Yalihuyuk.com – Konya

Ya! Yine mi Bayram..!

Rahman olan, Rahim olan, Hadi olan, Bedi olan, Reşid olan, Yüce Allah (cc)’ın isimleriyle başlayalım inşaallah…

18 Aralık 2007 - 23:27 'de eklendi ve 214 kez görüntülendi.
Ya! Yine mi Bayram..!

Rahman olan, Rahim olan, Hadi olan, Bedi olan, Reşid olan, Yüce Allah (cc)’ın isimleriyle başlayalım inşaallah…

İnsan yeryüzündeki varoluş amacını, ancak vahyin inşa ettiği bir bilinçle en iyi bir biçimde gerçekleştirebilir. Bu bilince ulaşması için insanın, önce kendi anlam ve amacı üzerinde ciddi bir biçimde düşünmesi gerekmektedir. Sormazlar mı “ İNSANA ” Sahi insan hiç amaçsız olabilir mi? Ortalama ömrü 60-65 gün olan bir arının dahi bal yapmak gibi muhteşem bir amacı olsun da, yaratıklar evreninin en üstünü , şaheseri olan insanın bir amaca ulaşmaması ne gariptir dostlar!.. İbadetlerden Allah (cc)'ın değil insanın çıkarı vardır. Çünkü muhtaç olan insan, ihtiyaç giderense Allah (cc)'tır. Allah (cc), insan ilişkisinde ibadet insanı Allah (cc) 'a ulaştıran bir bilinçtir. Bu bilinçte  takvanın  taaa kendisidir. Mübarek gün ve geceler-gündüzler hep gufranla tüllenir durur, İbrahimi ve İsmaili mirası olan Bayram hayrı, bereketi, neşeyi,
dostluğu, ilâhî bir şölen içinde.
  
Malumunuz, her toplumun, kendi inançlarına göre, bayramları olduğu gibi; Medine de  İslâm devletinin kuruluşundan bugüne, bütün İslâm âleminde kutlanan bu ümmetin de iki bayramı vardır.Biri Ramazan Bayramı.Haaa tabi kimileri için  şeker bayramı olduğu gibi diğeri de Kurban bayramı bununda hakkı verilmezse o kimseler içinde ET bayramı olduğu  unutul-mamalıdır. Müslümanlara Kurban Bayramı tutulan on günlük orucuyla, infak ve ikramlarla, bayram günü Allah (cc) rızası için kesilen kurbanın sosyal dayanışma içinde zenginin belki bir yıl içinde et yiyemeyen fakirlerin haliyle hallendiği bir ortamın sonucunda hak edilen İlâhî bir armağanı ve  kulluk okulunun diploma törenidir. Bu törende her ne kadar Peygamber’e, Dine, diyanete,dinimizin birer vecibesi olan başörtüsüne utanmadan arlanmadan yan gözle bakanlar istemeseler de, Rabbani ve Peygamberi bir seda ile onların inadına Bilali Habeşi ve Davudi bir seda ile “Allah-u Ekber, Allah-u Ekber, Lâ ilâhe illâ'llâhu va'llâhu Ekber, Allah-u Ekber ve li'llâhi'l-Hamd ” şeklinde yüksek sesle getirilen Teşrik tekbirleri ile coş kunun dış âlemle paylaşılmasıdır. Bu özel tekbirler, benzetme yerinde ise, Yaratıcı ile bayramlaşmadır. Daha sonra sırasıyla önce aile, sonra akrabalar ve daha sonra bütün müslümanlar birbiriyle bayramlaşır; sesli tekbirler şeklindeki sloganlar da tabiattaki diğer varlıklarla bayramlaşma, onlarla selâmlaşmadır.
  
Bunun yanı sıra Bayram günündeki sevinçle birlikte, boğazımıza dizilen acı bir soru : Kâfirlerin emrinde, çeşitli zulümlere muhâtap, zillet içinde yaşayan dünya coğrafyasındaki özellikle, Filistin’de sapan taşlı çocukların dalının, kolunun, fidelerinin, budandığı, gelin – kızların giysilerinin kirletildiği, çocukların hep yetim kaldığı “ ELEM YECİDKE YETİMEN FEAVA’yı  okuyan  insanlar, kolları ve bacakları budanmış delikanlıları boyunları gövdele-rinden ayrılmış insanları gözleri uyur gibi kapanmış, kan pıhtıları içindeki bu çocukların anne ve babalarının, hanice vurulan evlatlarımızın, Bayram gelmiş, neyime, Kan damlar yüreğime, aman aman garibem!diye feryâd-ü figânı koparan zülüm ve işkenceler altında, inim inim inlerken, ne bağdat’tan ne Şam’dan  ne Mekke’den  ne diyarıbekir’den  ne İstanbul’dan  ne buhara’dan bunca telefon direğine rağmen birbirlerini duymayan ve önemsemeyen günümüzün müslümanları, nasıl sevinip bayram yapsınlar, bayram yapmaya haklarının olduğu halde!..
  
Ve sonunda biraz buruk, biraz kırık da olsa bayram geldi. Geniş İslam coğrafyası yangın yeri, İslam ümmeti çağın yetimleri ve öksüzleri olsa da, geldi. Hoş geldi sefalar getirdi. Bayramlar, gerçek bayramın bir provasıdır. Arapça da bayram “İYD” sözcüğüyle ifade edilir. Bu kelime lütuf ve tekrar dönüş anlamlarına gelir. Bayram’ın bu sözcükle karşılanmasının nedeni, verilen emeğin, yapılan eylemin karşılığını alan kişiye sevinç, lütuf ve ihsan olarak geri dönmesi, fazlasıyla “iade” edilmesidir. Bayramlar, sinelerimize neşe olur akar. Tuttukları nazik on günlük oruçların,verdikleri hayır ve hasenatların ardından maddi durumu iyi olanların kese-cekleri kurbanlarla saygıyla uğurlayanlara göklerin saygı mesajlarını sunar.Ve hemen herkese ukbâ güzelliklerinden neler ve neler fısıldar.Bayram, dünya ve ötelere ait güzelliklerin birbirine karıştığı, insanların ibadetlerle melekleştiği, meleklerin bu benzerliğe  gıpta ettiği, iltifat olarak bayramlaşan o temiz ruhlar arasında dalga  dalga  her şeyin bir güzelliğe büründüğü öyle bir gündür ki, onu tam duyup yaşayabilenler kendilerini uyanmak istemedikleri bir rüya âleminde sanırlar. Dünya gününü âdeta Cennet zamanlarına çevirirler, evet onlar böyle bir hayretler içinde,her şeyde Hakk'a ait güzellikleri görmeleriyle,güzide görevlilerimizin en beliğ hutbeleri, vaazları  îrad etmekte, hemen bütün mekanlar da, bayram rengi, bayram ahengi ve nağmelerin sunulduğu gibi “ Can bula cananını Bayram o bayram ola, Kul bula sultanını Bayram o bayram ola! (Merhum Mehemmed Lütfi Efe) ”…
  
Bayramda duygular o kadar yumuşar, ruh öylesine hafifler ve mantık gönülle o denli içli dışlı olur ki, insan bazen bu seviyedeki bir farklılaşma karşısında hayretten hayrete girer. Kim bilir belki de ona bu ölçüde insanî değerleri hatırlattığından ötürü bayramın daha sık gelmesini arzu eder.Bütün imanlı gönüllere yüzlerce seneden beri hep aziz bir misafir gibi gelip,başımıza, bereketini boşaltan ve bizi şefkatle kucaklayan bayram, o kadar bizim olmuştur ki onu hep evle-rimizde-odalarımızda, mabetlerimizde sokaklarımızda bizden biri gibi duymuş ve sinelerimizi açarak koşmuşuzdur. Çocukların cıvıl cıvıl sevinçlerini, yaşlıların o nerde o eski bayramlar diye mırıldamalarının andıran duruşlarını, kadın-erkek, genç-ihtiyar herkesin neşeyle sevgiyle-saygıyla – hürmetle Elifbanın 8. harfi gibi  birbirlerine tazimde bulunup  kucakladıklarını bütün canlılığıyla bir kere daha duyar ve kendimizi üstün bir âlemin, koynunda sanırız. Aciz kardeşiniz  şimdilerde, anadan-babadan kısacası sıladan ayrı  yaşadığım bu mübarek günlerin hasretiyle hep içimi çekip göz yaşlarımla dursam da, bir zamanlar bayramlarla aydınlanmış, renklenmiş o müstesna zaman dilimlerini saat, dakika ve saniyeleriyle duyup tadabiliyor ve yeni dostlarımla el ele, gönül gönüle bulunduğum o “ EYYÂMULLAH ”ı bütünüyle  hissedebiliyorum…Bayramın  güzelliklerinden tam nasip alabilmek için,Allah (cc)’a iç dökme, gibi kendini farklı hâllerle ifade ederek gün boyu Peygamber (sav)'e ellerini- gönüllerini açık tutar. Dünya durdukça o bayramlar da bütün canlılığıyla hafızalarımızda yaşayacak ve gelecek yeni bayramlarımıza birer model teşkil edecektir.
  
Bu vesileyle Kurban bayramını ilahi gündem olarak algılayanların “ KURBAN BAYRAMI ”nı kutlar. Bu bayram’ın maddi – manevi zorluklardan sonra duygusal neşeye ve bir gün bu dünya gül bahçesine döneceğinin, çünkü kendimizin değil bu topraklarında BAYRAMA  SUSADIĞINI  UNUTMAYALIM. Sonuçta; Sultan Süleyman’a kalmayan, Dünya size mi kalır. Bunu böyle bilin!Ve unutmayın… Haftaya buluşuncaya dek hoşça kalın dostça kalın!.. Kestiğiniz kurbanlardan hak edenleri de sevindirin.

Yusuf ÇAKICI – Yalıhüyük / KONYA

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER