Yalihuyuk.com – Konya

Kurban bayramı

Zaman o kadar çabuk geçiyor ki, günler aylar  ne zaman geçmiş farkına varamıyoruz.Ramazan ve bayramının tatlı telaşını geride bıraktıktan sonra, Allah’ın(cc)kullarına sevinç ve mutluk günleri olarak ikram ettiği Kurban bayramının hazırlıklarına başladık.Sağlık sıhhat içerisinde bu güzel günlere kavuşturan Rabbimize ne kadar şükretsek azdır.

11 Kasım 2010 - 23:25 'de eklendi ve 215 kez görüntülendi.
Kurban bayramı

Zaman o kadar çabuk geçiyor ki, günler aylar  ne zaman geçmiş farkına varamıyoruz.Ramazan ve bayramının tatlı telaşını geride bıraktıktan sonra, Allah’ın(cc)kullarına sevinç ve mutluk günleri olarak ikram ettiği Kurban bayramının hazırlıklarına başladık.Sağlık sıhhat içerisinde bu güzel günlere kavuşturan Rabbimize ne kadar şükretsek azdır. Kurban bayramı;  Müslümanlar tarafından Hicri Takvime göre Zilhicce ayının onuncu gününden itibaren dört gün boyunca kutlanan bir dini bayramdır. Zilhicce ayının onuncu, on birinci ve on ikinci günlerine ‘Eyyâm-ı nahr’ (Kesme günleri) ve bir önceki gün olan Zilhicce ayının dokuzuncu gününe Arife denir. Kurban Bayramı vakti, aynı zamanda İslam âleminin her yıl Mekke’de hac farizasını ifa ettikleri vakittir.
Arife günü sabah namazından itibaren bayramın son ikindi namazı dâhil,23 vakit, her farz namazdan sonra teşrik tekbirleri okunur: Şöyle;
Allahü Ekber Allahü Ekber Lâ ilâhe İllâllahü Vallâhü Ekber, Allâhü Ekber ve Lillâhi`l-Hamd
Kurban; Istılahta, yani İslami bir dini terimi olarak; Allah’a yaklaşmak ve Allah rızasına ermek niyetiyle kesilen, kurban edilen, hayvan demektir. Ve Hz. Adem (as) den beri var olan bir ibadettir, kıyamete kadar da devam edecektir. Bu konuyu K.Kerim şöyle işaret etmiştir. “Her ümmet için, Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine ismini ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldık. İşte sizin ilahınız bir tek ilahtır. Şu halde yalnız ona teslim olun. Alçak gönüllüleri müjdele!”[1]K.kerimde Âdem (as)ın iki oğlunun Allah’a kurban adadıklarından bahsedilmektedir.
“(Ey Muhammed!) Onlara, Âdem’in iki oğlunun haberini gerçek olarak oku. Hani ikisi de birer kurban sunmuşlardı da, birinden kabul edilmiş, ötekinden kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen, “Andolsun seni mutlaka öldüreceğim” demişti. Öteki, “Allah ancak kendisine karşı gelmekten sakınanlardan kabul eder” demişti.”[2]
Peygamberimiz (sav) de bu konuda bizleri şöyle uyarmaktadır; “Kim imkânı olduğu halde kurban kesmezse mescidimize yaklaşmasın”[3],Ey insanlar, her sene, her ev halkına kurban kesmek vâciptir”[4] , “Bu günümüzde bizim için ilk yapılacak şey namaz kılmaktır. Ondan sonra evlerimize dönüp kurban kesmek olacaktır. Her kim (böyle) yaparsa Sünnetimize uygun iş görmüş olur”[5]
Kuran’da ve geçen İbrahim peygamber ve oğlu ile ilgili kıssadan yola çıkarak, kurban kavra mı,  Allah için bireyin en çok sevdiği şeyi feda edebilecek olmasını, Allah’a teslimiyeti ve ona karşı şükür içinde olmayı ifade etmektedir. Kur’an ‘da Hac Suresinde geçen şu ayet, kurbanın İslam inancındaki yerini özetler:”Onların etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. Allah’a ulaşacak olan ancak, sizin O’nun için yaptığınız, gösterişten uzak amel ve ibadettir.”(6)
İbrahim (as) ve oğlu arasındaki geçen olay,Allah’ın peygamberini sınaması Tevrat , Kuranı kerim ve hadislerde geçmektedir,
Tevrat’a göre İbrahim’in Eşi Sara’dan bir çocuğu olmuyordu ve İbrahim Sara’dan bir çocuğu olması durumunda bunu Allah’a Kurban olarak adadı. Tanrı, “İshak’ı, sevdiğin biricik oğlunu al, Moriya bölgesine git” dedi, “Orada sana göstereceğim bir dağda oğlunu yakmalık sunu olarak sun.”Yaratılış; 8-9-10-11-12-13: İbrahim, “Oğlum, yakmalık sunu için kuzuyu Tanrı kendisi sağlayacak” dedi. İkisi birlikte yürümeye devam ettiler. Tanrı’nın kendisine belirttiği yere varınca İbrahim bir sunak yaptı, üzerine odun dizdi. Oğlu İshak’ı bağlayıp sunaktaki odunların üzerine yatırdı. Onu boğazlamak için uzanıp bıçağı aldı. Ama Rabbin meleği göklerden, “İbrahim, İbrahim!” diye seslendi. İbrahim, “İşte buradayım!” diye karşılık verdi. Melek, “Çocuğa dokunma” dedi, “Ona hiçbir şey yapma. Şimdi Tanrı’dan korktuğunu anladım, biricik oğlunu benden esirgemedin.” İbrahim çevresine bakınca, boynuzları sık çalılara takılmış bir koç gördü. Gidip koçu getirdi. Oğlunun yerine onu yakmalık sunu olarak sundu.”(Yaratılış: 22:2-8-9-10-11-12-13)
Kur’anı Kerimde bahsi geçen çocuğun “yumuşak huylu bir erkek çocuk” olmasından bahsedilip ismini belirtilmemiştir (İşte o zaman biz onu uslu bir oğul ile müjdeledik.(7). Fakat genelde İsmail olarak tefsir edilir ve Müslümanlar çocuğun İsmail olduğuna inanırlar.
Diğer İslami kaynaklara göre, İbrahim Peygamberin eşinin kısır olması nedeni ile bir çocuğu olmayınca bazı rivayetlere göre 125 yıl Allah’a yalvarır, dua eder. Kendisinin ve eşinin yaşlı olduğu bir zamanda mucizevî bir şekilde oğlu olur. “İbrahim’in karısı ayakta idi. (Bu sözleri duyunca) güldü. Ona da İshak’ı, İshakın ardından da Yakubu müjdeledik”.(8)
Çocuk biraz büyüdüğünde, İbrahim peygamber rüyasında onu kurban etmesi gerektiğini görür. Oğluna; “Yavrum, ben rüyamda seni boğazladığımı gördüm. Düşün bakalım, ne dersin?” dedi. O da, “Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın”(9) der. Peygamberlerin rüyaları normal insanların rüyalarından farklı olduğundan bu bir emir olarak kabul edilmiş ve İbrahim peygamber oğlunu kurban etmeye götürmüştür. Ancak Allah’ın emriyle bıçak çocuğu kesmez. Bu esnada Cebrail kucağında bir koç ile gelir. Bu imtihan başarı ile geçilmiştir. “Her ikisi de teslim olup, onu alnı üzerine yatırınca: Biz ona: ” Ey İbrahim!” diye seslendik. Rüyayı gerçekleştirdin. Biz iyileri böyle mükâfatlandırırız. Biz, oğluna bedel ona büyük bir kurban verdik.(10)
Bu olaydan sonra tüm İbrahim’i dinlerde Zilhicce ayının 10. günü kurban kesilerek kutlanan bayram olmuştur. Sonraları diğer birçok ibadetlerde olduğu gibi unutulmuş, İslam peygamberi, Hac gibi terk edilen İbrahim’i geleneği, tekrar hayata geçirmiştir.
Peygamberimizin bu güzel sünnetini biz Müslümanlar asırlardır büyük bir neşe ve sevinç içerisinde ihya ediyoruz. Durumu iyi olan kardeşlerimiz kurbanlarını keserek Allah’a olan görevlerini yerine getirirken, etlerindende fakirlere dağıtarak toplumsal dayanışmanın en güzel örneklerini veriyoruz.
Cimrilik ve dünya malına aşarı bağlılık dinimizin arzu etmediği fiillerdir; “İşte sizler, Allah yolunda harcamaya çağrılıyorsunuz. Ama içinizden cimrilik yapanlar var. Kim cimrilik yaparsa ancak kendi zararına cimrilik yapmış olur. Allah her bakımdan sınırsız zengindir, siz ise fakirsiniz.”[11]
Sevgili peygamberimiz (sav)bu konuda;“Cimrilikten sakının; Çünkü cimrilik, sizden önce geçenleri helak etmiş, onları kan dökmeye ve haramı helal görmeye sevk etmiştir.”[12]buyurarak cimriliğin ne kadar kötü bir vasıf olduğu, müslümanda asla bulunmaması gerektiğini bizlere açıklamıştır
Hamdi Yazır gibi bazı müfessirler, Kevser suresinin tefsirini yaparken; “Rabbin için namaz kıl ve kurban kes” emrini şöyle açıklıyorlar; İhlâs ile kılınan namaz, şükrün; kalbi, lisani ve bedeni bütün çeşitlerini bir araya getirmekle beraber mali ibadeti kapsamadığından sadece namazla yetinilmeyip onunla beraber mali fedakarlıkla kurban keserek hayır yapmanın da gerekliliği konusuna dikkat çekmektedir ki, gerçekten vurgulanan konu çok önemlidir.
Tüm ibadetlerde olduğu gibi,kurban da da takva çok önemlidir.Şayet niyet Allah’ın rızası olmazsa ne kadar kurban kesersek keselim Allah’ın rızasına ulaşmamız mümkün değildir.Yüce kitabımız bunu açık ve net olarak belirtmiştir; ““Onların etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. Fakat ona sizin takvanız (Allah’a karşı gelmekten sakınmanız) ulaşır. Böylece onları sizin hizmetinize verdi ki, size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah’ı büyük tanıyasınız. İyilik edenleri müjdele.”[13]
Ama bu yıl nedendir bilemiyorum Müslümanlarda bir tembellik var. Ülkemizde hayvan fiyatlarının fazla olması, insanımızı bazı arayışlara yönlendirdi. Bazıları vekâletle kestirelim derken, bazılarından da kurban kesip az olan hayvan sayımızı daha da azaltmayalım yerine bağış yapalım gibi sesler duyulmaya başlandı.
Vekâleten kurban kestirmek mümkün, bunu devamlı belirtiyoruz. Burada tek dikkat edeceğimiz nokta vekâleti kime vereceğimiz konusudur. Ciddi bir kişi veya kuruma verildikten sonra mesele kalmaz. Ancak geçmiş yıllarda bu konuda basında çıkan yazıları da göz önünde bulundurmak gerekir
Diğer konunun ise kurban kesmekle ilgisi yoktur. Bağış konusu ayrı bir konudur kişiyi Kurban borcundan kurtarmaz. Bu ibadette bizzat hayvan boğazlama emredilmektedir ki buda ancak hayvanın kesilmesi ile mümkündür.
Yukarıda yapmaya çalıştığımız bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, Kurban ibadetini yerine getirmekle Yaratanımızın rızasısını kazanmanın yanı sıra, Peygamberinde sünnetini devam ettirmiş olmaktayız. Nitekim Sevgili Peygamberimiz vefatına kadar on yıla yakın bir süre hep Kurban kesmiştir.[14]
Bayramların kardeşliğimizin pekişmesine, hoşgörünün artmasına vesile olması temennimle şimdiden hepinizin kurban bayramınızı tebrik ediyorum.
Selam ve dua ile..
[1] Hac,22/34
[2] Maide, 5/27
[3]İbnMâce, “Edâhî”, 2; Müsned, II, 321
[4] Tirmizî, “Edâhî”, 18; İbn Mâc’e, “Edâhî”, 2
[5] Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecridi-i Sarih, Hadis No:515
[6] (Hac 22/36;37)
[7] Sâffât Sûresi: 101
[8]Hud Suresi 7
[9]Sâffât Suresi 102
[10]Sâffât Suresi 103-107
[11] Muhammed, 47/38
[12] Müslim, Birr, 56
[13] Hac, 22/32
[14] Tirmizî, Edâhî, 11

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER