| Eskilerde Yalıhüyük |
|
|
|
| İbrahim ÖZDEMİR | |
| Cuma, 10 Ekim 2008 12:41 | |
|
Yalıhüyük geçmiÅŸte örf ve adetleriyle adından söz ettiren bir yerleÅŸim yeri iken günümüzde artık modernleÅŸmeye ayak uydurmuÅŸ bir yer olarak geçmiÅŸini özletmektedir. GeçmiÅŸte düÄŸünlerimiz birkaç gün tüm akraba ve komÅŸular el ele vererek tıpki bir ÅŸenlik ortamında hazırlıklara baÅŸlanır, yufkalar yapılır, yemekler hazırlanırdı. Kına gecesi ve düÄŸün için çevredeki yerleÅŸim yerlerinden misafirler davet edilirdi. Kına gecesi öÄŸleden sonra baÅŸlar, tutulan ekip (Eski adıyla Çalgıcılar) damat evinin önünde ve çarşı meydanında müzik ziyafeti verir, düÄŸünden herkesin haberinin olması saÄŸlanırdı. Kına gecesi Kız evi önünde yapılır erkekler bi ayrı, bayanlar bi ayrı eÄŸlence yapardı. Eskiden evlerde çatı görebilmek adeta mucizeydi. Kadınlar yakındaki evlerin damlarından erkeklerin yapmış olduÄŸu eÄŸlenceyi izlerdi. Kına gecesi kız evinin önünde son bulduktan sonra bir akrabanın veya komÅŸunun evinde gece geç saatlere kadar devam ederdi. DüÄŸün günü erkek evi sabah çok erken kalkar yemeklerin hazırlıklarını son aÅŸamaya getirir, saat 9-10 gibi Yalıhüyük halkına ve misafirlere sofralar kurularak yemekler ikram edilirdi. Bu yemek yine o günkü tabirle söylemek gerekir ki çalgıcıların sunduÄŸu müzik eÅŸliÄŸinde yenirdi. Yemek olayı bitince gelin alma için hazırlıklara baÅŸlanır ve öÄŸle namazı sonrası tüm misafirler ve halk yine çalgıcılar eÅŸliÄŸinde gelin almaya gider, Gelinin yanındaki arkadaÅŸları pazarlık konusunda biraz uÄŸraÅŸtırdıktan sonra gelin alınır ve damadın evine gelinirdi. Elbette gelin damadın evine indikten sonra erkeklerin eÄŸlencesi biter artık bayanların eÄŸlencesi hazırlıkları baÅŸlardı. Tabi bu arada birde damadın yatsı namazından sonra dualarla eve gönderilmesi olayı vardı ki bu olay damatlar için en heyecanlı ve korkulu rüyasıydı ki, bunu geçmiÅŸ dönemlerde Yalıhüyük te evlenenler çok iyi bilir. Damat ve saÄŸdıcı Yatsı namazı çıkışında hoca ve cemaat eÅŸliÄŸinde eve kadar dua eÅŸliÄŸinde getirilirdi. Tabi bu getirme sırasında damada ve saÄŸdıca yumurta atmalar baÅŸlar damada vurabilmek için herkes fırsat kollardı. Damat ve saÄŸdıç bu durumdan biran önce ve çok az bir zararla kurtulabilmek için planlar yapardı. Elbette ki bu durumdan en kolay kurtulabilmenin yolu çok hızlı koÅŸabilmek. O dönemlerde damatlarla olimpiyatlardaki atletleri yarıştırsan damatlar kesin kazanırdı. Çünki damatları koÅŸmaya teÅŸvik eden nedenler çok büyüktü. Neyse biz konumuza dönelim. Damatlar dua ile eve getirildikten sonra artık gelinlerin eÄŸlencesi yani (erte) hazırlıkları tamamlanmış olur. Erte öÄŸleden sonra baÅŸlar ikindi sonuna kadar devam ederdi. O gün sabah erkek evi akrabaları, komÅŸuları ve genelde Yalıhüyük teki evleri bir bir dolaÅŸarak erteye davet ederdi. Bu arada erteye gelen davetliler ve komÅŸular yanlarında Bulgur getirirlerdi. Åžimdi bilmeyen kardeÅŸlerimiz bulgurun ne yapılacağını çok merak etmiÅŸtir. Tabi nede olsa bilmiyorlar. Çünki günümüzde böyle eÄŸlenceler yaÅŸatılmıyor artık. Erteye gelen bulgurlarla yaÅŸlı anne ve ninelerimiz erte pilavı piÅŸirir erteye gelen misafirlere ikram ederlerdi. Bu arada anne ve ninelerimiz erte pilavı piÅŸirirken, genç bayanlarımızda oynamakla ve izlemekle meÅŸgul olurdu. Unutmadan söyleyeyim bu erteler genç erkekler içinde bulunmaz bir nimetti. Neden derseniz gizli gizli erteye gelen kızları izlerlerdi. Gençler bu fırsatı kesinlikle kaçırmazlardı. Erte ikindi sonu pilav yendikten sonra gelinin el emeÄŸi göz nuru iÅŸlemiÅŸ olduÄŸu çeyizlerini diyelim gelenlere gösterildikten sonra sona ererdi. Bu anlattıklarım belki bir çok kiÅŸiye çok anlamsız gelir ama o günlerde hepsinin ayrı bir güzelliÄŸi, ayrı bir heyecanı vardı. O dönemlerde yaÅŸayan kardeÅŸlerimiz bu güzellikleri çok iyi bilir. Bizim birde gölcüÄŸe göçme (göç göçümü) olayı vardı ki insan bunu hatırlayınca bile öylesine duygulanıyor ki tarifi imkansız. Eskiden ÅŸimdi olduÄŸu gibi gölcük yaylasına araba veya traktör gitmiyordu ve böylesine modern evler yoktu. Baraka tipi duvarları taÅŸtan örme, üzeri toprakla kaplama evler vardı. Bu evler önceden gidilir tamir edilir, oturmaya hazır duruma getirilirdi. Göç göçümüne haftalar kala eÅŸyalar eÅŸeklerle taşınmaya baÅŸlar, önceden yerleÅŸtirilirdi ki, gölcüÄŸe gidildiÄŸi an her ÅŸey hazır olsun. Çünkü bir günde o kadar eÅŸyayı götürmek imkansızdı. GölcüÄŸe toplu bir ÅŸekilde yani tüm Yalıhüyüklüler aynı gün göçerdi. O gün öyle bir hareketlilik olurdu ki nasıl bir çocuk bayram öncesi bayram sevinciyle uyumadan sabahı bekliyorsa, o günde gençler heyecandan uyuyamazdı. Sabah gün aÄŸarmadan kalkılır gruplar halinde kuzu ve inekler gölcüÄŸe götürülürdü. GölcüÄŸe göçüldükten sonra her mahalleye tahteravalli (Cıncırık) kurulur akÅŸamları da her mahallede ateÅŸler yakılırdı ve mahalleler ateÅŸ yakma yönünde yarış ederdi. Bu ateÅŸler yanarken tüm mahalle gençleri etrafında toplanır, oyunlar oynar, ÅŸarkılar söylerlerdi. Günümüzde Gölcük yaylası öylesine ÅŸehirleÅŸti ki eski örf ve adetlerden hiç eser kalmadı. Yan yana iki evde oturan insanların birbirlerinden dahi haberlerinin olmadığı bir durum aldı. İnsanlar evlerine kapanıyor ve dışarıya çıkmak dahi istemiyorlar. Oysa eskiden tüm mahalle bir araya toplanır, herkes evinde bulunan kuruyemiÅŸ çeÅŸitlerinden getirir hem yer, hem de sohbet ederlerdi. Artık gölcük yaylasının ne amaçlı kullanıldığını kimse anlayamaz oldu. İnsanlar birbirleriyle yarış edercesine her tarafı çevirip kapattılar ve bir yerden bir yere gitmek isteyen insanlar geçebilmek için yol arar bir duruma geldi. GeliÅŸi güzel yerlere evler yapılarak plansız bir yapılaÅŸmaya gidildi. Åžimdi olmayabilir ama ileride bu plansız yerleÅŸimin sıkıntıları yaÅŸanacak. Gölcük yayla konumundan çıktı ve tamamen ÅŸehirleÅŸti. Dolayısıyla ne yayla tadı kaldı, ne de doÄŸru dürüst komÅŸuluk. Herkes evine kapanıp televizyonla ve buna benzer eÄŸlence araçlarıyla zaman geçirmeye baÅŸladı. Artık öyle bir hal aldı ki tüm evlerde insanlar bulunduÄŸu halde bile her yer bomboÅŸ gibi görünüyor. YaÅŸları ortalama 30’un üzerinde olan ve geçmiÅŸte azda olsa yalıhüyükte ikamet edenler, o dönemlerdeki yaÅŸantıları ve güzelliklerini çok iyi bilirler. Belki insanlar bu güne nazaran yoksuldu ama huzur ve refah düzeyi ÅŸimdikinden çok daha yüksekti. İnsanlar arasında yardımlaÅŸma vardı. Bu durum daha da bir güzellik katıyordu. Artık günümüzde bunların yüzde birini görmek imkansız. Bizler yine azda olsa geçmiÅŸteki güzellikleri azda olsa yaÅŸadık ve hatırlıyoruz. Ama ne yazık ki bizlerden sonraki nesil bu güzellikleri hiç göremeyecek. İbrahim ÖZDEMİR |
Yazarlar

- Eskilerde Yalıhüyük
- Yalıhüyük'te eğitim ve sorunlar
- Yalıhüyük nereye gidiyor?
- Sözde ermeni soykırımı
- Yalıhüyük'te Ramazan
- İnternetkafelerin yasal konumları
- Yalıhüyük'te eğitim
- Biraz gerçekçi olalım
- Yalıhüyük'te örf ve adetler
- Yalıhüyük'te işsizlik ve göç
Videolar
Anket
Çok okunanlar
Mesaj Kutusu
Giriş yapmamışsınız.
Mesaj trafiÄŸi
68 mesaj
2 mesaj son 7 günde
6 mesaj son 30 günde
67 mesaj son 365 günde


