Yalihuyuk.com – Konya

Can veren can ı yakmayalım !!

Buram buram bereket kokan Anadolu topraklarının nimetlerini tüketirken bir yandan da toprak anaya vefasızlığımızı görmezden gelemeyiz.

13 Eylül 2013 - 8:29 'de eklendi ve 411 kez görüntülendi.
Can veren can ı yakmayalım !!

Buram buram bereket kokan Anadolu topraklarının nimetlerini tüketirken bir yandan da toprak anaya vefasızlığımızı görmezden gelemeyiz.

Çiftçilerimizin hasat döneminden sonra yeni ekim dönemi öncesi anız yangınlarına dikkat çekmek maksadım.
Toprak canlı bir varlık ve bünyesinde binlerce canlıyı barındırıyor. Toprak içerisinde bulanan mineraller anız yangınları ile yok oluyor. İlçe Tarım bununla ilgili her çeşit bilgilendirme toplantıları yapmasına rağmen seminerler vermesine ilgili birimlerce cezai müeyyidenin uygulanmasına rağmen hala anız yangınlarının önüne geçilebilmiş değil.
Çiftçi de her dönem zorlaşan maliyetler nedeniyle kolay bir yöntem olarak düşündüğü anız yakma alışkanlığından vazgeçmiyor.
Neler yapılabilir nasıl önlenebilir nasıl alternatifler sunulabilir konusunu mutlaka ilgili birimler konunun uzmanları araştırıyordur muhakkak.
İşin birde  başka  boyutu yakılan bu anızların sadece ekin alanlarında kalmayıp Ormanlık alanlara sıçraması ,hatta yerleşim birimlerinde maddi hasar vermesi ne şahit  oluyoruz.
Konuya  bir  başka  pencereden bakmak maksadı ile Cihan Hükümdarı Kanuninin karınca şiirini ve konusunu paylaşmak isterim.
‘’Osmanlı Devletinin kudretli hükümdarı Kanuni Sultan Süleyman  devlet işlerinden zaman bulduğunda soluklanmak için Topkapı Sarayı’nın avlusunda bulunan arka bahçeye çıkar, ağaçları, kuşları, denizi seyrederken ağaçlardan bir tanesinin buruştuğunu fark eder. Ağacın dallarını karıncalar sarmış ağaca zarar vermekte olduğunu görür. Aklına bir çözüm yolu gelir. Ağaçlara ilaç atacak ve ağaçlar bir nefes alacaktı.. Fakat birkaç dakika daha düşününce bu fikrin o kadar da iyi olmadığını anlar. Karıncalar da can taşıyordu, ağaçları ilaçlatırsa onlar ölebilirdi. İşin içinden çıkamayacağını anlayan Kanunî, bu konuyu danışmak için hocası Ebussuud Efendi’yi aramaya koyulur. Hocasının odasına gider. Ama hocası odada yoktur. Hemen oracıkta bulduğu kâğıt parçasına kafasına takılan soruyu edebî bir üslupla yazar ve hocasının rahlesi üzerine bırakır.Birkaç saat sonra hocası odasına gelmiş ve rahlenin üzerinde el yazısıile yazılmış kâğıdı görmüştür. Eline hat kalemini alan Ebussuud Efendi, talebesinin soruyu yazdığı kâğıdın altına bir şeyler yazar ve kâğıdı rahleye bırakır.Kanunî bir ara tekrar hocasının odasına uğrar ama. Hocası yine yerinde yoktur; ama rahlenin üzerine bırakmış olduğu kâğıdın üzerine kendi yazısı dışında bir şeylerin daha yazılmış olduğunu görür. Merakla kâğıdı eline alır ve okumaya başlar. Yazıyı okuyunca yüzünde bir tebessüm belirir. Kâğıdın üst kısmında Kanunî’nin hocasına yazdığı sual vardır.
Kanunî şöyle diyordu hocasına:

Meyve ağaçlarını sarınca karınca
 Günah var mı karıncayı kırınca?

Hocası Ebussuud soruyu şöyle cevaplıyordu:

Yarın Hakk’ın divanına varınca
 Süleyman’dan hakkın alır karınca

Osmanlı Devletinin kudretli hükümdarı Kanuni Sultan Süleyman ‘ın bu davranışını örnek almak dileği ile …

 

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER