Endergoran
Kullanıcı
 Çırak
| Gönderilenler: 7 |   |
|
BEN YAZDIM SİZ OKUYUN - 11/12/2007 11:40
BELARİN'DE BAĞBOZUMU
Belarin köyünün insanları o sene büyük bir bağbozumu bekliyorlardı. Bir yıllık çalışmanın ve bekleyişin mükâfatını almalarına nihayet birkaç gün doğumu kalmıştı. Bağ bozumunun ardından yapılacak olan kutlamalar için tüm köy sabırsızlanıyordu. Bu şenlik iki türlü bereketin birlikteliğini simgelerdi. Bir bakıma bağbozumu demek genç kız ve erkeklerin birleriyle tanışma ve eğlenme şansı yakalamaları demekti. Böylece beslenebilmenin mutluluğu ve doğurganlığın sevinci bir arada yaşanırdı
Belarin'de Anorr adında bir adam yaşardı. Bu kişinin köyde pek seveni olduğu söylenemezdi. Kimsenin hakkında hiçbir şey bilmediği bu yaşlı adam senenin herhangi bir zamanında çekip gider ve ortalıktan kaybolur ama mutlaka bağbozumu zamanı köye geri dönerdi. Şu sıralar köydeki dedikoduların konusu dönüp dolaşıp Anorr'a gelmekteydi. Sade bir yaşayış sürdüren Belarin halkı için gizemli kişilikler ürkütücüydü. Böylece Anorr iki gece önce şeytanken şimdi onun emellerini gerçekleştirebilmek için gelmiş muhtemel bir elçiye dönüşüyordu, yarınsa belki cadı yahut cin olurdu.
Vakit gece yarısına yaklaşırken uyumamakta ısrarcı olan bir oğlan çocuğu annesinin onu Anorr'a vereceği tehdidiyle gözlerini kapadı. Oysa kader bu sırada Anorr'u çocuğun penceresinin altından geçiriyordu. Anorr çocuğun kalp atışlarını duydu ve yüzüne şefkatli bir gülümseme yayıldı. Aynı anda çocuğun içi birden ferahladı ve Anorr yoluna devam etti. Kümesinden kaçmış kısır bir tavuk Anorr'un ayak bastığı topraktan bulduğu bir kırıntıyı yedi. Sonraları gerek sahibi, gerekse horozlar bu tavuktan çok memnun kaldılar. Anorr ağır adımlarıyla köyün ambarına yaklaştı. Kilitli kapı asasıyla dokununca yavaşça açıldı. İçeride köyün mahsulünün konacağı ayrı bölmeler vardı. Satılacaklar, kışa saklanacaklar, şenlikte kullanılacak olanlar, vergi olarak verilecekler ve tohumluklar. Anorr cüppesindeki pek çok cepten birine elini attı ve çıkardığı küçük kesenin içindeki tohumları, tohumluk kasalarının tabanına azar azar serpiştirdi.
Ekin kaldırıldığında Belarin'deki sevinç görülmeye değerdi. Bu sene de beklenenin kat kat fazlası elde edilmişti. Şenlikler boyunca durmak bilmeyen danslar edildi, oyunlar oynandı, delikanlılar kur yaptı, kızlar süzüldü yaşlılar tanrılara dualar etti ve muhtar ellerini ovuşturdu. Köyün delisi bile bu sevince ortak olmuştu.
Anorr çıktığı tepeden şenliği izliyordu. Yüzünde bilgece bir gülümseme vardı. Belarin şanslı bir köydü ve bu bir sene daha devam edecek gibi görünüyordu. Anorr asasına davrandı ve ağır ağır tepeden indi, tarlalara doğru uzaklaşmaya başladı. Bu sene erken gidecekti. Kimse geldiğini görmemişti ve gittiğini de görmeyecek gibiydi. İhtiyarlığına rağmen beli hiç bükülmeden ilerliyordu. Kendisininkilere eklenen ikinci bir kişinin ayak sesileriyle durdu ve arkasını döndü. Aslında şöyle düzeltilmeliydi: "Bu yıl Anorr'un geliş ve gidişini köyün delisinden başka hiçbir Belarin'li göremeyecekti. Anorr delinin yaklaşmasını bekledi. Sonra beraberce yürüyüp gittiler.
Birkaç gün ve gecelerden sonra deli ve Anorr bir tepenin önüne geldiler. Tırmanmaya koyuldular. Tepenin zirvesine vardıklarında Anorr asasıyla yere hafifçe vurdu. Yer yarıldı ve aşağı inen bir merdiven göründü. Anorr merdivenlerden inerken deli yarığın başında bekledi. Anorr tamamen içeri girdikten sonra yarık kapandı. Yarığın açıldığı yerde bir bitki yeşermeye başladı. Mucizevî bir hızla büyüdü, çiçek açtı, meyve verdi. Deli bu meyveleri topladı ve çekip gitti.
Ertesi yıl yine muhteşem bir bağbozumu yaşayan Belarinliler iki yıldır Anorr' u görmedikleri için daha da bir mutluydular. Yeni ekinlerin ekilme vakti yaklaştığında köyün muhtarı köylüyü toplayıp bir açıklama yaptı. Tarımla uğraşmanın yorucu ve zahmetli bir iş olduğunu şehir insanlarının ellerinin ne kadar yumuşak ve temiz olduğunu anlattı. Artık bu köyün geliri o kadar artmıştı ki daha fazla tarımla uğraşmak anlamsızdı. Belki Belarin de bir şehir olabilirdi ama bunun için kocaman binalar kurulmalıydı. Tarlaların işleri tamamlanmıştı artık. Toprak bu halk için görevini yapmıştı. Şimdi de binaları için kucak açabilirdi onlara. Büyük bir belediye binası, bir ticaret yolu, hanlar, kocaman bir çarşı, gelip giden kervanlar, kocaman bir tiyatro amfisi, pek çok tapınak yapmalıydılar. O zaman oturdukları yerden kazanacaklardı işte. Tek gereken tarlaların yerine bina yapmaktı. Odunu ise yine toprak ana veriyordu. Bereket ormanı ne güne duruyordu.
Anorr bu konuşmaları yine aynı tepeden dinlemişti. Yüzü ciddiydi bu kez. Delinin dışında tüm Belarin muhtarın teklifine hurra çekiyordu. Anorr gülümsemeden ama yüzünü de asmadan tepeden inmeye koyuldu. Deli de Anorr'un peşinden yola düştü. Anorr arkasını döndü ve deliyle göz göze geldi. Uzunca bakıştılar. Deliyi bir tek Anorr, Anorr'u da bir tek deli anlıyordu. Hiç konuşmadan deli köyüne, Anorr tepesine doğru uzaklaştı.
Ertesi gün Belarin erkekleri tarlaları yakıp şehir için yer açmak üzere yola koyuldular. Öğlene kadar çalıştılar ve yemek vakitleri geldi. Kadınlar erkeklerine yemek ve su getirdiler. Yemek bitmişti ki deli tüm çalışanları dolaşıp meyve dağıtmaya başladı. Bir küfe garip meyve taşıyordu sırtında. Yiyen dinçleşiyordu. Herkes ne kadar lezzetli ve güzel olduğunu söyleyerek yedi ve yeniden işe başladılar. Bir saat geçmemişti ki beş on kişilik bir genç gurubun içinde bereket ormanına gitme isteği uyandı. Ağaç kesme bahanesiyle ormana gittiler. Az bir zaman geçmişti ki bir gurup daha aynı nedeni ileri sürüp ormana doğru yola koyuldu. Son olarak diğerleri de ormanın yolunu tuttular. İkindi vaktine gelindiğinde ortalıkta ne tarla ne de insan kalmıştı.
Kadınlar akşam eve dönmeyen erkeklerini aramaya çıktıklarında biraz geç kalmışlardı. Anorr'un meyveleri etkisini çoktan göstermişti. Köyün erkekleri hızlı ve acılı bir değişim geçirmişlerdi. Birkaç gün sonra kadınlar son olarak bereket ormanını da aradıklarında kocalarının ve çocuklarının ağaçlara giydirilmiş gibi görünen elbiselerini buldular. Kocasız ve tarlasız kalınca şehirlere göç ettiler.
Boşalan Belarin köyü şanslı bir köy olmayı sürdürdü. Anorr yattığı uykudan dört nesil uyanmadı. Deli ise Belarin' de kalmaya devam etti ve ömrünün sonuna dek bereket içinde yaşadı.
|