Yalihuyuk.com – Konya

Kardeşlik Hukuku

 

Peygamberimiz (sav)in 1441nci doğum yılını kutladığımız, bu günlerde ülkemizin her köşesinde tatlı bir telaş olduğunu memnuniyetli müşahede ediyoruz.

19 Nisan 2012 - 13:10 'de eklendi ve 276 kez görüntülendi.
Kardeşlik Hukuku

 

Peygamberimiz (sav)in 1441nci doğum yılını kutladığımız, bu günlerde ülkemizin her köşesinde tatlı bir telaş olduğunu memnuniyetli müşahede ediyoruz.

Allah’a(cc)şükürler olsun ki en üst yöneticilerimizden tüm vatandaşlarımıza varıncaya kadar herkes bu hafta da peygamber efendimizi en güzel şekilde anlamaya ve anlatmaya çalışmaktadır. Bir zamanlar ülkemizde Kur’an öğrenmenin ve öğretmenin bile yasak olduğu düşünülürse, bu günkü gelinen noktada, Allah’a(cc)ne kadar çok şükretsek azdır. Başta yöneticilerimiz olmak üzere emeği geçen herkese teşekkürü borç biliyorum. Kutlu doğum haftasının bu yılki temasını, Diyanet işleri başkanlığımız, Kardeşlik ahlakı ve hukuku olarak belirlemiştir.

 Bende bu yazımda İslamın öngördüğü kardeşlik hukukundan bahsetmek istiyorum. Peygamberimizin, söz ve davranışlarından anlıyoruz ki, bir kan kardeşliği vardır ki, bu herkesçe malum olan bir şeydir. Yani aynı anne ve babadan doğan kimseler kardeştirler. Diğeri ise Kutsal kitabımızın sıkça vurguladığı din kardeşliğidir. Bu konuda Allah (cc)şöyle buyuruyor; “ Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin”.(Hucrat 10)Bu ayet dinimizde asıl kardeşliğin inanç temeline dayanan din kardeşliği olduğunu göstermektedir. Buna göre aynı inancı paylaşan herkes kardeştir. O halde bir kimse kan kardeşine nasıl davranıyorsa din kardeşine de aynı şekilde davranmak mecburiyetindedir. Peygamberimizin konu ile ilgili hadislerine şöyle bir göz atalım;  “Hiç biriniz kendi nefsi için arzu ettiğinizi, kardeşiniz için arzu etmedikçe iman etmiş olmazsınız”(Buhari iman–7,Müslim iman–71) “Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona İhanet etmez, ona zulmetmez, onu haksızlıklara teslim etmez.”(Buhari mezalim–46) “Mü’minlerin karşılıklı sevgi, ilgi ve şefkatleri bir vücudun durumu gibidir. Vücudun herhangi bir bölümünün rahatsızlığı durumunda nasıl ki tüm vücut şikâyet edip uykusunu kaçırıyorsa mü’minlerin durumu da öyledir.”(Ahmet b.Hanbel, Müsnet 4–270) “Kul kardeşinin yardımında bulunduğu sürece, Allah(cc)ta onun yardımcısı olur.”(Müslim zikir–48)

Bu ve benzeri hadis ve ayetlerin sayılarını artırmamız mümkün. Biz bunlardan anlıyoruz ki; Müslümanlarını birbirlerine karşı bir kardeşlik hukukları var. Bunu iyi algılamamız lazım. Eğer bir kardeşimizin sıkıntısı varsa bu bizi de etkilemeli. Tamamen duyarsız olmamalıyız. Kardeşlerimizin mutluluklarında yanlarında olduğumuz gibi, sıkıntılarında da onlarla olmalıyız. Unutmayalım ki, sevinçler paylaşıldıkça artar, kederler ise paylaşıldıkça azalır.

 Ayet ve hadisler ışığında, kardeşlik hukuku ve kardeşlerin birbirlerine karşı sorumluluklarını şöyle sıralayabiliriz; 1-Kardeşler birbirlerine karşı sevgi ve saygı beslemelidir. Sevgi olmadan kardeşlik olmaz. Zira peygamberimiz, imanın kâmil olmasını bile birbirimizi sevgiye bağlamıştır. 2-Kişi kendisi için istediğini diğer din kardeşi için de istemelidir. 3-Kardeşler birlik beraberlik içinde olmalı, dünyevi çıkarlar için birbirlerine düşmanlık beslememelidirler. 4-Mal, makam, evlat gibi konularda birbirlerine kıskançlık duymamalıdırlar. 5-Kardeşler, birbirlerinin kusurlarını araştırmamalıdırlar, herkes kendi kusuru ile meşgul olmalı, Kur’anın ifadesiyle tecessüs yapmamalıdırlar. 6-Kardeşler, birbirlerine asla kin beslememeli, 7-Hayırlı işlerde birbirleri ile yardımlaşmalı, 8-Kardeşler, birbirlerine sırt çevirmemeli, küsmemeli, bilindiği gibi kişinin kardeşine üç günden fazla küsmesi caiz değildir. 9-Kardeşler, birbirleri hakkında devamlı hüsnü zanda bulunmalıdırlar. Yani güzel şeyler düşünmelidirler.

Bunlar belki bugünün müslümanına çok uzak gibi görünebilir, ancak, dünya v e ahiret saadetini yakalayabilmek için, bugün bu hasletlere daha çok ihtiyacımız vardır. Zira peygamberimiz ve sahabe dönemlerinde biz bu kardeşliğin en güzel örneklerini bulabilmekteyiz. Bu konuda anlatacağım şu olay bize konuyu daha güzel açıklayacaktır;  Yermük savaşı, Müslümanların kendilerinden kat be kat büyük Bizans ordusuna karşı Allah rızası için savaşarak, yaklaşık 3000 şehit verilen bir savaş. Müslümanlar bu savaşta bir hayli zorlanmışlardı. Hüzeyfetül Adevi savaş esnasında amcasının oğlu, Iyaş b,Ebi Rebia nın yaralandığını görünce elindeki birazcık suyu ona yetiştirmek istedi. Ruhunu teslim etmek üzere olan ve bir yudum suya çok ihtiyacı olan Iyaş(ra), tam içeceği esnada başka bir yaralının su diye inlediği duyulur.

Bu sahabe, Haris b.Haşim dir. Iyaş gözleri ile işaret ederek suyu içmeden diğer kardeşine götürmesini istiyor. Huzeyfe ona koşturuyor, oda tam içecekken diğer bir yaralı İkrime b.Ebu cehil’in sesi yankılanıyor, su diye. Haris (ra)da, kendisi içmeden öteki kardeşine vermesini işaret ediyor ve Huzeyfe(ra)ona koşuyor. Fakat vardığında daha suyu vermeden İkrime(ra)ruhunu teslim ediyor, Bari Harise vereyim diye ona koşuyor, o da ruhunu teslim etmiş, Amcaoğulsuna yetiştirmek istiyor, fakat ona da yetişemiyor, bu güzide üç sahabe de bir yudum su içmeden şehitler kervanına katılıyorlar.

Suya en çok ihtiyaçlarının oldukları anda bile kendisini değil, kardeşini tercih edebilmek, işte inancımız bize kazandırdığı kardeşlik ruhu, yukarıda da belirttiğim gibi, bizlere ne kadar uzak görünüyor değilmi? Evet, bugün bizim gibi müslümanlar için konunun muhal gibi görünmesinin, bizim imanlarımızın zayıflığından başka bir açıklaması olamaz. Peygamberimiz(sav)in, o gün uygulamaya koyduğu bu kardeşlik örneklerine bizlerin bugün daha çok ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Herkesin birbirini kardeş gördüğü bir toplum hayal edelim. Böyle bir toplumda, hırsızlık, uğursuzluk, fitne fesat olabilir mi? İslam kardeşliği mademki bu kadar önemli o halde bu kardeşliğin bozulmaması için nelere dikkat etmemiz gerekmektedir? Kardeşliğimizi bozan bazı hasletlere de kısaca değinerek yazıma son vermek istiyorum.

Ayet ve hadislerden anladığımıza göre, kardeşliği bozan ve toplumsal ahengin zedelenmesine neden olan bazı kötü hususları şöyle sıralayabiliriz;

 1-Sui zan yani kötü zan beslemek,

 2-Hatalarımız ve kusurlarımızı araştırarak, mahremiyetlerin açığa çıkmasına neden olmak, Peygamberimiz (sav) “Sebepsiz zandan sakınınız, zira zan sözlerin yalanı çok olanıdır. Birbirinizin aybını görmeye ve duymaya çalışmayınız. Birbirinizin mahrem hayatını da araştırmayınız. Buyurmuşlardır.(Buhari edep 75)

 3-Gıybet ve dedikodu yapmak,

4-Başkalarını alaya almak,

 5-Diğer kardeşlerimizin hoşlanmadığı kötü lakapla onları çağırmak,

 6-Kin tutmak ve haset etmek, Ayette Rabbimiz şöyle buyuruyor; “Biz onların kalplerinden kini söküp attık, Artık onlar sedirler üzerinde kardeşler olarak otururlar.”(Hicr 47) Enes b.Malik ten rivayet edilen bir hadiste de peygamberimiz(sav) “Birbirinizle kinleşmeyiniz, hasetleşmeyiniz, birbirinizden yüz çevirmeyiniz. Ey Allah’ın kulları kardeş olunuz,”(Buhari Edep 57,Feraiz 2)buyurarak nelere dikkat etmemiz gerektiğini bizlere en güzel şekilde açıklamışlardır.

 7-İnsanlardaki ben duygusu da kardeşliği zedeler. Yani bir kimse her şeyi kendisinin en iyi şekilde bildiğini veya yaptığını söylerse, diğer insanların ona bakışları farklı olur. Burada istişarenin de önemi ortaya çıkmaktadır. Yukarıda anlatmaya çalıştığım bu ve benzeri hususlar, sirayet ettiği vücutları adeta bir mikrop gibi hasta düşürmekte ve toplumdaki kardeşlik duygularını zedelemektedir. Kurtuluşumuz,  peygamberimizi en güzel şekilde anlamaya çalışmakla mümkün olacaktır.

Selam ve dua ile,

19.04.2012 Mustafa Öztürk Müftü

 

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER