kılacağı namazdan, odasında kıldığı namaz, evinin diğer her hangi bir yerinde kılacağı namazdan daha faziletlidir.” Başka;“Eşinden hoşnut bir halde ölen kadın. Cennet’e girer.” buyurmuşlardır Efendiler efendisi Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.)… Cennete giden kadınlara ve erkeklere ne kadar ihtiyacımız vardır. Eviniz gül, gönlünüz gülşen olsun. Görüşünceye kadar hoşça kalın dostça kalalım… Yusuf ÇAKICI Yalıhüyük / KONYA

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER