USD16,75
EURO17,73
EURO/USD1,06
BIST2.554,08
GR. ALTIN989,50
BTC352.123,57
İstanbul
Ankara
İzmir
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Aksaray
Amasya
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkâri
Hatay
Iğdır
Isparta
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak

Peygamberimizin sima ve ahlak güzelliği

Bir müslüman olarak peygamberimizin güzelliklerini çok iyi öğrenmek mecburiyetindeyiz.

 

Öğrenip bilgi olarak saklamamız için değil, O’ nun özelliklerini ve güzelliklerini gücümüz nispetinde kendi şahsiyetimize yansıtmak için.
Rasulullah’ın ahlaki güzelliklerini kendisine örnek alan bir müslüman, O’nun gibi yaşamaya, hayatını O’nun gibi dizayn etmeye gayret eder. Rehberi, âlemlere rahmet olarak gönderilen bir peygamber olan bir kimsenin hem dünyası, hem de ahireti mamur olur. O halde Peygamberimizin güzelliklerini bir hatırlayalım.
Peygamberimiz(sav)in suret ve siret (tabiatı ve ahlak karakteri) güzelliğini layıkı ile ifade edebilmek mümkün değildir.
Nitekim İmamı Kurtubi: “Peygamber efendimizin hüsnü cemali tamamen zahir olmamıştır. Şayet onun bütün güzellikleri olanca hakikati ile gösterilmiş olsaydı ashabı ona bakmaya takat getiremezdi”demiştir.(1)
Gerçekten peygamberimiz ile devamlı beraber olanlar arasında bile edeplerinden dolayı Rasulullah’ın cemalini doyasıya seyredebilenler çok azdır. Öyle ki O’nun sohbetlerinde bile, Hz.Ebubekir ve Ömer’in dışındaki ashabın,
Hep önlerine baktıkları, yalnızca bu iki halifesinin peygamberimizle göz göze gelebildikleri hadis kitaplarında anlatılmaktadır. Onlar Peygamberimize bakıp tebessüm ederler, Peygamberimiz de onlara iltifat edip tebessüm ederdi.(2
 Mısır fatihi ünvanını alan Amr bin As(ra),ömrünün son zamanlarında konu ili ilgili şöyle demiştir: “Peygamber efendimizle uzun zaman birlikte bulundum. Fakat O nun huzurunda duyduğum hayâ hissi ve Ona karşı beslediğim tazim Saygı gösterme) sebebiyle başımı kaldırıp ta doya doya mübarek ve nurlu yüzlerini seyredemedim. Eğer bu gün bana, bize Rasulullahı tavsif et, O’nu anlat deseler inanın anlatamam.”(3)
Peygamberimiz (sav)mübarek yüzü, çehrelerin en güzeli idi, O’nun mübarek yüzü etrafındakilere güven ve huzur telkin ediyordu. Yahudi âlimlerinden Abdullah bin selam, Peygamberimiz Medine’ye hicret ettiğinde merak ederek yanına varmış, mübarek yüzüne bakınca, “Bu yüz asla yalan söylemez” diyerek müslüman olmuştu.(4)  Çünkü Ondaki güzellik, heybet ve incelik o derece idi ki, Peygamber olduğuna dair ayrıca bir mucizeye, delile ihtiyaç yoktu. Herhangi bir şeyi istemediği zaman, derhal simasından fark edilir, beğenince de memnuniyeti hissedilirdi. Zinde bir vücut, kuvvetli bir hayâ ve müthiş bir azim sahibi idi.

Mübarek yüzünde nur, sözlerinde akıcılık, hareketlerinde incelik, lisanında talâkat(düzgün söz söyleme kolaylığı),kelimelerinde fesahat(güzel ifade ve açık konuşmak),beyanında belağat(sözde ve konuşmada amaca ulaşmak ve ifade etmek istediğini doğru ve tam olarak ifade etmek) vardı. O’nun sözlerinde dedi kodu ve malayani(kendisiyle hiçbir hedef gözetilmeyen, iş olsun, laf olsun, vakit geçsin, ömür tükensin diye yapılan boş konuşmalar ve faydasız işler, kısaca ne dünyaya, ne de ahirete yaramayan işler, konuşmalar ve düşünceler.)yoktu. Boşuna söz söylemez, her kelamı hikmet(faydalı, özlü, doğru ve gerektiği kadar konuşmak) ve nasihat dolu idi.
Sevgili peygamberimiz(sav)herkesin akıl ve idrakine göre konuşur, karşıdakinin anlamayacağı kelimeler kullanmazdı. Mülayim(yumuşak huylu) ve mütevazı(alçak gönüllü) idi. O daima mütebessimdi ancak kahkaha gibi aşırılıklarda da bulunmazdı.
 Kendisini aniden gören kimseyi korku sarar, O’nunla sohbet eden kimse ise kendisine canı gönülden âşık olurdu.
İnsanlara rıfk(yumuşaklık)ile muamele eder, akrabasına ziyadesiyle ikram ederdi.
Kendisi ne yer, ne giyerse yanında çalışanlara, hizmetçilerine de aynısını yedirir ve giydirirdi. O cömert, ikram sahibi şefkatli merhametli, gerektiğinde de çok cesur idi.
Peygamberimizin cömertliğini takdir edebilmek mümkün değildi.
Fakirlikten korkmayan bir kimsenin ikramından daha ileri seviyede bir cömertliği vardı. Hz. Cabir(ra)bildirdiğine göre; “Kendisinden bir şey istendiğinde hayır dediği vaki değildi”(5)
Bir kimse Ondan bir şey istese, kişinin isteği ister önemli, ister önemsiz olsun, onun ihtiyacını gidermeden rahat edemezdi. Şayet ihtiyacını halledemez se, güzel bir sözle de olsa o kişinin gönlünü alırdı.
Kuran ahlakına sahip olan peygamberimiz(sav),kötü ahlaktan en çok sakınan idi. Bu hususta şöyle buyuruyor; “Kıyamet gününde mü’min kulun terazisinde, güzel ahlaktan daha ağır bir şey bulunmaz. Allah(cc),çirkin hareketler yapan, çirkin sözler söyleyen kimseden nefret eder.”(6)
Peygamberimiz(sav),ahlak ve zekâ bakımından bütün insanlardan üstün, ahit(kendi kendine söz vererek bir işi üzerine alma) ve vaadinde(bir kimsenin yapacağına dair söz verdiği iş) sabit, sözünde sadık idi. O’devamlı hüzünlü, tefekkürü( günahlarını, mahlûkları ve kendini düşünmek Allahü teâlânın yarattığı şeylerden ibret almak) aralıksız idi.
Bir söze başlayınca onu yarım bırakmaz, tamamlardı. Sözleri tane tane idi, ne lüzumundan fazla, ne de az idi.
Hakka itiraz edilmesinin ve hakkın çiğnenmesinin haricinde öfkelenmezdi. Hak çiğnendiği zaman o hak yerini buluncaya kadar öfkesi devam ederdi. Nefsimize dokunan en küçük bir konuda bile, karşımızdakinin gönlünü kırmadan içi rahat olmayan günümüz müslümanlarının kulağı çınlamalı. Asla kendi şahsı için öfkelenmez, kimseyle münakaşaya girmezdi.
Peygamberimiz (sav);izin almadıkça kimsenin hanesine girmezdi. Haneyi saadetlerine geldiğinde, zamanı üçe böler; birini Allah(cc)a ibadete, diğerini ailesine, üçüncüsünü de şahsına ayırırdı. Şahsına ayırdığı zamanı tüm insanlara tahsis eder herkesin gönlünü fethederdi.
Yerlere ve makamlara kutsiyet izafe edilmesini istemez, bu yüzden mescidin her yerinde otururdu.
Bir meclise girince neresi boş kalırsa oraya oturur, herkesinde böyle davranmasını arzu ederdi.
Ayıp ve kusurlarından dolayı kimseyi kınamaz, karşıdakini rencide etmeden zarif bir ima ile ikaz ederdi. Kimsenin açığa çıkmayan kusurları ile meşgul olmadığı gibi, kusurların araştırılmasını kesinlikle men ederdi.
Önderimiz olan sevgili peygamberimizin güzel ahlakı ile ahlaklanmak temennimle,
Selam ve saygılar sunuyorum.  20.02.13 Mustafa Öztürk

1-Ali yardım, Peygamberimizin şemaili, s.49
2-Tirmizi, Menakıp 16
3-Müslim, İman,192
4-Tirmizi, Kıyame,42
5-Müslim, Fedail,56
6-Tirmizi, Birr,62

 

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
0
emoji-6
Emoji
Peygamberimizin sima ve ahlak güzelliği

Bültenimize abone olun, yeni haberleri bildirelim.

Yalıhüyük hakkındaki yeni haberlerden haberdar olmak için ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlatın.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

Giriş Yap

Yalıhüyük.com ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!