Yalihuyuk.com – Konya

Sünnete uygun nişan ve düğün nasıl olmalı

İnsanı yaratan Allah(cc)onunla birlikte nefis ve şehveti de yaratmıştır. Şehevi arzu ve isteklerin yerine getirilmesi için Rabbimiz bizlere evlenmeyi tavsiye etmiş haram yollara yönelmemizi yasaklamıştır.

28 Şubat 2011 - 22:41 'de eklendi ve 322 kez görüntülendi.
Sünnete uygun nişan ve düğün nasıl olmalı

İnsanı yaratan Allah(cc)onunla birlikte nefis ve şehveti de yaratmıştır. Şehevi arzu ve isteklerin yerine getirilmesi için Rabbimiz bizlere evlenmeyi tavsiye etmiş haram yollara yönelmemizi yasaklamıştır.

Yüce Allah insanları, birbirlerine muhtaç olacak, birbirlerini tamamlayacak şekilde yaratmıştır. İnsanlar; hayatı birlikte paylaşacak, istek ve arzuları birlikte karşılayacak, hedefe birlikte yürüyecek, mutluluk ve huzuru birlikte yaşayacak kabiliyetlerle donatılmıştır. Bu kabiliyetler, hayatı yalnız yaşayarak değil, bir aile yuvası kurarak kullanılabilir. İnsanın hayatta huzur bulması da buna bağlıdır. Bunun için dinimiz evlenmemizi istemektedir. Evlilik nikâhla mümkündür. Evlilikte iki cins, birbirlerini tamamlamaktadır. İki vücut, iki kalp, iki ruh ve iki ayrı şahsiyet birleşir, bir vücut hâline gelir. Bu şekilde iki ayrı kişi  “ben” şuuruyla değil,“biz” şuuruyla düşünmeye başlar. İki ayrı dünya, bir tek dünya olur. Çünkü insanın manevî ihtiyaçlarını tatmin eden en önemli unsur, kalbine mukabil bir kalbin bulunmasıdır.

Nişan dini bir emir değildir. Adettendir. Nişan merasimi, hiçbir zaman nikâh sayılamaz. Birer yüzük takılması ve karşılıklı hediyeler verilmesi, evlenme vadinde bulunulması üzerine nikâh kıyılmış olamaz.
Nikâh, usulü dairesinde, icap ve kabulün gerçekleşmesi ile tahakkuk eder. Yoksa vad ile( söz verme) nikâh hâsıl olmaz.
Nişanlılar nikâhlı sayılamayacağı için, bir odada baş başa kalamaz, el ele tutuşamaz, beraber seyahate çıkamazlar. Bir erkekle evlenme vadinde bulunan bir kadın, onunla nikâhlanmış sayılamayacağından, başka birisi ile de evlenebilir.
Zamanımızda bilhassa okullarda gençlerin kendi aralarında nikâh yapma âdeti ortaya çıktı. Bu birçok yönden mahzurludur. Her şeyden önce nikâhı devletin kabul ettiği bir otoritenin kıyması gerekmektedir ki kadının hakları korunmuş olsun. Bugün hoca nikâhı diye bildiğimiz nikâh devlet tarafından kabul edilmediği, kayıtlara geçmediği için hukuken geçerli değildir. Nikâh yapılınca, dinimizce o iki genç karı-koca hükmündedirler. Karşılıklı vazifelerini yerine getirmek mecburiyetindedirler. Geçici olarak, nefislerini eğlendirmek için yapılmış ise bu da uygun değildir. Nikâh ciddi bir iştir. Şakası, geçicisi olmaz. Nikâh oyuncak haline getirilemez. Bu şekilde, resmi nikâh olmadan yapılan nikâhın önemli bir tehlikesi de şudur: Okul bitince gençler memleketlerine dönüyorlar. Birbirlerinin izlerini kaybediyorlar. Nüfusta da evli olarak görünmedikleri için kızın evlenmesinde kanuni bir sakınca bulunmamakta ve başkasıyla evlenebilmektedir. Hâlbuki kız hala nikâh altındadır, erkek boşamadıkça dinen başka biri ile evlenemez. Evlendiği takdirde bir ömür zina yapmış olur.
Bunun başka bir versiyonuda şöyle gerçekleşmektedir; Aileler nişan veya sözden hemen sonra haramlık ortadan kalksın diye dini nikâh kıydırmaktadırlar. Bu durumda gençler zaten nikâhlıyız diye henüz evlenmeden, düğün olmadan daha ileri safhalara işi götürebilirler, nihayetinde değişik nedenlerle ayrılık vuku bulduğunda, özellikle kız tarafı vazgeçmek istediğinde işler karışmakta ve o kızımız için hiçte iyi olmayan sonuçlar ortaya çıkmaktadır.
Almanya da görevde iken böyle bir olay meydana gelmişti. Kız tarafı ayrılmak istiyor, oğlan boşamadığı için kızın başka biriyle evlenme imkânı olamıyordu. Kızın ailesi bu durumdan çok sıkıntı yaşamışlardı.
O halde günümüzde, ülkemizde, yürürlükteki bu kanunlar çerçevesinde ailelerin, resmi nikâhtan sonra dini nikâhı yaptırmaları en uygun olanıdır. Böyle yapıldığı zamanda sanki iki nikâhı varmış gibi algılanmamalıdır. Bazı kimselerden duyduğumuz, “kanunen boşandık ama dini nikâhımız duruyor “gibi sözler çok yanlış ifadelerdir. Bu konulara çok dikkat etmemiz gerekmektedir.
Dinimize uygun bin düğün nasıl olmalı?
Her konuda olduğu gibi bu konuda da peygamberimizin uyarılarına kulak vermek mecburiyetindeyiz.
Öncelikli olarak iki şeyden kaçınmak mecburiyetindeyiz;
Haramlar ve israf.
Düğünler elbette ki mutluluk günleridir. Böyle bir günde yas tutmayacağız, eğleneceğiz. Ama dinimizin ve örfümüzün bizden istediği, usulüne uygun bir şekilde eğleneceğiz. Kadınlar kendi aralarında, erkekler kendi aralarında Harama düşmemek şartıyla mahalli adet ve örflerine uygun her türlü merasim yapılabilir. Maalesef birçok yerde olduğu gibi kadın erkek bir arada kalkıp oynaması, dans etmesi, orada ki görenler yetmiyormuşçasına televizyonlarda ve Internet sitelerinde yayınlanmasının inancımızla asla uyuşmadığını belirtmek mecburiyetindeyiz.Bununla birlikte eğlence adı altında Allah’ın haram kıldığı alkolün bolca tüketilmesi, sünnet olan bir fiili işlerken nasıl haramın içine daldığımızın açık göstergesi değilmi? dir. Haramlarla temeli atılan böyle bir yuvada huzuru bulmak mümkün olabilir mi? Bu gün yapılan evliliklerin yarıya yakınının boşanma ile sonuçlanmasının altındaki en büyük nedenlerden birinin de temelinin inançlarımıza uygun olmayarak atılmış olması olamaz mı? Oğlunun düğünün de şu kadar kasa viski, bu kadar kasa alkol tüketildiğini övünerek anlatan zavallı bir müslümanın, daha sonra da gelinim bana baba demiyor diye yakındığına bizzat şahit olmuştum. O kişiye; “ dövmediğine şükret öbür âlem için de Alla(cc)tan tövbe istiğfar et” demiştim. Bu dünyadan göçen bu kardeşimize Allah’tan mağfiret diliyorum. Düğünde içki, çalgı gibi dinen yasak olunan şeyler yapılıyorsa, icabet edilmez. Eğer, uygun olmayan şeylere müdahale etmeye gücü yetiyorsa müdahale eder.  Düğünde, az veya çok ziyafet vermek sünnettir. Resul-i Ekrem (as)evlendiği zaman, ziyafet vermiş. Eshab-ı kiramdan olan Abdurrahman İbn Avf’a evlenince, “Bir koyun kesmek sureti ile de olsa ziyafet ver”(camiul ehadis, kitabun nikâh,355) buyurmuştur. Düğünde, zenginler de, fakirler de davet edilmelidir. Resulullah (as): “O düğün ziyafeti ne kötü bir ziyafettir ki, zenginler davet edilir de, fakirler mahrum bırakılır”(Ramûz, c.2/305-7).buyurmuştur.. Gerek düğün sahibi, gerekse herhangi bir kimse, haramdan hediye kabul etmemelidir. Bir adamın malının çoğu haram değilse, onun hediyesini kabul etmek caizdir.  Evlilik çok sağlam bir yapıdır. Günlük zevklerin çok ötesinde, çok derin, geçmiş ve geleceği kucaklayan bir yuvadır.
Aile toplumun çekirdeğidir. Ne kadar sağlam olursa toplum o kadar güçlü olur. Ailenin erozyona uğradığı toplumlarda bunalımlar artmaktadır. Bu gün batı toplumlarında bunun çarpıcı örneklerini görmekteyiz. Allah’ın evliği teşvik etmesi, bütün dinlerin aileyi kutsal bir yuva olarak görmesinin hikmeti günümüzde daha iyi anlaşılmaktadır.
Ailenin güçlü olabilmesi için temelinin çok sağlam olması gerektiğini belirtmiştim, Bunun içinde Allah(cc) ve Resulünün istek ve tavsiyelerine kulak vermekten başka çare yoktur.
Düğünlerde dikkat edilmesi gereken ikinci husus alış verişlerde israftan kaçınılmalıdır. Erkek tarafı gücünün üstünde borçlandırılmamalı, günümüzdeki gerekli olan ihtiyaçlar ile yetinilmelidir. Peygamberimiz zamanındaki çeyizler şöyle bir göz atalım. Hz. Ali’nin vermiş olduğu mehrin bir kısmı ile Hz. Fatıma validemiz için alınan çeyiz ve ev eşyası on sekiz parçadan ibarettir. Resul-i Ekrem. 400 dirhemlik mehirden Hz. Ebu Bekir’e 63 dirhem vererek, çeyiz satın almak üzere, onu çarşıya gönderdi. Bunların taşınmasına yardım etmek üzere Hz. Selman ile Hz. Bilal’ı yardımcı verdi. Alınan on sekiz parça eşya şunlardır; 3 adet minder, 1 adet seccade, 1 adet içi hurma lifiyle doldurulmuş yüz yastığı, 2 adet el değirmeni, 1 adet su tulumu, 1 adet su testisi, 1 adet meşin su bardağı, 1 adet elek, 1 adet havlu, 1 adet koç postu, 1 adet alaca kilim, 1 adet sedir [divan], 2 adet Yemen işi alaca elbise, 1 adet kadife yorgan. Hz. Ebu Bekir bunları getirdiğinde, cihanın Fahri Ebedisi Hz. Muhammed yaşlı gözlerle şöyle dua etti: “Ya Rabbi, senin sevmediğin israftan çekinen kimselere bu eşyayı hayırlı kıl.” İşte Hz. Fatıma, bir ev için en zaruri ihtiyaçlardan bulunan bu kadarcık bir ev eşyası ile gelin oldu.
Yavrularımıza yapacağımız düğünlerin inancımıza uygun, mutlu yuvalar olması temennimle, selam ve saygılar sunuyorum.28.02.11 Mustafa Öztürk

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER