Yalihuyuk.com – Konya

Annem benim cennetimdir

Rahman olan, Rahim olan, Hafız olan, Mucib olan, Vedud olan, Macid olan, Ber olan Yüce Allah’ın isimlerini zikrederken 13 Mayıs anneler günü olması hasebiyle ile sünnet ile ilgili 3. bölümü haftaya Rabbim nasip ederse devam edelim inşallah…

14 Mayıs 2007 - 19:34 'de eklendi ve 364 kez görüntülendi.
Annem benim cennetimdir

Rahman olan, Rahim olan, Hafız olan, Mucib olan, Vedud olan, Macid olan, Ber olan Yüce Allah’ın isimlerini zikrederken 13 Mayıs anneler günü olması hasebiyle ile sünnet ile ilgili 3. bölümü haftaya Rabbim nasip ederse devam edelim inşallah…

 Ne güzel diyor şair:

     Ben doruksam gözlerinden kan revan ağlan anam

     Az üzülsem sine çark eyler siyah bağlar anam

     El güler, amel güler, neylesin derdim nedir?

     Hıçkırıp figan ederken,sinesin dağlar anam.

     El açıp yıldız tutarken: Ya  Rabbena İhdina

     Evladena der, Mağfiret sağlar anam

     Şefkatinden hisse aldım öğretir şefkat nedir.

     Her geçen gün şefkatinden desteler bağlar anam

     Düşmüyor gölgen beynimde katran kaynatır

     Sen gidince gölge vermez yemyeşil bağlar anam

     Kimsesiz kaldım elimden tutmuyor dost bildiklerim

     Şimdi artık yol kesendir,yol veren dağlar ANAM!.. Ne kadar düşündürücü ve doğrudur.

Evet hiç şüphesiz yaratılmışların en şereflisi ve en mükemmeli olan insan bir çok görevlerle sorumlu tutulmuştur. Bu görevlerin başında Allah (cc)’a karşı görevlerimiz ile ailemize karşı sorumluluğumuzdur.Hiç şüphesiz Yüce Allah (cc), insanın ve bütün kainatın yaratıcısı, anne ve babamız ise bizim dünyaya gelişimizin sebebidirler. Canlılar arasında insa-nın ayrı bir yeri vardır.Dünyaya gelen çocuk,hayatını devam edebilmek için belli bir süre bakıma, himayeye, şefkate, merhamete muhtaçtır. Bilindiği gibi, yaradılışların en zor ve uzun geçen hamilelik dönemi, insanı dünyaya getirmektir.Ayrıca en uzun süre hayata adapta olan, yine insan yavrusudur. Bunlar, yürümek, konuşmak, temizlik alışkanlığı. Neredeyse doğumun-dan ölümüne kadar anne, kanatlarını evlatlarının üstüne germiştir. Bu fedakarlığın karşısında annenin evlatlarından tek istediği sadece ve sadece saygı ve hoşgörüdür.

Çocuğuna en iyi bakacak olan ve onu her türlü kötülüklerden  korumak için kendi haya-tını bile tehlikeye atarak çocuğunu himaye edecek olan yegane varlık hiç şüphesiz ‘ANNE ’dir. O anne ki, çocukları için sıkıntılara katlanır, sevgi ve şefkat duyguları ile onları her türlü tehlike dert ve sıkıntılardan korumaya çalışır.Onların büyümeleri ve topluma, mukaddesata bağlı iyi bir insan olmaları için eşiyle birlikte çalışır,didinir.O,gerektiğinde yemez, yedirir,giymez, giydirir. Yüce dinimiz, anne-babanın çocukları için katlandığı sıkıntı ve çilelere karşılık anne-babanın rızasının kazanılmasını emretmiştir.

Bugün özellikle feminist söylemlerin ektisinde kalan insanlarımızın küçümsediği, basit gördüğü “ANA” lık da en önemli insan yetiştirme sanatıdır. Maalesef toplumumuz bu gün o sanata ne kadar muhtaçtır.Çünkü her gün basın ve yayına baktığımızda gayri meşru olarak dün-yaya getirdikleri çocukları cami avlularına, parklara, çöp bidonlarına bırakıp anne anne  diye  ağlamaları sonucu bulunan ve  anne – baba şefkatinden mahrum olarak büyütülen çocukların, anne-baba şefkatiyle büyüyen çocuklar dan daha sıkıntılı oldukları görülmektedir.Bu gün annelik sanatına mahir olanlar, maalesef küçümsenmektedir.Oysa İslam  analık kurumuna layık olduğu değeri vermiştir. Kur’an ayetleri ve Hz.Peygamber (sav) in sünneti bu kurumun değerini anlatan açıklamalarla doludur.Arapça da anne kavramı genel olarak ‘ÜMM’ kelimesiyle karşılanmıştır. Kur’an’ın ilk suresi olan Fatiha suresinin adı da Ümmü’l Kitab’dır. Mekke’ den bahsedilirken Ümmü’l Kura yani Şehirlerin anası ifadesi kullanılmıştır. Hz. Peygamber (sav) Efendimize  doğduğu gibi temiz  ve saf kalabilen manasında ‘ümmi’ denilmiştir. Savaşa katıl-mak için kendisinden izin isteyen Muaviye b.Cahime’ye, annen sağ mı, diye sormuş ve şöyle buyurmuştur: “Sözlerime dikkat et!Annenin ayağı dibinde otur.Çünkü cennet oradadır. Annenin yanından ayrılma,çünkü cennet onun ayakları altındadır. ” (ibni mace, cihad 6 )

Hz.Peygamberimiz  (sav), bu uyarıları yaparken kendiside bizlere güzel örnek olmuştur. Hudeybiyye umresine giderken Evba köyüne  uğramış, annesinin kabrini ziyaret etmiş, kabrini eliyle düzeltip ağlamıştı. Niçin ağladığını soranlara şöyle cevap vermiştir. “ Merhamet duygusu beni duygulandırdı da onun için ağladım.” (Resulullahın annesi ve hanımları c.1,s158) Onun bu ziyaretinde anne hasreti ile dopdolu,vefalı bir evlat ve duygulu bir insan olduğunu görmektedir. Sığındıkları mağara kapısı, yuvarlanan bir taş kapanan üç adamın birisinin yaptığı güzel şeyi şefaatçi yaparak mağaradan kurtulduklarının sebebini ana-babasına yaptığı hizmeti vesile yap-ması ve onun akabinde yaptığı dua ile kurtulmuş olmaları oldukça dikkat çekicidir. (Buhari Enbiya 50)  Annemiz, pek çok şeyi  kendisinden öğrendiğimiz  ilk öğretmenimiz, ve şefkat meleğimizdir.Maalesef bugün toplumumuzda nice ağlayan analar var. Yemeden yedirip, içmeden içirip bin bir zahmetlerle büyüttüğü evladını kaybedenlerin  gözyaşlarına derman olunması gerekirken, çok konuşulmanın yanı sıra, hakir görülen nice vatan seven “ANNELER” vardır…

O halde onları ağlatanlardan değil, onları senede bir gün değil her zaman hayatlarında ve ölümlerinden sonra da hoşnut etmeye gayret gösterelim. Zira cennet anaların ayağı altındadır.Cennete giden yol,ananın rızasından geçmektedir. Unutmayalım ki anne baba hakkı ve sevgisi, onları huzur evlerine  mahkum etmek, onlara karşı  sevgisiz ve saygısız kalmak değildir. Hatta  Rabbimizi sevmenin tezahürü anne ve babanın rızasına bağlıdır. Cenab-ı Allah (cc) İsra 17/23 Ayetinde: “ Rabbin şöyle buyurdu: Allah’tan başkasına ibadet etmeyin.Anaya babaya güzel muamele edin.Şayet onlardan her ikisi veya birisi yaşlanmış olarak senin yanında  bulunursa  sakın onlara hizmetten yüksünme “Öf” bile deme.” Ayetin yanı sıra (Ahkaf 46/15), “Biz insana, anne ve babasına güzel muamele  etmesini emrettik.” buyurmaktadır. (Kur’an-ı Hakim ve açıklamalı Meali Prof. Dr. Suat YILDIRIM) Görüldüğü üzere dinimiz, ebeveynimizi üzmek, incitmek, şöyle dursun; yüzlerine karşı “Öf” bile demeyi yasaklamış, onlara saygılı, hoşgörülü davranmayı ve onları yürekten sevmeyi emretmiştir.Anne sevgisi, sevgilerin en güzelidir. Anne; bağlılığın fedakarlığın, cömertliğin, karşılık beklemeden vermenin ve sevmenin sembolüdür. Anne, ilâhi rahmete benzer. Hep verir, fakat karşılık beklemez. Bakınız bu nükteye: Bir zamanlar bir genç, kötü kalpli bir kızı sevmiş ve onunla evlenmek istemiş. Ancak kız, korkunç bir şart ileri sürerek Senin sevgini ölçmek istiyorum ve beni gerçekten seviyor musun? Bunun için de köpeğime yedirmek için, bana annenin kalbini getireceksin. Nankör evlat, tüyler ürperten bu teklif karşısında uzun bir tereddüt geçirmiş, sonunda kızın istediğini yerine getirerek annesini öldürmüş, çıkardığı kalbini bir mendile koyup kızın evine doğru yönelmiş. Hızla giderken ayağı bir taşa takılmış. Mendile sarılı kalp bir tarafa, kendisi de bir tarafa düşmüş. Canı acıdığı için, ağzından ister istemez Ah anacığım sözleri dökülmüş. Annesinin tozlara bulanan ve hâlâ soğumamış olan kalbinden, o an bir ses yükselmiş;CANIM YAVRUM,bir yerin acıdı mı? diyerek karşılık vermiştir.Şairde: Has bahçenin bal arısı, Sevgilerin en durusu, Bir kez istese yavrusu ,Yüreğini verir anne. Diyerek anne sevgisini dile getirmiştir.Yüce dinimiz, anneye ve anne sevgisine özel bir yer vermiş, cenneti annelerin ayakları altına sererek, vaktinde kılınan namazdan sonra en sevimli işin anneye iyilik etmek olduğunu, Allah (cc)’ın rızasını kazanmanın, cennete varma yolunun anneye hizmetten ve anneyi gereği gibi sevmekten geçtiğini bildirmiştir. Dolayısıyla anneler, senenin belli bir gününde sevilip, diğer zamanlarda ihmal edilecek varlıklar değildirler haaa… Anneler, ömür boyu sevgiye, saygıya,hizmete ve hürmete layık en yüce varlıklardır. Anneler, başların tacı, gönüllerin ilacıdır.Onların kalplerini gönüllerini kırmamalıyız.Çünkü cennetin yolu, şefaatin yolu, imanın yolu onların rızasından geçen. Bakınız Hz.Peygamber (sav) Efendimizin sahabe-sinden Alkame adında, aslında sadakası bol, hayır ve hasenatı çok, namazına düşkün, iyi bir kimse, ağır bir hastalığa tutulmuş, sekarat halinde yatarken. Hz. Peygamberimiz Alkamenin rahatsızlığını işitince Hz. Ali , Hz. Ammar, Hz. Selman ve Hz.Bilal  (ra) hazretlerini hastanın hatırını sormaya gönderdi. Gittiklerinde Alkame son nefesini yaşıyordu ama bir türlü şahadet getiremiyordu. Hz.Ali, Hz.Bilal ya Bilal git Peygamberimize durumu anlat. Hz. Peygamberimiz durumu öğrenince şöyle buyurdu: Alkamenin annesi babası var mı? evet yaşlı ve ihtiyar bir annesi var dediler.Ya Bilal Alkamenin annesini bana getirin. Bir müddet sonra Alkamenin annesi Hz.Peygamberimiz (sav)’in huzuruna geldi. Peygamberimiz Alkamenin annesine sordu. Oğluna kırgınmısın, kadın evet ya Resulallah oğlum benim kalbimi kırmıştır zira hanımını benden üstün tutuyor. Hz. Peygamberimiz şöyle buyurdu korkarım ki Alkame imansız gidebilir, hepiniz buraya odun ve çalı çırpı getiriniz Alkameyi ateşte yakacağım deyince kadıncağız Ya Rasulallah bu nasıl olur, benim evladımı benim gözümün önünde yakacaksın. Göz göre göre ben buna nasıl tahammül ederim diyerek ağlamaya başlar. Hz. Peygamberimiz Allah’(cc)’ın azabı daha çok şiddetli ve devamlıdır. Dünya ateşine benzemez. Sen eğer evladını ateşte yanmasını istemiyorsan, Alkame den hoşnut ve razı olmalısın ve annelik hakkını ona helal etmelisin ki evladın cehennem ateşinde yanmasın. Nefsim kudret elinde olan rabbime yemin olsun ki sen eğer Alkameye hakkını helal etmessen ondan hoşnut olmassan onun namaz ve duası hayır ve sadakası onu asla azaptan kurtarmaz işte böyle dili tutulur ve şahadet getiremez buyurunca.Yaşlı gönlü kırık olan anne ya Rasulallah Allah (cc)’ı seni ve buradaki tüm sahabeleri şahit tutarım ki ben oğlum Alkame den razı oldum ona hakkımı helal ettim ahirette ondan davacı olmayacağım dedikten sonra Hz. Peygamber (sav) Efendimiz Ya Bilal git bak bakalım Alkamenin dili çözülmüşmü ? Hz.Bilal gidip bakar ve Alkame (ra) Rabbisinin rızasıyla bülbül olmuş sahabelerin yanında gürül gürül kelimei şahadet getirerek ahiret hayatına imanla irfanla  her ne kadar  hanımını annesinden üstün görsede göçüyor. Yüce Allah (cc), dünyadaki sevgilerin en yücesi olan evlat sevgisini, anne-babaya vermiştir.Bu sevginin hiçbir menfaati ve kuralı yoktur.Fakat bazı evlatlar nankörlük edip o sevgiyi yok edebiliyorlar. Anne-babanın koşulsuz saf sevgisi zaman zaman bazı evlatlar tarafından fark edilmeyebiliyor. Ne yazık ki bu sevgi zengin-fakir ayrımı olmaksızın,her anne-baba için geçerlidir.Annelerimizin değeri hiçbir şeyle ölçülmez.Onlara olan sevgimizi sadece bir güne, anneler gününe, sığdırmanın ne kadar doğru olduğunu varın siz düşünün. Lütfen okuyucu kardeşlerim ayağa kalkın benim için de annenizin elinden öpün.Çünkü Annem benim cennetimdir.Bir günde olsa hatırlanmayan anele-rimizi hatırlayalım.Nolur gelin anneleri ağlatmayalım, laflarla, gaflarla meşgul olmayalım, genç tabutların gelmesini önleyelim. Anneleri evlatsız, hanımları dul, çocukları yetim bırakanların gırtlağına sarılalım…Allah'ı seven kişi, başta anne-babasını mutlu etmeli, onlara sevgisini göstermelidir ki sonunda Allah da onu sevsin. Anne-babasına zarar veren zaten ülkesine de faydalı olamaz. İşte zarar içinde zarar…” Başta sılada olan annemin ve babamın ve diğer annelerin ellerinden öperim. Görüşünceye dek hoşça kalın dostça kalın…  
 
Yusuf ÇAKICI – Yalıhüyük/KONYA

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER