Yalihuyuk.com – Konya

Bir Bayrama Daha Veda-1-

Rahman olan, rahim olan, âlim olan, settar olan, ğaffar olan yüce Allah (c.c.)’ın isimleriyle başlayalım. Hz. Mevlana’nın şu güzel sözüyle inşallah “Oruç tuttuğunda, iyi alışkanlıklar sanki arkadaşınmış gibi gelir sana yardımcı olur.”  buyurmuşlar.

16 Ağustos 2013 - 11:26 'de eklendi ve 350 kez görüntülendi.
Bir Bayrama Daha Veda-1-

Rahman olan, rahim olan, âlim olan, settar olan, ğaffar olan yüce Allah (c.c.)’ın isimleriyle başlayalım. Hz. Mevlana’nın şu güzel sözüyle inşallah “Oruç tuttuğunda, iyi alışkanlıklar sanki arkadaşınmış gibi gelir sana yardımcı olur.”  buyurmuşlar.

Rabbim bu yılda veda etmek üzere bir bayramı daha nasip etti bizlere, sevdiklerimizle olmayı, el öpmeyi, elimizin öpülmesini, sevenlerimizin hayır duasını almayı ve hayır dua etmeyi.
  Malumunuz bayram herkes gibi benimde bıraktığı izleri hatırlattığı çocukluğumun davetiyesidir. Ne diyeyim o zamanlar bayram vardı, bayram bayram olurdu. Şimdilerde Firavunlar, nemrutlar, katiller, lanetlenmiş insanların olduğu bu asında bayramlar sitem oldu. Gözyaşı oldu. Kan dolu. Korku oldu. Ya Rab Kahhar ismi hürmetine kahreyle. Yetmedi bir daha yalvarıyorum,  Ya Rab ismi Azam nuru Kur’an hakkı için, miraçta seni gören Muhammed (s.a.v.)’in gözü için, yavrusunu yitirip gözlerini kaybeden Yakup ki, oğlu Yusuf’u Ken’an için, Ebu Bekri Sıddık, Ömer’ul Faruk için, Osman ile Âlinin fazlı için, Hasanı Mücteba, Hüseyni Kerbela için, İncilu Tevrat, Zeburu Kur’an için, güzel insanlar hürmetine, çocuklar hürmetine, yetimler hürmetine, mazlumlar hürmetine, hicrete gönderilenler hürmetine onları yerin derinliklerine gömmek için Musa’ları, İbrahimleri, Nuh’ları, Muhammed Mustafa (s.a.v.)’yi gönder de dünyadaki müslümanlar, mazlumlar “BAYRAMI BAYRAM” etsinler!  ÂMİN ÂMİN ÂMİN…
  Eskiden bayram gelince; annem günler öncesinden bayram temizliğine başlardı. Biz çocukları evde kız kardeşimiz olmadığından ona yardım ederdik. Bayram demek bizim için yeni giysiler, yeni ayakkabılar demekti ki hani tadından yenmez denilir ya aynen öyle bizler bu güzelliklerin tadından uyuyamazdık.  Sonra annem kendi eliyle etli köfte (Annem babam İran’dan gelme oldukları için İran’a has bir yemektir etli köfte.)’ pişirir, tandırda tepsilerle pişirdiği pastaları üstelik seyircisi ile birlikte bu güzel işin keyfini çıkarardı. Seyircisi elbette biz çocuklarıydık.
  Ah – ah! Ne güzeldi çocukluğumun bayramları.  O zamanlar anne ve babam vardı, kıymetli kardeşlerim eşim-dostum arkadaşlarım vardı. Bayram gecesi kokar yakıt olan (Tezek)’le sobaları annem (canım annem geç yatar erkenden kalkardı o zamanki kadınların bizler ayaklarının toprağı bile olabilirmiyiz?) yakar seyyar banyolarımız olan leğenlerde banyo yapıp yeni elbiselerimizi giyer sabahleyin bayram namazına giderdik. Adeta şölen gibi, festival gibi hazırlıklar yapılırdı bayram öncesi. Pamuk gibi ellerinden, ruj’siz, gerçek Rabbimin boyası olan o güzelim yanaklarından öperdik anne –babamın. Tabi ağabey, baba yarısı olan amcalarımızın, kayınpeder valide ve büyüklerimizin ellerinden de…
  O zamanlar bizler her yere gidemezdik çocukların gideceği yerler vardı, büyüklerin gideceği yerler vardı. Büyükler bayram namazından sonra cenaze (ilk bayram deniliyor ya) olan evlere gider dertlerini paylaşır. Göz ve gönül yaşlarıyla dönerlerdi. O zamanın büyükleri büyüktü. Çocukları da çocuktu haaa… Şimdilerde nerde… Göçüp gitti gideceği yere… Örf ve adetlerimizin verdiği sevinç ve mutlulukla yaşıyorduk bayramları. Bayramlar şimdilerdeki gibi cep telefonu ile herkese mesajla bayramınız kutlu olsun demek değildi!..
  Bunca yokluklara rağmen yinede Rabbim (c.c.)’e sonsuz hamdler, O (c.c.)’nun Habibi (s.a.v.)’ne salât ve selamlar olsun ki;  Ramazan’da bizleri güzel ahlak, iyi huy, paylaşma, yardımlaşma, kaynaşma, kardeşlik, bağışlama, sabır, şükür, merhamet, sağlık, sıhhat gibi nimetlerle donatıp bayram sonrasında devamına rabbim nail eylesin. Bayrama oruçlarını, bir ay boyunca her türlü zorluğa rağmen sadece Allah (c.c.)’ın emri olduğu için tutanlara bayram; Allah (c.c.)’ın inanan, başaran kullarına bir lütfü ve keremidir. Ki buna inanın insanın ihtiyacı vardır.  Sevince, mutluluğa, kardeşliğe bu bayramdaaaaaaaan, bayrama olsada.
  Hiç şüphesiz İslam’da orucu geçerli kılan niyettir. Oruç, sadece amacına uygun tutulduğunda, tutanı, yeni bir ruh haline getirir. İşte bir Ramazan daha geçti. Zahmeti gitti lezzeti kaldı. Artık, sevinç, sevgi ve paylaşma zamanı. Şimdi bayramlaşmak için bir araya gelme zamanı. Bu sene her yılki bayram namazlarına rağmen cemaat daha çok ve kalabalık idi İlçemizde. Öyle ki dışarıdaki cemaat içeriden daha çoktu. Seccadesini, kartonunu alan bayram namazına ve çok kıymetli Merkez Camii İmam-Hatibi Sıtkı GÜCCÜK hocamın o güzelim lisanıyla  “Ramazan Bayramı” Rahmetiyle bizleri kucaklayan, şefkatiyle bizleri bir araya toplayan, huzur ve güven ortamında ibadet etmemizi sağlayan on bir ayın sultanı ramazanı geride bırakarak, sevinç, neşe ve kardeşlik duygularının dalga dalga yayıldığı bayrama kavuşmuş bulunuyoruz. Bizi bu kutlu günlere ulaştıran Yüce Rabbimize sonsuz hamdü senalar olsun. Mesajlı bayram hutbesini dinlemeğe… Herkes gibi bayram namazı ve mezar ziyaretinden sonra eve geldiğimde, sıladan uzak, anne-babadan uzak, yetmedi rahmetli evladımdan uzaklığı görünce odaya çekilip hıçkıra hıçrıka ağladım. Her gelen bayramlarda yeniden hâlâ yaşarım kendi dünyamda bu anları, acı hatıralarım tazelenir ve hayatın sevinç, neşe içinde gitmediğini ve gitmeyeceğini bir kez daha idrak ederim maalesef.
  İnanırmısınız? Bazen bayramların gelmesini hiç istemem hani derler ya; “Bayram gelmiş neyime, Anam anam garibem; Kan damlar yüreğime, Anam anam garibem” türküsünü mırıldanmaya başlarım çoğu zaman… Eviniz gül, gönlünüz Gülşen olsun. Görüşünceye dek hoşça kalın dostça kakalım…

               Yusuf ÇAKICI
                    Yalıhüyük / Konya

 

 

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER