Yalihuyuk.com – Konya

Aile Üzerine-3-

12 Ekim 2012 - 8:36 'de eklendi ve 368 kez görüntülendi.
Aile Üzerine-3-

Tekrardan hepinize merhaba! Bu seri daha nereye kadar gider bilmiyorum ama yazabildiğim sürece bu konu üzerinde devam etmeye çalışacağım… Daha önceki yazılarımda genel olarak aile ve daha sonra ise anne-baba arasındaki ilişkilerden bahsetmiştim. Bu yazımda ise anne ve babanın çocuğuyla ya da çocuklarıyla olan ilişkilerinde yapılması gerekenlerden ve yapılmaması gerekenlerden bahsetmeye çalışacağım… Toplumsal huzur, ana-babanın çocuğuna bilgiyi ve ahlakı doğru aktarmasıyla alakalıdır.(Ömer Faruk Kaya) Herkesin bildiği bir söz vardır… “Eğitim ailede başlar.” diye… İşte bu sözü bütün ailelerin bilmesi ve idrak etmesi gerekiyor. Çünkü bir birey daha doğrusu çocuk, her şeyin ilkini ilk önce annesinde ya da babasında görüyor. Gördüklerini algılıyor ve doğrunun o olduğuna kanaat getiriyor, çünkü annesi ve babası onu yapıyor. Böylece çocuk ilk yaşlarından itibaren anne ve babasından ne görmüşse ileriki yaşlarında da artık bunları uygulamaya başlıyor. Tam da burada anne ve babaya büyük iş ve sorumluluk düşüyor. Çocuklarının ileride sağlıklı ve toplumun kabul edeceği bir birey hâline gelmelerini istiyorlarsa anne ve baba bu vakitten sonra kendi hâl ve hareketlerine de çeki düzen vermek zorundadır. Daha önceki yazımda da belirtmiştim; anne çocuğuyla ilgilenmeli ki çocuk kendisinin değerli olduğunu ve kendisi için bir şeyler yapıldığını görsün. Baba çocukla ilgilenmeli ki çocuğun güvende hissetmesini sağlasın. İşte tüm bunlar aslında bir başlangıç… Çocuk bunları hissederse gerisinin sağlıklı olması için en önemli adım da atılmış olur. Bizim toplumumuzda şu çok yaygın olarak görülür: Örneğin; çocuk yerle fazla bir mesafesi olmayan bir oturma yerinin üzerine çıkmaya çalışıyor, buna hemen hemen rastlamayan yoktur herhalde. Daha sonra bunu gören anne, baba, akraba her neyse işte hemen “aman yavrum!” diyerekten çocuğu kucaklayıp “hoop” yerine koyuyor. Şimdi diyeceksiniz “eee kötü bir şey mi yapıyor?” Evet aslında kötü bir şey yapıyor. Yanlış anlaşılmasın, eğer hakikaten tehlike varsa tabi ki müdahale edilmeli fakat bu gibi durumlarda bırakında çocuk yapmak istediği şeyi en azından bir denesin . Çünkü çocuk bu yaşlarda bir şeyleri düşe kalka, denemeyle öğrenecek, algılayacaktır. Siz eğer bu gibi durumlara müdahale ederseniz çocuğun önüne kocaman bir set koymuş olursunuz. Deneyecek ki başaracak, bu düşe kalka olsa bile ya da defalarca denese bile… Aksi takdirde ileride de ilk denemesinde başarılı olamadığı şeylerin peşini bırakacak ve başarılı olmaya hevesli olmayan bir birey yetişmiş olacak. Nitekim Jean Jacques Rousseau’nun bu konuyla alakalı bir sözü vardır: “Eğitimdeki sert ve olumsuz tutumlar çocuğun iç eğitim ve yeteneklerini yok eder. Çocuğun doğasında var olan gelişimsel güçler özgürlük ortamında canlandırılmalıdır. Eğitim yöntemleri çocuğun gelişimindeki doğal aşamalara uygun olmalıdır. Yaşamın ilk birkaç yılı bireyin gelişimine etki eden önemli kritik bir dönemdir. Fiziksel etkinlikler özgür olmalıdır. Çeşitli araç ve gereçlerle yaparak öğrenme yöntemi eğitimin temel fonksiyonudur.” Çocuk ve Ergen Gelişimi(Mary J. Gander, Harry W. Gardiner) kitabında ise konuyla ilgili şu ifadeler bulunmaktadır: “Eğer ana babalar çocuklarına kendi yetenekleri çerçevesinde kendi davranışlarını yönetme olanağını verir ve rehberlik de yaparlarsa, çocuklar sağlıklı bir özerklik duygusu geliştireceklerdir. Eğer ana babalar çocuklara patronun kim olduğunu durmadan göstermeye kalkışır ya da onları utandırarak itaate zorlarlarsa, çocuklar kendinden kuşku duyma –kendini karar vermeye ve davranışlarını yönetmeye yetersiz hissetme- ya da kendilerini yıllarca engelleyecek bir utanç duygusu geliştireceklerdir.” Bu yüzden ebeveynlerin çocuklarının bu davranışlarını dikkatle takip etmesi ve köstek olmak yerine destek olması daha doğru bir davranış olacaktır. Başka bir şey de çocuğun belli bir yaştan sonra sorumluluk almasına yardımcı olmaktır. Örneğin; baba oturma odasındayken sehpanın üzerinde duran bir bardağı alıp “Hadi oğlum/kızım bu bardağı annene götür” diyerek en basitinden onun bunu yapabileceğini ona hissettirebilir. Arada bardağı da kırabilir, başka bir şeyi de ama kesinlikle çocuğu azarlamamalı ya da ceza verilmemelidir. Aksine tekrar denemelisiniz. Ceza verdiğiniz an, çocuk bunu başaramayacağını hissedecek ve baskı altında kalacaktır. Yine bununla ilgili John Locke’nin bir sözünü aktarmakta yarar var, “Eğitimde dayak çok sakıncalıdır. Çocuk boş bir levhaya benzer ve örnek davranışlar çocuk üzerinde önemsenmeyecek derecede büyük etki yaratır.” Bu gibi örnekleri çoğaltabiliriz fakat ben en basite indirgeyerek size aktarmaya çalıştım. Bilinçli anne-baba, bilinçli bir birey, bilinçli bir toplum dileğiyle… Devamının gelmesi dileğiyle hoşça kalın gününüz, günleriniz hayırlı olsun… Ömer Faruk KAYA

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER