Yalihuyuk.com – Konya

Aile Üzerine -2-

Bir önceki yazımda aileyle ilgili genel özellikleri ve daha sonra ise anne ile çocuk arasındaki birtakım iletişimleri ve çocuktaki etkilerini sizlere aktarmaya çalışmıştım. Bu yazımda ise eşler arasındaki iletişimin, etkileşimin üzerinde düşüncelerimi ve öğrenmiş olduğum bilgileri sizlerle paylaşmaya çalışacağım. Hatalarımız, kusurlarımız olursa şimdiden affola…

26 Ağustos 2012 - 22:16 'de eklendi ve 397 kez görüntülendi.
Aile Üzerine -2-

Bir önceki yazımda aileyle ilgili genel özellikleri ve daha sonra ise anne ile çocuk arasındaki birtakım iletişimleri ve çocuktaki etkilerini sizlere aktarmaya çalışmıştım. Bu yazımda ise eşler arasındaki iletişimin, etkileşimin üzerinde düşüncelerimi ve öğrenmiş olduğum bilgileri sizlerle paylaşmaya çalışacağım. Hatalarımız, kusurlarımız olursa şimdiden affola…

 

Kadın şefkat ve güzelliğin, erkek doğrunun ve hakkın simgesi olursa, o evde mutluluk olur. (La Rochefoucauld)
Ailenin ilk kuruluşundan ölümüne kadar yani aileyi oluşturan tüm fertlerin ölümüne kadar sağlam temellere dayanmasını ve güçlü bir şekilde ayakta kalmasını istiyorsak öncelikli yapmamız gereken şey kendi içimizdeki iletişimimizi, muhabbetimizi, sevgimizi, saygımızı, güvenimizi, sadakatimizi gözden geçirmek olacaktır. Çünkü tüm bu unsurların herhangi birinde meydana gelecek bozukluk ya da eksiklik, ailenin dengesinde bir takım sarsılmalara neden olabilecektir. Çiftler arasında ki iletişim ve muhabbet pozitif yönde ne kadar çok olursa o ailenin yaşamını sürdürebilme olasılığı da o kadar fazla olur. Eşler arasındaki iletişim durumunu bir örnekle açalım… Evliliğin ilk yıllarında eşler birbirlerine karşı, duygusal yoğunluğunda fazla olması nedeniyle, birbirlerinin hata ve yanlışlarında tölerans gösterme olasılığı ve bu durumların kimi zaman görmemezlikten gelinme olasılığı oldukça fazladır. Bu süreçte eşler birbirlerini kırmamak için, üzmemek için oldukça fazla özen ve dikkat gösterebilirler. Bu süreç belki bir yıl belki iki yıl belki de bu sürelerden daha az ya da daha çok sürebilir. Fakat artık zamanla eşlerin birbirine alışması ve artık her şeyin nasıl işleyeceğini her iki eşin de bilmesi çeşitli avantajların yanında dezavantajlarda getirmektedir. İşte bu dezavantajlardan biri de evliliğin ilk yıllarındaki özenin, dikkatin ve görmemezlikten gelinen durumların zamanla yerini bu olgularda ki azalmanın görülmesiyle ortaya çıkan durumlardır. Bu nedenle eşler bazen birbirlerine karşı kırıcı olup kendilerini üzebilmektedirler, kimi zaman da bu daha da ileriye gidebilmektedir. Bunları ortaya çıkaran nedenlerden bir diğeri de eşlerden birinin artık iş yükünün iyice artmış olması ve evliliğinin ilk yıllarından farklı olarak ebeveynlik bilincinin de vermiş olduğu sorumluluğun omuzlarına yüklemiş olduğu yük ve stres olmaktadır.
Eşler evliliklerinin ilk yıllarından farklı olarak artık yeni bir kimliğe bürünmüşlerdir… Ebeveynlik kimliği… Yani çocuk… Artık aile kurumu iki kişilik olmaktan çıkmış üç ya da daha fazla ferde sahip hale gelir olmuştur. Büyük sorumluluk değil mi ?… Sanıyorum hepiniz evet dediniz. İşte bu büyük sorumluluk ve fert sayısındaki artmanın da etkisiyle, artık eşler birbirlerine daha az vakit ayırmaktadır. Anne zamanının büyük bir kısmı çocuğuyla ilgilenmekle, babanın da sorumluluğu altında bulunan bu insanların ihtiyaçlarını karşılamakla geçmektedir. Her iki eşin de çocuklarını en iyi şekilde yetiştirmek için amaç edindikleri bu koşuşturmaca ve stres yumağı içinde eşler birbirlerine vakit ayıramayıp aralarındaki iletişimin negatif yönde tepki göstermesine ve kimi zaman da kriz durumlarının ortaya çıkmasına neden olmaktadırlar. Evet çocuk faktörü eşleri duygusal açıdan birbirine bağlar yanlış anlaşılmasın ben sadece çocuk olduktan sonraki oluşacak ve gelecek sorumlulukların neden olacağı sorunların eşler üzerindeki etkisine dikkat çekmek istiyorum. Tabi ki bu sorumluluklar çocuğun ya da çocukların büyümesiyle daha da artacak ve bu da beraberinde yeni sorunları getirecektir.
Şu ana kadar bardağın hep çatlayan yönlerini anlattım ki biraz da bu çatlakları nasıl onarırız nasıl eski haline getiririz onu tartışalım…
Dedik ki aileyi ayakta tutan temel değerlerden biri iletişimdir. Yukarıda söylemiş olduğum tüm bu sorunlara rağmen eşler ne yapıp edip o iletişim dediğimiz muhabbetten, sevgiden, saygıdan, hoşgörüden, sadakatinden asla taviz vermemelidir. Elbette ki çocuğuna iyi bir gelecek hazırlayacaksın fakat kendini de eşini de ihmal etmeyeceksin vatandaş, çünkü bir gemiyi karaya ulaştırabilmek için hem kaptana hem de mürettebatına ihtiyacın olacaktır. Yeri gelecek çocukla ilgilenirken birbirinize yardım edeceksiniz çünkü bu dayanışma sayesinde bu kurum ayakta kalacak ve geleceğin sağlıklı aileleri ortaya çıkacak. Yine yeri gelecek eşini de çocuğunu da alıp hep beraberce çıkacaksın dışarı ya da yeri gelecek evinizde geçeceksiniz oturma odanıza alacaksınız çayınızı birlikte oturup sohbet edeceksiniz. Yani burada vurgulamaya çalıştığım şu: birlikte olmak ve birlikte bir şeylerden zevk almak aksi takdirde evliliğinizden hiçbir şekilde doyum elde edemezsiniz. Şuraya da dikkat çekmek istiyorum dedik ki ilk yıllarda ki özen ve dikkat meselesi… Eşler artık bu süreçten itibaren birbirlerinin eksiklerini ve kusurlarının yerine iyi ve güzel yönlerini vurgulamaya yönelmelidirler, aksi takdirde yukarıda bahsettiğim gibi negatif iletişim ve etkileşime sebep olabilir. Allah’ın ‘emri’ Peygamberin ‘kavli’ ile başlayıp ‘Allah bir yastıkta kocatsın’ duası ile devam eden aile birliğin ve dirliğin timsali olmalıdır. Eşler bu kutsal kurumun ayakta kalması için her türlü fedakarlığı göstermelidir.Dayanışma içinde birlik içinde eşler bu kutsal kurumu olması gerektiği yere en güzel şekilde getirmelidir.

 

Eşlerimize saygı duyalım, birbirimizi üzmeyelim, ailemize sahip çıkalım…
Devamının gelmesi dileğiyle…
Sevgiler, saygılar…

 

Ömer Faruk KAYA

 

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER