MB Automobile
Kullanıcı
 Prof
| Gönderilenler: 91 |  |
|
RAMAZANA VE ÖMRÜMÜZE DAIR - 10/10/2007 20:50
Bir ömür gibi çarçabuk bitiyor ramazan. Dün bir, bugün iki derken... Ramazan bitiyor. Tıpkı ömrümüz gibi. ***
Ürperiyor insan. Bu ne süratli yolculuk! Her sene, biraz daha yalnızlaşan biz/iz. Medeniyetin -nesi varsa- hepsi çaresiz. Ne hastalıklara bir derman var, ne de ölümler bitiyor. Bizi avutsun diye oyuncakları çoğaltıyoruz. ***
Gidişe çare var mı! Ayrılığa, hasrete, gurbete, ölüme... Kocaman binalar hangi odasında avutur beni?! Uçaklar hangi diyara götürür de: “İşte aradığın bu!” diyebilir? Otobanlar, köprüler iki yakamı bir araya getirebilir mi? Gözyaşlarımı silebilir mi medeniyet? ***
Bu ramazan sanki daha hızlı gidiyor. Ne zaman geldi, ne zaman yarıyı geçtik; anlayamadım. ***
Sağdan sola dönerken akşam oluyor. Her şeyde nasıl bir nizam, nasıl bir (hızlı) elveda! Yetişebiliyor musun/uz? ***
Her günbatımı alır götürür beni. Alamam kendimi kimi zaman. Dalar dalar giderim. Bir kızıllık, bir vedâ ki... Nereden nereye... İşini bitiren gidiyor. ***
İşte ramazan... İşte ömrümüz... İşte günlerin art arda gidişi... Yaşanmamış gibi bunca yıllar... Yaşanmamış gibi doğumlar, düğünler, ölümler... Yaşanmamış gibi hayat! Heyhat! ***
Elini çabuk tut! “Emanet ata binen tez iner.” Bir emanettir bu hayat, bu vücut... Gelmek; gitmekle “çok yakın” akraba... Hayat… sarmaş dolaş ölümle. Bir ürperti, bir korku, bir heyecan... Ümitle kol kola gezince... Rahatlıyor insan. ***
Bir aşağı bir yukarı terazinin kefeleri... Ümit ve korku dengeye gelinceyecek... Ümit ve korku arası hayat. ***
Ramazan çarçabuk bitiyor. Tıpkı ömrümüz gibi... Ramazanda ve ömrümüzde... İzimiz, sözümüz var mı?
Aynalarda “yüzleşebileceğimiz” yüzümüz?
Ali Hakkoymaz
İletiyi düzenleyen: MB Automobile, de: 10/10/2007 20:51
|