Yalihuyuk.com – Konya

Mevla’yı seven Leyla’yı sever

Rahman olan, Rahim olan, Hadi olan, Bedi olan, Reşid olan, Yüce Allah (c.c.)’ın isimleriyle başlayalım…

16 Eylül 2011 - 22:33 'de eklendi ve 367 kez görüntülendi.
Mevla’yı seven Leyla’yı sever

Rahman olan, Rahim olan, Hadi olan, Bedi olan, Reşid olan, Yüce Allah (c.c.)’ın isimleriyle başlayalım…

Malumunuz olduğu üzere dünyadaki bütün yollar ölüme çıkar. Ölümden sonra yollar tek yola iner, o da Allah (c.c)’dan başlayan yol,  yine Allah (c.c)’da biter.
      Beden ve ruhtan meydana gelmiş olan insan, bedeniyle değil, gerçek manada ruhuyla insandır. Topraktan yaratılmış olan cesedin akıbeti yine toprak olacağı halde, sayesinde insanın insanlığını kazandığı ruhu, Yüce Allah (c.c.)’ın ebedilik fikriyle ve ebedi olma fıtratıyla yaratılmıştır. Allah (c.c.) ruhu sayesinde insana melekleri secde ettirmiş ve ona kâinatın efendisi ve yeryüzünün halifesi kılmış olan insan, ahiretini dünyada kazandığı gibi, dünyasını da ahirete olan imanı sayesinde düzeltir ve mamur eder.
  Yeryüzünde sevgiye en çok önem veren din, hiç şüphesiz İslam dinidir. İslam medeniyeti sevgi medeniyetidir. Bu medeniyeti meydana getiren de İslam’ın neferleri olan müslüman toplumudur. Çünkü Yüce Resul (s.a.v.) “ İman etmedikçe Cennet’e giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de, iman etmiş olamazsınız” buyurmaktadır. Demek ki; Sevgi olmadan iman makbul olmaz. Fert ve toplum seviyesinde sevginin icrasının en güzel tezahürü Peygamber lisanıyla gökteki yıldızlar vasfına mazhar olan güzide ashabı gerek yaşam ve gerekse ölüm anında olsun canlarıyla mallarıyla ortaya koymuşlardır.
  Örnek mi? Buyurun bakalım… Ölüm anında Yermuk gazasında bizzat bulunmuş olan bir Sahabi diyor ki; savaş durmuş yaralıların ihtiyaçları karşılanmaya başlanmıştı. Ben de su dolu kırbamı (Kabımı) alıp amcamın oğlu Harise’ye koştum. Yaralılar arasında bulup suyu uzattığım sırada yan tarafında İkrime’nin su su diye feryadını duydum. Allah rızası için bir damla su. Dediğinde amcamın oğlu Harise göz işaretiyle suyu ona götür dedi ve içmedi. Bende suyu alıp İkrime’ye uzatınca bu sefer yanında ağır yaralı olan İyyaş’ın su diye feryadıydı Allah rızası için bir damla su sesini duyunda İkrime göz işaretiyle suyu ona götür dedi ve içmedi. Suyu İyyaş’e getirince baktım ki İyyaş’e de şehit oldu. Bunu görünce suyu bari İkrime’ye götürün dediğimde İkrime’de şehit olmuştu. Bari suyu amcamın oğlu Harise’ye götüreyim dedim de baktım ki o da şehit olmuş. Hayatımda çok fedakârlıklar gördüm amma böylesine ölümleri pahasına gelen suyu din kardeşlerine tercih eden fedakâr insanları görmemiştim. Diyor Ashabı Resul (s.a.v.). 
     Ehli hakikatten biride şöyle der,
     Mevla’yı sevmek Leyla’yı sevmektir;
     Leyla’yı sevmek de Mevla’yı sevmektir.     
  Sevginin bir diğer adı da rahmettir. Rahmet Allah (c.c.)’ın kullarına, annenin çocuğuna olan sevgisi gibi… Zaten Allah (c.c.)’ı sevmek, Allah (c.c.)’ı yani  (marifetullah)’ı tanımak insanlar üzerine, ben müslümanım diyenlere farz kılınmamış mı? Müslümanın görevi, sevgisini iyiye, güzele ve meşru olana yöneltmektir. Sevdiğini Allah için sevmeli, sevmediğini de yine Allah için sevmemelidir. Allah’ın sevdiklerini sırf Allah rızası için sevmek, sevmediklerinden yine O’nun rızasını umarak kaçınmak gerekir. Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur:  ” Hz. Allah  (c.c.) kıyamet gününde: ‘Benim için birbirlerini sevenler nerede? Onları gölgemden başka gölge bulunmayan bir günde Arş’ın gölgesinde gölgelendireceğim.’ buyurur.”  (Müslim, Birr ve Sıla, 161)
  Yüce Allah (c.c.) Kur’an-ı Kerim’de “… Sabredenler, tevbe edenler, temizlenenler, muhsinler…” olarak dile getirilmektedir. Eğer bir ümmet Allah’ı sevmeyi terkederse, Allah (c.c.)’da O’nu seven ve kendisinin sevdiği yeni bir grup ortaya çıkarır:
  Aslında Yüce Allah (c.c.)’ın cemal ve celal sıfatları insana olan sevgisinin ihsanının göstergeleridir.  İhsan makamı adalet makamından daha üstündür. İHSAN: iyilik etmek, karşılıksız vermek ve bir işi ya da ibadeti en mükemmel şekilde yapmak anlamına gelir. İhsanı Hz. Peygamber (s.a.v) “Allah’ı görüyormuşçasına ona ibadet etmek” olarak tanımlamıştır.
  Allah’ın sevdiği muhsinlerin diğer bazı özellikleri şu ayeti kerimede sıralanmıştır: “Onlar ki hem bolluk tutarlar ve insanları affederler, çünkü Allah (c.c.) iyilik yapanları sever.” (Kur’an Mesajı Meal Tefsiri Muhammed ESED c1.s116)
 Hata eden veya günah işleyen kişinin önünde iki yol vardır:
        a)-  Şeytan gibi böbürlenip hatasını kabullenmemek ve meşrulaştırmaya çalışmak, ya da 
        b)- Âdem (a.s.) gibi hatasını kabul edip tevbe etmek. Bu da insanı günahın manevi kirinden temizleyen büyük bir fazilettir.
 İslam’ın sevgi dini olması sadece Allah (c.c.) ile sevgiye bağlı kalmamalı. Ya bunun yanı sıra İslam, Hz. Peygamber (s.a.v.) ile müminler arasında da sevgiye dayalı bir ilişki tavsiye eder ve müminlerde onu sever, o da müminleri sever.
  Ebu Talha (r.a.) Medineli müslümanlar arasında bağ ve bahçeyle uğraşan biriydi. Mescidi-i Nebevi’nin karşısında Beyruha adlı bir bahçesi vardı. Hurma ağaçları, asma ve tatlı suyu ile meşhurdu. Efendimiz (s.a.v.) sık sık buraya uğrar, suyundan içerdi. Ebu Talha (r.a.) Peygamber aşığı bir gençdi.  Gönlü cihad ruhuyla dolu bir yiğit. Allah (c.c.) yolunda infakta malıyla, cihad da canıyla cömertlik yapan Ebu Talha (r.a.) Rasulullah (s.a.v.) Efendimizden ayrılmayan âşıklarındandı. Efendimizi canı gibi sever, ona hizmeti şeref bilirdi. Huzur-i âlilerinde pür edeb diz çökerek otururdu. Onu gölge gibi takib ederdi. Bütün savaşlara iştirak etti. Uhud günü en zor anlarda dahi yanından ayrılmadı. “Canım canın için feda, yüzüm yüzün için kalkandır Ya Rasulullah” diyerek vücudunu siper etti. O öylesine âşık idi ki, evinde pişirdiği yemeği yalnız yiyemezdi. Sevgili Peygamberimize haber gönderir onun iştirakini isterdi. Efendimiz de zaman zaman gider, Ümmü Süleym’in hazırladığı yemeği yer ve orada öyle uykusuna yatardı. Görüşünceye dek eviniz gül, gönlünüz gülşen olsun. Hoşça kalın dostça kalalım…

 

                    Yusuf ÇAKICI
                Yalıhüyük / Konya

 

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER