Elturko
Kullanıcı
 Doçent
| Gönderilenler: 41 |   |
|
AKLIN YOLU ASLA BİR DEĞİLDİR - 20/06/2007 07:40
NOT : Bu yazıya cevab yazacak olanları ( henüz okumamışlarsa ) önce Kuranı Kerimin Türkçe Mealini okumaları konusunda uyarıyorum !! Kainatta hiçbirşey yokken, ve sende bu yokluk aleminde bir yok olduğunu dahi bilmiyorken, ALLAH kusursuz bir yaratışla seni ve tüm alemi var ediyor, öyleki, kainattaki yanılmaz bir denge ve hassasiyetin MUHTEŞEMLİĞİ ortada iken, sen : Ben denizin yada okyanusun varlığına inanmıyorum diyen ama kendiside o okyanusun içinde ve o okyanusa bağlı olarak yaşayabilen balık kadar zavallı bir iddiada bulunabiliyorsun ey İnsan.. Balık beyinli insan.. Aslında Müslümana CAHİL denmez zira Ebu Cehil ( Cehaletin babası ) demektir yani asıl cahiller ALLAHI, bu dünyadaki insan hayatına nizam veren kuralların yegane koyucusu olarak kabul etmeyenlere denir !!! Ebu Cehiller kendisine kainatı kim yarattı ? diye sorulduğunda ALLAH diye cevab vermişler ama o ALLAHIN , yarattığı insanın birey ve toplum olarak nasıl bir hayat yaşaması gerektiğini anlatan kuralları (ŞERİAT) buyurmasını reddetmişlerdir.. Bende Müslümanım ama ŞERİATA karşıyım diyen herkes, şimdi bana nasıl bir cevap vereceğinizi değil, Müslüman olduğunuz halde RABBİMİZ tarafından gönderildiğine inandığınız KURANI KERİMİ neden okumadığınızı ( okumadığımızı ) düşünün !!! ŞERİAT = İSLAMDIR ... Sen ne diyorsun diyorlar ...Senin fikrin nedir diyorlar …Sence de öyle değilmi diyorlar yada o manada bakıyorlar … İşte o zaman onlara deki …Bismillahirrahmanirrahiym … Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Peygambere de itaat edin ve sizden olan emir sahibine de itaat edin. Eğer herhangi bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz; Allah'a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resulüne arz edin. Bu, daha iyidir ve sonuç bakımından da daha güzeldir. ( Nisa : 59 ).. Ayeti Kerimesi bize meselelere nasıl bakacağımızı, meselelerin çözümünde başvuracağımız kaynakların neler olduğunu kısacası bize rehberimizin ve örnek alacağımız hayat tarzının ne olduğunu açıklamaktadır.Yani anlaşmazlığa düştüğümüz konu, kendilerine bizden olmaları şartıyla itaat etmemiz gereken devlet erkanıyla birlikte ele alnıyor ki buradan şu netice çıkmaktadır : Gerek özel hayatınızda gerekse toplum hayatınızda üzerinde anlaşmazlığa düştüğünüz konuları çözmek için başvuracağınız 2 rehber vardır ki biri Kur`an-ı Kerim , diğeride onun tatbıkatını anlatan Sünnettir…. Ben bir Müslümanım ama ülke ve devlet meselelerinin çözümünde dine uygun olup olmama şartına bakılmaz, zamanın gerekçelerine göre davranmak gerekir diyenlere üzerinde düşünmeleri için bazı hatırlatmalarda bulunmakta fayda var… Bir ülkede haram papanın kaynağını kurutmadığınız sürece kumar, fuhuş, zina, dolandırıcılık, yalancılık, vergi kaçakçılığı, hırsızlık, cinayet, rüşvet v.b hiçbir günahın işlenmesine engel olamazsınız.Ülke ekonomisinin ana kurallarını ortadirek, ihtiyaç sahipleri ve onların gereksinimleri değilde zenginler ve onların direktifleri belirliyorsa o ülkede millet egemenliği değil sadece o ülkenin kaymağını yiyen zenginler kulübünün egemenliğinden bahsedebilirsiniz.Bu tür ülkelerde iktidar partisinin zenginler kulübüyle ters düşmediği sürece hangi ideolojiyi savunduğunun hiçbir önemi yoktur.Yaşadımız zaman diliminde sadece ülke içi ticaret yaparak ülkenin en zengin 500 şirketinden biri olmak nerdeyse hayalcilik olur.Dünyada uluslararası ticaretin Yahudilerin elinde olduğunu ve faiz ve sömürü düzenine dayalı olduğunuda hemen hatırlattıktan sonra sizlere Yargıtay Eski Başkanı Sami Selçuk`un 6 Eylül 1999`da 1999-2000 Adli Yılı Açılış Konuşmasından bir pasaj sunuyorom.. ” Dünyaya bakıyorum. Tüylerim diken diken. 1989'da Latin Amerika'da 100, Güney Asya'da 350, Doğu Asya'da 150, Afrika sahrasının güneyinde 300, öteki bölgelerinde 100 milyon insan açlıkla savaşmış. Açlık sorunu çözülmek şöyle dursun, gelişmiş ülkelerle gelişmemiş ülkeler arasındaki uçurumlar daha da büyümüş. 1998'de dünyada tüketime harcanan para 1975'tekinin iki katı olmuş. Bunun %86'sını zengin, %14'ünü yoksul ülkeler tüketmiş. Dünyanın en zengin üç kişisinin varlığı 48 yoksul ülkenin ulusal gelirinden çok. Dünyanın en zengin 15 adamının varlığı, Kara Afrika'nın tüm gelirinin üzerinde. Dünyanın en zengin 225 insanının varlığının yalnızca %4'ü bütün dünyadaki insanların gereksinmelerini karşılayacak ölçekte. Dünyada bilimsel araştırmaların %90'ı Kuzey Amerika, Batı Avrupa ve Japonya'da yapılıyor. Oran Latin Amerika'da %1,9, Afrika'da ‰5'tir. ABD ve Kanada 1994'te bilimsel araştırmalara 178 milyar dolar, Nijerya 20 milyon dolar harcamış. … ” Okuyan ve okuduklarının üzerinde düşünen insanlar şunu itirafa mecburdurlar ve zaten itiraf etmektedirler ; Ne komunizm ne kapitalizm, ne marksizm ne leninizm, ne demokrasi, ne … bilmem ne ( izm ) insanların sorunlarına derman olmadı, olmuyor ve olmayacak… Müslümanlar kendi ellerindeki imkanları yine kendi aralarında adaletli bir şekilde paylaşarak ( alıp- satarak ) değerlendirmek yoluyla dünyada bir denge unsuru olmak zorundadırlar.Bunu başaramadıkları sürece yani ÜMMET ŞUURU`na varıp bunu tatbik etmedikleri sürece maalesef zalimler birliğinin zulümlerinden sırayla nasiblenmeye devam edeceklerdir... Kendi polisimizin tesettürlü bacılarımızı coplaması, bir ömürlük emeklerinin çalınması bütün Türkiyeli Müslümanlar için çok büyük bir imtihandır ve çok konuşulacak yada sadece susulup artık gelecek belayı beklemek gerekir denebilecek bir vakadır ama ben iyi niyetleri su-istimal edilmiş bir takım çevrelere soruyorum ; Coplanan mı İsrail vatandaşı yoksa coplayan mı ? yada coplayın diye emir veren ve o emre itaat edenler mi ? Bacılarımızı coplatanlar Süleymaniyedeki Mehmetçiklerin başına çuval geçiren ŞEREFSİZ KÖPEKLERE neden hiç seslerini çıkarmıyorlar acaba ? 1958 senesinde Lübnanda Müslümanlar ve Batılı Güçler savaş halinde iken neden Türkiyeli Müslümanlardan Lübnandaki Müslümanlar için toplanan kan ve her türlü yardım, silah ve mühimmat nasıl olmuşta Batılılara verilmis gelin bizzat Beyrut Havaalanı’na silah ve mühimmat taşıyan pilot H. Avni Güler´den dinleyelim... “1958 yılında maalesef Hıristiyanlara silah taşıdık. Bir gün bize Etimesgut’tan Beyrut’a uçma emri verildi. Akdeniz’de İngiliz Kuvvetleri bizi engellemeye çalıştı. Biz ‘Victoria’ parolasını verdik, 45 dakika Beyrut üzerinde dolaştıktan sonra havaalanına inebildik. İlk seferde Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu bizzat gelip bize nezaret etti. Beyrut’a toplam 85 sefer düzenledik. Ben 5 sefere katıldım. Lübnan’a ne taşıdığımızı bilmiyorduk, esasında kimse bilmiyordu. Bize Müslümanlara gıda ve ilaç taşıdığımız söylenmişti.” “Fakat sonraları silah ve mühimmat taşıdığımızı, üstelik bunları Hıristiyanlara verdiğimizi öğrenmiş olduk. Bunu Amerika’nın emriyle yerine getiriyorduk. Biz yükümüzü teslim edip geri dönüyorduk. Öğrenmemiz de Müslümanların Beyrut Havaalanı’nı ele geçirip uçağımızı enterne etmelerindern sonra mümkün oldu. Müslümanlar Rıza Kalaycıoğlu komutasındaki uçağımızı ele geçirince içinden Kırıkkale yapısı tüfekler, bombalar çıktı. Her uçağın yükü ortalama 2-2,5 ton ağırlığındaydı. Tabii denizden çok daha fazla silah aktardık, bütün bu silah ve mühhimmat maalesef Hıristiyan kuvvetlere gidiyordu. Ama dediğim gibi ben, Emin Karayavuz, Nevzat Balaban ve başka pilotlar ne taşıdığımızı bilmiyorduk. Kesinlikle böyle olduğunu bilseydik direnişe bile geçerdik.” Müslümanlarla iç savaş halinde olan Hıristiyan kuvvetlere verilmek üzere bizzat Beyrut Havaalanı’na silah ve mühimmat taşıyan pilot H. Avni Güler hayatta, bu bilgileri veriyor. Güler, aynı tarihte Türkiye’nin Cezayir bağımsızlık savaşında Fransızlara yardım ettiğini de vurguladı, hem de sadece diplomatik değil, başka maddi yardımlar da söz konusu. Sonraları rahmetli Turgut Özal “resmen özür” diledi, Cezayirli Müslümanların gönlünü almaya çalıştı. Burada ilk sorumuz şu: Lübnan’ı Fransızlara kaptırdıktan 38 sene sonra nasıl olur da Müslümanları öldürmekte olan güçlere silah ve mühimmat taşıdık, aynı tutumu daha dünkü eyaletimiz olan Cezayir’de tekrar ettik? Buna, “tarihte kalmış bir olay” gözüyle bakılamaz. Belki bazı yetkililer o gün olup bitenler hakkında bize bilgi vermek isteyebilir, H. Avni Güler’i yalanlayabilir. ” Türkün Türkten Başka Dostu Yoktur saçmalığını sürdürmeye devam edenlerin yakın zamandaki sözleri şu olabilir ; Konyalının Konyalıdan başka, devamı .... Yalıhüyüklünün Yalıhüyüklüden başka... devamı Sülalemizin Sülalemizden Olanlardan başka... ve nihayet BENİM BENDEN BAŞKA DOSTUM YOKTUR !!! Ne kadar ilginç değil mi ? ALLAH c.c ta buyuruyor ve bildiriyor ki, Ey kulum, sana senin kendinden ( kendi nefsinden ) daha büyük bir düşman yoktur ve Ey Müslümanlar siz kardeşsiniz !!!! Hayır !!! Türkün Türkten Başka Dostu Yoktur ... Bankalarımızı boşaltanlar İsraillidir, vatana ihanet edenler İsraillidir mi ? Ne diyorsunuz ? Kendinizi yormayın....İman insanı insan eder. Belki insanı sultan eder..Hakiki imanı elde eden adam kainata meydan okuyabilir İmandan uzaklaşan ve satın alınabilir hale gelenlerin Türk olup olmamasının hiçbir anlamı ve önemi yoktur... “Ey Kendilerine Kötülük Edip Haddi Aşan Kullarım! Allah’ın Rahmetinden Ümidinizi Kesmeyin. Allah Bütün Günahları Bağışlar. Çünkü O Çok Bağışlayan, Çok Merhamet Edendir. ( Zümer : 53 ) Haruriyye, Ali İbnu Ebi Talib (ra)'e karşı huruç ettikleri zaman: "Hüküm Allah'ındır" dediler. (Bu ibare Kur'an'dan bir iktibas olması hasebiyle) Hz. Ali de: "Kendisiyle batıl murad edilen hak bir söz" dedi Kaynak: Müslim, Zekat 157, (1066).
Yukarıdaki Ayeti Kerimeyi ve Hz.Ali Efendimizin sözünü ardarda yazmamın nedeni şudur. İnsanların dini duyguları su-istimal edilebilir ne kandırmanın en kötüsü ve en aşağılık olanı insanları Din ile kandırmaktır.Ve Kur`an-ı Kerimi en az bir kez baştan sona ( meal ve tefsiriyle beraber )okumayan herkes kandırılmaya çok müsaittir..Bizi kandırdıkları yeter diyenlere sesleniyorum... Haydi KURAN OKUMAYA , haydi MERHAMETLİLERİN EN MERHAMETLİSİNE....
Not ; Yazılarımıza gelen eleştiriler ( ister iyi ister kötü olsun ) bizim için değerlidir.Hatibi konuşturan muhatabıdır ve Müslüman Müslümanın aynasıdır..Bize hatamızı gösterenlerede minnettarız...
Beğendiğim ve müdavimi olduğum bir KUR`AN OKULU adresi ; www.tefsirdersi.com
|