Yalihuyuk.com – Konya

İki ölü dirilirse ülke dirilir -5-

Rahman olan, Rahim olan, kadir olan, Muktedir olan, Mukaddim olan, Muahhir olan,  Evvel olan, ahir olan Yüce Allah’ın isimleriyle başlayalım 5. bölüme inşallah…

02 Kasım 2010 - 23:03 'de eklendi ve 213 kez görüntülendi.
İki ölü dirilirse ülke dirilir -5-

Rahman olan, Rahim olan, kadir olan, Muktedir olan, Mukaddim olan, Muahhir olan,  Evvel olan, ahir olan Yüce Allah’ın isimleriyle başlayalım 5. bölüme inşallah…

Dördüncü bölümün sonunda Behlül Dana  Hz.’lerinin çocuk ile ilgili kıssasının akabinde Yüce Allah (c.c.)’nın “Sizi boş ve anlamsız bir oyun için yarattığımızı ve bize dönmek zorunda olmadığınızı mı sanıyorsunuz? Mümin/115ayetiyle noktalamıştık. Öyleyse yaratılışımızın bir gayesi ve amacı vardır ki oda yaratıcıya kayıtsız şartsız itaatimizdir. Bitmedi itaat etmeyenleri tebliğ yoluyla Allah (c.c.)’ı ve Resulünü (s.a.v.) sevdirtmeliyiz.
Hz.Peygamber (s.a.v.) bir Hadisi Şeriflerinde  “Bilenlerin dışında insanlar, helak olur. Bildiklerini yaşayanların dışında bilenler, helak olur. Bildiklerini ihlasla yaşayanların dışında, amel sahipleri helak olur….” Buyurarak bizlerin özellikle bilir kişi olanların eğitimcilerin kendilerine çok ama çok dikkat etmelerini trafikte tehlike sinyali olan kırmızı ışık gibi tehlikenin olduğunu bizlere irad etmektedir.
Çünkü Rabbimiz (c.c.)’in emriyle damarlarımızdaki kanların dolaşımı, kulaklarımızın duyması – çınlanması, kalbimizin titremesi, gözümüzün görmesi bir anı firenle kesildiğinde, yapacak işlerim, görecek amellerim var demeden baki hayata göçtüğümüzde soruların bir zincir halkası gibi geleceğinden verecek cevabınız ne olacağını düşünmeliyiz. Hani bir Allah (c.c.) dostu şöyle buyurmuştur. “Ateşe dayanabileceğin kadar günah işle.” O halde hedefimiz gayemiz ilk önce Allah (c.c.)’ın rızasını kazanmaya niyet yani ‘KAST’ etmek sonra gücümüzün yettiği kadar bildiğimiz hayırlı ve faydalı amellerden işleyip, başkalarının da hayırlı ameller işlemesine yardımcı ve  rehber olmaktır. Akabinde bilmediğimiz hayırlı amel ve işleri düşman bilerek “ÖĞRENMELİ” öğrendiklerimizi de Kur’an’ın tabiriyle “Muhakkak ki iman edenler kardeştirler!…” (Hucurat/10) düsturuyla nemelazımcılık yapmadan,  aynı anne ve babadan meydana gelen kardeşler nasıl ki birbirlerine kötülük yapmaz destek olurlar, bizlerde Kur’an’ın bu kardeşlik özelliğine uymak zorundayız… Düşeni kaldırmalı, hastayı ziyaret etmeli, aç ve açıkları doyurup giydirmeli, ağlayanın derdine derman olmalı, dünyalıklar için falanın hatırı, filanın hatırı diyerek Allah (c.c.) ve Resulü (s.a.v.)’nü incitmeyelim. Gerekirse cebimizdeki selpakla gözyaşlarını silmeliyiz…Tabi ceset değil adam isek!.. Oysa yürüyen Kur’an sevgili Peygamberimiz (s.a.v.), kedisini hapsederek açlıktan öldüren kadının Allah’ın rahmetinden uzaklaştığını; bazı rivayetlerde  cehennemlik olduğunu,  buna karşılık susuzluktan ölmek üzere olan bir köpeğe su vererek onu ölmekten kurtaran bir kişinin de günahlarının bağışlandığını haber vermektedir (Buhari,edep 27) Aksi halde yarın onlarla beraber belki de onlardan da zor olur hesabımız  ve cehenneme duçar oluruz. Rabbim muhafaza eylesin…AMİN.
Malum, akıl iyiyi kötüden, siyahı beyazdan, yarını bugünden, sıcağı soğuktan ayırtandır. Bunun zıddını düşünenler varsa ki çoooook bunlarda bulunan kafa ya  boş veya taş kafadır.
Hani anlatılır ya Behlül Dana Hz.’leri, bir gün pazara üç tane kuru kafa getirerek, onları satmaya başlar.Her üç kafanın da fiyatları farklı farklı söyler.Tabii millet merakla Behlül Dana’nın etrafına toplandı. Önüne açtığı tezgahın üzerindeki bu kuru kafaları sattığını öğrenince sordular: Ey Behlül. Bu kafaları kaça satıyorsun? Behlül Dana: Birini bir paraya, birini on paraya, birini de ağırlığınca paraya satıyorum, diye cevap verince, oradakilerden bir tanesi taaccüp ederek sordu:  Ey Behlül. Bunların üçü de kurumuş, çürümüş kafalar olduğu halde sen üçüne de ayrı ayrı fiyat biçiyorsun. Bunların birbirlerinden ne farkı var ki?  Behlül Dana Hz.’leri, o kuru kafaların hikmetini şöyle anlattı:  Birincisi, taş kafadır. Bunun değeri düşüktür; çünkü bu hiç nasihat dinlemez ve nasihate ihtiyaç duymaz. İkinci kafa on paralık kafadır. Nasihat dinler ama nasihati tutmaz… Söz onun bir kulağından girer, öbür kulağından çıkar. Bunun adı da boş kafadır. Üçüncüsü ise, tam kafadır. Bu kafa, hem nasihat dinleyip onunla amel eder, hem de öğrendiklerini başkasına öğretir. İşte en kıymetli kafa budur. Bunun fiyatı ise ağırlığınca altına veriyorum. der. Böyle kafalara ne kadar ihtiyacımız var değil mi Yarenler! Haaaa dostlar konu başlığının muhataplarını  her halde gelecek bölümde yazacağım inşallah. Devam etmek üzere Görüşünceye dek hoşça kalın dostça kalalım!..

Yusuf ÇAKICI
Yalıhüyük / KONYA

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER