Yalihuyuk.com – Konya

Hacamat Nedir?

Peygamberimiz (sav)in sünneti olmasına rağmen, günümüzde fazla bilinmeyen hacamat konusunda biraz malumat vermek istiyorum.

28 Kasım 2012 - 23:29 'de eklendi ve 371 kez görüntülendi.
Hacamat Nedir?

Peygamberimiz (sav)in sünneti olmasına rağmen, günümüzde fazla bilinmeyen hacamat konusunda biraz malumat vermek istiyorum.

 

Hacamat lügat olarak emmek manasına gelen hacm kökünden gelir. Tıbbi tabir olarak kan alma diye tercüme edebiliriz.
Bu işi yapana hacim veya haccam denir. Kan alma işinde kullanılan alete Mihcem veya mihceme denir.
Semure (ra)ın, Taberani de gelen bir rivayeti, Peygamberimizin hacamat olduğunu ifade eder;
“Resulullah(as)bir haccam çağırdı. O da efendimizi bir boynuzla hacamat etti.(o zaman boynuz kullanılıyordu)Geniş ağızlı bir bıçak kullanarak derisini yarmıştı. Beni ferazeli bir adam bunu görünce; Ya Rasulallah niye bu adama etini kestiriyorsun? Dedi. Peygamberimiz (sav); “Bu nedir biliyor musun? Bu hacamattır. Bu sizin başvurduğunuz tedavi yollarının en hayırlısıdır.”buyurdular.(Kütübüs sitte muhtasarı. Cilt,11,sayfa,300)

Önceleri sığır boynuzundan yapılan bu alet, günümüzde cam kupalardan oluşmaktadır.
Günümüzde, cam kupalar yapılması gereken yerlere önce yapıştırılır, sonra o bölge jiletle hafifçe delindikten sonra tekrar cam kupalar yapıştırılarak, ince damarlardaki kan kupanın içine emdirilerek akıtılır. Böylece hacamat yapılan bölgedeki kan tıkanıklığı izale olur. Önceden duyulan ağrı sızı hafifler veya tamamen kaybolur.
İbni Abbas(ra)dan  rivayet olunan bir hadiste peygamberimiz(sav); “Kendisi ile tedavi olunduğunuz şeylerin en hayırlısı, saut (burun damlası),hacamat(kan aldırma),ledün (ağızdan damlatma) ve meşiyy(müshil içme)dir. Buyurmuştur.(Tirmizi, tıb 9)
Yine ibni Abbastan rivayet olunan başka bir hadiste; Peygamberimiz (sav)“Şifa üç şeydedir. Bal şerbeti, kan aldırma, ateşle dağlama”buyurmuştur.
İbni hacer, tabiplerin hacamatla ilgili olarak, akciğer, karaciğer, dalak, baş, boğaz, göz, kulak, bacaklar baldırlar, mide gibi pek çok uzva fayda saydığını kaydeder.
Ebu Keşbe el enbari (ra)ın rivayet ettiği başka bir hadiste, Peygamberimiz (sav),başından ve iki omuzu arasından hacamat olur ve “Kim bu kandan akıtırsa herhangi bir hastalık için bir başka ilaçla tedavi olmasa da zarar görmez”(Ebu Davud tıb 4,İbni mace tıb 21)buyurmuştur.
Burada peygamberimiz, vücutta biriken zararlı kanların bir miktarının akıtılmasının sıhhat için fevkalade faydalı olduğunu bize bildirmektedir.
Hz. Enesin rivayet ettiği başka bir hadiste; “Peygamberimizin boynunun iki tarafındaki damarlar ile iki omuz ortasındaki damardan hacamat olduğunu bize bildirmiştir.( Ebu Davud tıb 4,İbni mace tıb 21)
Bu hadislerden, bu kan akıtma kişinin vücudun herhangi bir yerinden rast gele olmayacağını, bilakis kan alınacak belli yerlerin olduğunu bu işi yapan kimselerin yalnızca nasıl yapılacağını bilmesinin yeterli olmadığını, kan alma mahallerini de bilmeleri gerektiğini anlıyoruz.
Yukarıdaki hadiste, peygamberimizin, başından ve boyunun iki tarafındaki damarlardan kan aldırdığını anlıyoruz. İbnul Kayyim bu konuda; Boyunun etrafındaki iki ana damardan yapılan hacamatın, baş, yüz, dişler, kulaklar, gözler ve burun gibi organlarda hissedilen hastalıklara fayda sağladığını belirtir.
Hacamat ne zaman yapılmalıdır?
Aynı hadisin Tirmizi de şu fazlalığı ile rivayet edilmiştir, “Resulullah(sav)ayın onyedisinde, ondokuzunda ve yirmi birinde hacamat olurdu.”(Tirmizi tıb 12)
Hadisi şeriften anlıyoruz ki, rast gele bir günde hacamat olunmaz. Kameri ayların belli günlerinde hacamat olmayı tavsiye eden peygamberimiz, bu işleme başka bir boyut daha kazandırmıştır.
Buhari de, peygamberimizin oruçlu iken hacamat olduğu belirtilmişse de, konu ile ilgili diğer rivayetler göz önüne alındığında oruçlu iken hacamat olmanın oruca herhangi bir zarar vermemesi için, Ebu Musa gibi bazı sahabeler geceleyin hacamat olmuşlardır.
Buhari ye göre, bu tür rivayetler, bağlayıcı hüküm ifade etmezler. Peygamberimiz oruçlu iken hacamat olduğuna göre, ihtiyaç duyulunca her zaman hacamat olunabilir.
İbn Hacer, cima, hamam ve benzeri durumlardan hemen sonra, tok karına veya çok fazla aç karına olmamalıdır, der.
İbn Mace de,ibn Ömer(ra)dan rivayet olunan,hacamat olunacak günü tayin eden bir hadisi şerifte,Peygamberimiz(sav)şöyle buyurmuştur; “Allah’ın bereketi üzere perşembe günü hacamat olun,P.tesi,Salı günleri hacamat olun.Çarşamba,Cuma,C.tesi ve Pazar günleri hacamat olmaktan kaçının.”

Konu ile ilgili, Prof Dr. Zeki Çakman ‘ın tesbit ettiği bazı yorumları şöyledir;

1-P.tesi ve Salı günleri her seferinde hacamat günü olarak tavsiye edilmekte,
2-Çarşamba gününde hacamat olunmaması ısrarla istenmekte,
3-Perşembe günü bazı hadislerde tavsiye edilmekte, bazılarında ise edilmemekte,
4-Haftanın diğer günlerinde ise, ısrarlı olmasa da tavsiye edilmemesi esas olmaktadır.
Diğer taraftan kameri takvim esas alınarak ayın 17,19 ve 21.günlerinde hacamat olunması istenmekte, bilhassa 17 si ısrarla tavsiye edilmektedir.
 Bu konuda İbn Abbastan rivayet olunan bir hadisi şerifte, peygamberimiz(sav) “Kimin hacamatı ayın 17 Salı sına rastlarsa sakın hacamat olmayı ihmal etmesin.”(Kütübüs sitte muhtas. Cilt 11,sayfa 317)
Konuyu genel olarak özetleyecek olursak;
a-Sıhhi bir tedbir maksadıyla hacamat olacak kimselerin mümkünse acele etmeyip ayın 17 sine rastlayan Salı gününü beklemesi peygamberimizin önemli bir tavsiyesidir.
b-Çarşamba günü hacamat olmamak ısrarla tavsiye edildiğine göre, ayın 17 sine bile rastlasa terki evladır.
c-Şayet hacamat olmayı gerektiren acil durumlar varsa, Çarşamba dışında herhangi bir günde olunabilirse de, ayın 17,19 ve 21.günlerinde yaptırması evladır.
d-Bu tarihlerden birini, P.tesi veya Salıya denk getirmeye çalışılmalıdır.
e-Aciliyet halinde yine bu tarihlerde Perşembe günü de yaptırılabilir.
f-Şartlar mecbur ettiği takdirde, Cuma, C.tesi ve Pazar günleri de hacamata başvurulabilir.

Kan vermek hacamat yerine geçer mi diye bir soru aklımıza gelebilir. Elbette kan vermekte faydalı bir iştir.
Ancak, hacamat olmak, maksadından, olunacak günün seçimine kadar kan vermeden ayrı bir olaydır. Kan damardaki temiz kandan alınırken, hacamat ise kılcal damarlardaki kirli kanın emilerek dışarı alınmasından ibarettir.

Âlimler hacamat yapan kimseye ücretin caiz olup olmayacağı konusunda ihtilaf etmişler. Bu iş için ücret alınamayacağını söyleyenler olduğu gibi, Alınabilir diyenler daha çoğunluktadır. Ancak her konuda olduğu gibi bu konuda ücret hususu abartılmamalı, Haccamın el emeğinin karşılığı da verilmelidir. Bazı kimselerin yaptığı gibi kupa başı istenen yüksek rakamlar uygun değildir. Hz.Enesten rivayet olunan konu ile ilgili bir hadiste, Peygamberimiz (sav),haccam bir köleyi çağırtıp hacamat olduğunu ve ona bir veya iki sa,(hurma) verilmesini emrettiğini belirtmektedir.(Kütübüs sitte muhtsr cilt 11,sayfa 322)
Sağlıklı günler temenni ediyorum.
Selam ve dua ile.    28.11.12 Mustafa Öztürk

 

 

 

 

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER